"Fevâid-i dünyeviyesi, yalnız müreccih (tercih edici) ve teşvik edici derecesinde olabilir. Eğer illet derecesine çıksa ve o amel-i hayrın yapmasına sebep o fâide olsa, o ameli iptal eder; lâakal ihlâsı kırılır, sevabı kaçar." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

Mesela dua kitaplarında Evradların haysiyetine ve faidelerine dair ifadeler görünce haliyle okuma arzusu ve gayreti oluyor, belki o haysiyet ve faydası beyan edilmezse okunmayacak idi. o Evradı, bu meseleyi somut misaller ile izah eder misiniz, tam olarak nasıl hareket etmeliyiz, bahsi geçen müreccih ve illet noktası nasıl olmalı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ben gördüm ki, ehl-i diyanet, belki de ehl-i takvâ bir kısım zâtlar bizimle gayet ciddî alakadarlık peyda ettiler. O bir iki zâtta gördüm ki, diyaneti ister ve yapmasını sever, tâ ki hayat-ı dünyeviyesinde muvaffak olabilsin, işi rastgelsin. Hattâ tarikatı, keşf ve keramet için ister. Demek âhiret arzusunu ve dinî vezâifin uhrevî meyvelerini dünya hayatına bir dirsek, bir basamak gibi yapıyor. Bilmiyor ki, saadet-i uhreviye gibi saadet-i dünyeviyeye dahi medar olan hakaik-i diniyenin fevâid-i dünyeviyesi, yalnız müreccih (tercih edici) ve teşvik edici derecesinde olabilir. Eğer illet derecesine çıksa ve o amel-i hayrın yapmasına sebep o fâide olsa, o ameli iptal eder; lâakal ihlâsı kırılır, sevabı kaçar."(1)

Zikir, vird ve dualar kalbe, ruha ve latifelere bizatihi şifa ve gıda olduğu için, bu duyguların teşvik ve motivasyona ihtiyacı bulunmuyor. Bu duygular menfaat ve fayda gözetmeksizin bizatihi bunlarla mutmain oluyorlar.

Mesela, kalbin Cevşen'den istifade edebilmesi için Cevşen’in dünyevi ve zahiri faydalarına ihtiyacı bulunmuyor, ihlas ile okumak kalbin tatmini için yeterli oluyor. Hatta dünyevi menfaatler bile, kalbin huzurunu bozabiliyor.

Lakin insanda kalpten başka nefis, heva, cisim gibi sakil ve menfaate müptela duygular da bulunuyor ki, bunların hayırlı işlere yönelebilmesi için dünyevi fayda ve menfaatler ile teşvik ve motive edilmesi gerekiyor. Zikir, vird ve dualar nefse ağır geliyor, nefis bunları menfaatsiz ve faydasız kabullenemiyor. Çünkü nefsin karakterinde hazır ve dünyevi menfaatleri gaybi ve uhrevi faydalara tercih etme hastalığı bulunuyor.

Bu sebeple zikir, vird ve duaların dünyevi ve zahiri faydaları, nefsi ikna ve yatıştırma açısından bir tercih bir teşvik olarak kullanılabilir. Ama aynı mülahaza kalp ve ruh açısından caiz olmaz. Zira nefse şifa olan bir şey kalbe zehir olabilir. Yani ibadetlerin dünyevi faydaları nefse teşvik ve şifa olurken, kalp ve ruha zararlı bir zehir olabiliyor.

Mesela, Cevşen’nin zırh olma vasfı nefsin ikna edilmesi ve yatıştırılması açısından tiryak iken, aynı vasıf kalp ve ruha asıl sebep olarak sunulursa, ruh ve kalbin zehri oluverir.

Zikir, vird ve duaların illeti ihlas ile okumak iken, dünyevi faydaları ise nefse tercih ve teşvik için atılan yem gibidir.

Dipnotlar:

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 74. Mektup.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Belki zayıflar için müşevvik ve müreccih hükmüne geçerler. Eğer o dünyaya ait faydalar ve menfaatler o ubudiyete, o virde veya o zikre illet veya illetin bir cüz’ü olsa, o ubudiyeti kısmen iptal eder..." İzahı nasıldır?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...