Block title
Block content

"Fikrin sönük ise; Kur'anın güneşi altına gir, imanın nuriyle bak ki: Yıldız böceği olan fikrin yerine her bir âyet-i Kur'an, birer yıldız misillü sana ışık verir." Bu cümleyi açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu manayı en güzel okumanın yolu, hakikate ulaşmayı salt akıl ile yeterli gören filozofların eserlerine ve fikirlerine bakmaktır. Onlar, akıllarını vahyin ışığına teslim etmedikleri için, kainat okyanusunda boğulmuşlardır. Sebepler ve tabiat bataklığında debelenip durmuşlardır. Bu da vahiysiz soyut akıl ile hakikatlere ulaşmak mümkün değildir, önermesini doğruluyor. İbn-i Sina ve Farabi gibi dahi filozoflar salt akıl ile "hakiki tevhidi" ve "imanın diğer rükünlerini" tahkiki bir surette anlayamamışlar ve bu hususta mukallit kalmışlardır.

Mesela; Kur’an, kainatta her şeyin ve her mevcudun, Allah’ın tedbir ve tasarrufunda oluğunu, ayetleri ile izah ve ispat ederken, filozoflar salt aklı ile, kainatı sebepler ve tesadüfün kucağına atarlar. O'nun kainattaki isim ve sıfatlarının tecelli ve  cilvelerini sebepler zincirine bağlarlar. İbn-i Sina’nın, öldükten sonra dirilme inancında "akıl bunda gitmez" demesi, aklın vahiy karşısında ne kadar aciz olduğunun bir itirafıdır.

İnsan aklı, maddi kayıtlar ile kayıtlı olmasından, maddenin ötelerine geçip, oralarda ne var ne yok, bilgi toplaması ve malumat alması imkansızdır. Ama Allah’ın ilmi olan vahiy, her yere her tarafa tam nüfuz ettiği için, her şeyin hakiki ahvalinden de tam haber verir. İnsan aklı da vahiy’in nüfuzlu nazarına iman ile râm olursa, onun ile her yeri ve her şeyi idrak edebilir. Bunun delili ise; Kur’an’ın talebeleri olan İslam alimlerinin eserleridir. Risale-i Nur'un çok yerleri vahiy ile aklın mukayesesini yapıyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...