Block title
Block content

"Fıtrat-ı insaniyenin garip bir hali, gaflet zamanında letâifle havâssın hükümlerini, iltibasla birbirine benzetir, tefrik edemez." cümlesini, özellikle "letâif ve havâs" açısından izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Fıtrat-ı insaniyenin garip bir hali, gaflet zamanında letâifle havâssın hükümlerini, iltibasla birbirine benzetir, tefrik edemez. Meselâ, elle gözü birbirine benzetip hizmetlerini ve vazifelerini tefrik edemeyen bir mecnun, yüksekte gözüyle gördüğü bir şeyi almak için elini uzatıyor. El gözün komşusu olduğu münasebetle, onun yaptığı işi el de yapabilir zanneder.  Kezâlik, insan-ı gafil, kendi şahsına ait ednâ, cüz'î bir tanzimden âciz olduğu halde, gururuyla, hayaliyle Cenab-ı Hakk'ın ef'âline tahakkümle el uzatıyor."(1)

Cenab-ı Hak insanı kendi isim ve sıfatlarını tartıp, ölçecek ve kıyas yolu ile anlayacak hissiyat, latife ve cihazlarla donatmıştır. Ama insan, inkâr veya gafleti yüzünden bu cihaz ve hissiyatı gerçek amacından saptırıp ya fuzuli ya da Allah’a karşı meydan okumada kullanıyor.

Nasıl küfür, imkânsızı mümkün, mümkünü de imkânsız olarak insana yutturur. Âlemi idare eden bir Zat-ı Akdes'in varlığını kabul etmek, ilmin ve mantığın gereği ve hatta aklen vacip bir durum  iken, küfür ve şirkin  imkansızlığı da apaçık ortada iken, gaflet yüzünden latifeler ve hisler, sahibine bu hakikati ters yüz ettiriyor.

Aynen bunun gibi, gaflet ve dalalet, insana muhali mümkün, mümkünü muhal gösterir. Gaflet öyle bir perde ki çok büyük hakikatleri ve meseleleri perdeliyor. Sahip olduğu his ve duygular onu en üst makama, alay-ı illiyine de çıkardığı gibi, en alta olan esfel-i safiline de düşürür.

Kendi âleminde gayet aciz ve elinden bir şey gelmeyen insan, gaflet sayesinde bazen Allah’ın işlerini ve icraatlarını beğenmiyor. Kısacık aklı ve kör hayaliyle kâinata mühendislik taslar. Sonsuz ilim nerede, kısacık bir şuur nerede?..

Ama kısa aklı ve şuuru ile Allah’ın işlerini sorguluyor. Halbuki haddini ve aczini anlayan iman erleri, onun huzurunda haya ve edep ile toprak olmuşlar. Ebu Cehil’i, cehaletin babası yapan, onun ibn-i gafil, yani, gafletin oğlu olmasıdır. Ebu Bekir (ra)’ı de sıddık yapan, imanın hadimi ve ilmin talibi olmasıdır. Bunlar, gaflet ile tefekkür, küfür ile imanın farkları ve neticeleridir.

Nefis maddidir, cismanidir, hantaldır, kesiftir, kayıtlıdır, hayvani ve nebatidir. Bu yönü ile insanın bir ayağı madde ile mahkumdur. İnsan bu ayak ile giderse iyi bir hayvan olur. Hatta hayvandan da aşağı zelil bir mahluk olur.

Ruh ise manevidir, nuranidir, hafiftir, latiftir, kayıtsızdır yani zaman ve mekanın kayıtları ile kayıtlı değildir, insanidir ve melek olma kabiliyetine sahiptir. İnsan bu yönünü geliştirirse, iyi bir insan iyi bir kul iyi bir melek olur.

(1) bk. Mesnev-i Nuriye, Habbe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Habbe | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1450 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...