Block title
Block content

"Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir. EY GAFLETE DALIP ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talip bedbaht nefsim!" On Dördüncü Söz'ün Hatimesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir."

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ   وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَاۤ اِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ

"Dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka birşey değildir."
(Âl-i İmrân, 3/185). Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talip bedbaht nefsim! Bilir misin, neye benzersin? Deve kuşuna! Avcıyı görür, uçamıyor; başını kuma sokuyor, ta avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarıda; avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez."(1)

Bu hatimede dünya hayatının nasıl insanlara Allah’ı ve ahireti unutturduğunu ve bu hastalıktan kurtulmanın çareleri izah ediliyor. Yukarıda mealini verdiğimiz ayetin de bir cihetle hakikatli bir tefsiridir bu hatime.

Üstad Hazretleri bu manevi hastalığı ölümü ikaz ve ihtar ederek tedavi ediyor. Zira bütün hataların ve gafletlerin başı nasıl dünya sevgisi ise, bu gaflet ve hataları yırtan ve tedavi eden ilaçta ölümdür ve onu çokça zikretmektir. Yani insan ölüm ve kabri tam manası ile anlayıp sürekli onları zinde ve zihinde tutsa, bu gaflet ve manevi hastalıkların büyük bir kısmı düzelir.

Zamanın değişmesi, asrın başkalaşması ölüm ve kabir hakikatini değiştirmiyor, insanın mahiyetindeki sonsuz acizlik ve fakirlik damarlarını tedavi etmiyor, tam aksine bu asır bu hakikatleri biraz daha açık ve bariz bir hale getirmiştir. Öyle ise asrın halini bahane edemezsin. 

Üstad Hazretleri devamla, insanların umumi bir şekilde gaflet ve günahta gitmesi seni cesaretlendirmesin, zira onların yoldaşlığı ve arkadaşlığı ancak kabir kapısına kadardır; ondan sonra yalnız ve çaresiz kalacaksın; diyerek insanların umumen gafil bir hayat içinde olmasının mazeret teşkil etmeyeceğini ihtar ediyor.

Yine devamla insan şu dünya hayatında başı boş ve gayesiz değildir; buna şahit bütün kainattaki mevcudatın mükemmel bir intizam ve ahenk içinde bir gaye etrafında hareket etmesidir. Bir çöpün dahi gaye ve intizam içinde olup da  kainatın halifesi konumunda olan insanın gayesiz ve başıboş olması nasıl mümkün olabilir. Hatta bütün kainat intizam ve ahengini insana odakladığı için, insan şayet vazifesi olan iman ve ibadeti terk ederse kainat bundan şikayetçi olup kızacaklar. Bu sebeple deprem ve sel gibi musibetler başımıza geliyor. İnsanın gafleti kainatın intizamını rencide ediyor ve musibetlerin gelmesine fetva verdiriyor.

(1) bk. Sözler, On Dördüncü Söz, Hatime.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...