Block title
Block content

"Gafletten neş'et eden dalâlet, pek garip ve aciptir. Mukareneti, illiyete kalb eder ... Halbuki, devamlı mukarenet, illiyete delil olamaz..." cümlelerini açıklar mısınız? Devamlı mukarenet illiyete delil olmaz mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Devamlı mukarenet: Sürekli ve daimi yakınlık demektir. İlliyet ise: Bir şeyin asıl sebebi demektir. (görünen sebep değil)

İki şeyin sürekli birbirine yakın olması, birinin diğerine illet olmasını gerektirmez. Mesela, Ağacın dalı ile meyvesi arasında mukarenet vardır. Kuzu ile koyun arasında mukarenet vardır. Yağmur ile bulut arasında mukarenet vardır. İşte bu sürekli yakınlık durumu meyveyi asıl yapanın ağaç, kuzuyu asıl yapanın koyun olduğu şeklindeki bir yaklaşımın, gaflet ve dalaletin neticesi olduğu ifade edilmektedir. Halbuki, daimi mukaranet, yakın olan sebebin yaratıcı olduğunu gerektirmez., denmektedir. Neden illet olamayacağı konusu ise, başka bir risalede bir ayetin tefsiri ışığında şöyle izah edilmektedir:  

"Yedinci sırr-ı belâgat: Kâh oluyor ki âyet, zâhirî sebebi icadın kabiliyetinden azletmek ve uzak göstermek için, müsebbebin gâyelerini, semerelerini gösteriyor. Tâ anlaşılsın ki, sebep yalnız zâhirî bir perdedir. Çünkü, gayet hakîmâne gâyeleri ve mühim semereleri irâde etmek, gayet Alîm, Hakîm birinin işi olmak lâzımdır; sebebi ise, şuursuz, câmiddir. Hem, semere ve gâyetini zikretmekle, âyet gösteriyor ki, sebepler çendan nazar-ı zâhirîde ve vücudda müsebbebât ile muttasıl ve bitişik görünür. Fakat, hakikatte mâbeynlerinde uzak bir mesafe var.

"Sebepten müsebbebin icadına kadar o derece uzaklık var ki, en büyük bir sebebin eli, en ednâ bir müsebbebin icadına yetişemez. İşte sebep ve müsebbeb ortasındaki uzun mesafede esmâ-i İlâhiye birer yıldız gibi tulû eder. Matlaları, o mesafe-i mâneviyedir. Nasıl ki zâhir nazarda dağların daire-i ufkunda semânın etekleri muttasıl ve mukârin görünür. Halbuki, daire-i ufk-u cibâlîden semânın eteğine kadar umum yıldızların matlaları ve başka şeylerin meskenleri olan bir mesafe-i azîme bulunduğu gibi; esbâb ile müsebbebât mâbeyninde, öyle bir mesafe-i mâneviye var ki, imânın dürbünüyle, Kur'ân'ın nuruyla görünür."
(1)

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz İkinci Şule

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

fxaysel

Teşekkür ederim.25. sözle desteklemeniz, Risale-i nur un açıklaması yine Risale-i nur dur beyanını açıkca bize gösteriyor. Allah hizmetinizi daim, halis, katında kabul eylesin. Amin!

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hudabin71033
allah ebeden daimen razı olsun Allah hizmetinizi daim, halis, katında kabul eylesin. Amin
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...