Block title
Block content

"Garâiptendir ki, en mahir müstensihlerin değil, belki acemîlerin yazılarında daha ziyade görülür." Bu cümlede kastedilen tevafuklar hangi katiplerin ellerinde ilk olarak ortaya çıkmışlardır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hangi müstensih olursa olsun, satırları, sayfaları ne şekilde olursa olsun, alâküllihal, bu tevafukat-ı gaybiye öyle bir derecede var ki, şüphe bırakmıyor ki, ne tesadüfün işi ve ne de müellifin ve müstensihlerin düşünüşüdür. Fakat bazı hatta daha ziyade tevafukat göze çarpıyor. Demek, şu risalelere mahsus bir hatt-ı hakikî vardır; bazıları o hatta yakınlaşıyor."

"Garâiptendir ki, en mahir müstensihlerin değil, belki acemîlerin yazılarında daha ziyade görülür. Bundan anlaşılıyor ki, Kur'ân'ın bir nevi tefsiri olan Sözlerdeki hüner ve zarafet ve meziyet kimsenin değil, belki muntazam, güzel hakaik-i Kur'âniyenin mübarek kametlerine yakışacak mevzun, muntazam üslûp libasları, kimsenin ihtiyar ve şuuruyla biçilmez ve kesilmez. Belki onların vücududur ki öyle ister; ve bir dest-i gaybîdir ki o kamete göre keser, biçer, giydirir. Biz ise, içinde bir tercüman, bir hizmetkârız."(1)

Risale-i Nur, Kur’an’ın hakiki ve güzel bir tefsiri olmasından dolayı, nasıl Kur’an mucizeye mazhar olmuş ise; Risale-i Nurlar da keramete mazhar olmuşlar. Bu noktadan Risale-i Nurların Osmanlıca yazılışlarında, cümle ve kelimelerin kalıplarında ve dizilişlerinde, harika bir simetrik tevafuklar oluşuyor. Hatta Risale-i Nurlar daha yazılmadan, yani maddi bir suret giymeden o tevafuk kalıpları Levh-i Mahfuz'da mevcuttu, Risale-i Nurları yazan Nur talebeleri bu mevcut kalıba mütenasip yazmaya çalışıyorlar, bu yazanlar içinde en çok da acemilerin mütenasip yazması keramete biraz daha kuvvet veriyor. Zira yazıda usta olanlar tevafuklu yazsa, bunlar ustalıkları ile suni bir şekilde yazmış vehmine düşmek ihtimali olabilirdi. Ama acemi yazıcıların böyle harika tevafuklara mazhar olmaları, kerametin kuvvetine ve parlaklığına delil teşkil ediyor.

Mesela, Hüsrev Ağabey'in hem Arabiyatı hem de güzel hattı olmadığı halde, tevafuklu Kur’an’a mazhar olması, Arabiyat ve hatta çok ileri olan Şamlı Hafız Ağabeyi çok geride bırakması, bu duruma somut bir delil ve örnektir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup Sekizinci Risale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...