GAYB

“Gizli olan, görünmeyen”

GAYBA İMAN

Kur’ân-ı Kerîm muttakilerden, yâni takva sahibi mü’minlerden bahsederken onların en büyük özelliği olarak “gayba imanlarını” gösterir.

Onlar gayba iman ederler.” mealindeki âyet-i kerimeyi (Bakara Sûresi,3) tefsir eden âlimlerimiz, gayba imana iki şekilde mâna verirler.

Birincisi, “Onlar gayba iman ederler; yâni görmedikleri halde, aklen ve naklen istidlâlde bulunarak (delillere dayanarak) iman ederler.”

Diğeri ise, “Onlar gıyaben dahi iman ederler; yâni münafıklar gibi sadece mü’minler arasında değil, gıyaben de Allah’a ve Resulüne (asm.) iman ederler.”

Gayb iki ayrı mânaya gelir: Birincisi, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz, yalnız Cenâb-ı Hakk’ın malûmu olan haller, hâdiseler, âlemlerdir ki, bunlar imana konu değildirler. İman bu gayb için değil, Kur’an-ı Azîmüşşan’ın haber verdiği ve Peygamber-i Zîşanın (asm.) izah ettiği ve varlığına aklın birtakım deliller getirebildiği gayb için söz konusudur.

“Bizce gayb, görülemeyen değil, görülmeyen demektir. Biz delilsiz olan gayba değil, delili olan gayb-ı mâkule iman ediyoruz.” Hak Dini Kur’an Dili

“Gayba iman” denilince akla ilk gelen, Allah’a ve diğer iman rükünlerine imandır. Bunlar hep gaybdır. İlk bakışta insanın aklına Peygamberlere (as.) imanın, gayba iman olmadığı gibi bir fikir gelebilir. Ama, biraz düşünüldüğünde anlaşılır ki, Peygamberlerin (as.) gayb olmayan, görülen cihetleri kulluklarıdır. O kulluk üzerine kurulmuş kudsî peygamberlik görevi ise gaybdır. Böyle olmasaydı, onlarla aynı zamanda yaşayan ve kendileriyle görüşen bütün insanlar mü’min olurlardı. Kitaplara iman da böyle…

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...