"Gayet kuvvetli bir nokta-i istinadı ve tükenmez bir nokta-i istimdadı, kalblerinde iman-ı billâh ve iman-ı bil’âhiret suretiyle yerleştirmek lâzımdır." Allah'a imanın nokta-i istinad, ahirete imanın nokta-i istimdad ile ifade edilmesinin hikmeti nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri bu inceliğe şu şekilde işaret ediyor:

"Evet, lillâhilhamd, şu âyetin hakikati, iman feyziyle, Yirminci Mektup gibi risalelerde kat'î ispat ettiğimiz gibi, herkesin kuvvet-i imaniyesi nisbetinde inkişaf eden öyle bir nokta-i istinad ruha ve kalbe verdi ki, o vaziyetin dehşetinden yüz derece ziyade korkunç, zararlı musibetlere karşı gelebilir bir kuvveti, iman-ı billâhtan verdi. Ve şöyle ihtar etti ki: 'Senin Hâlıkın olan şu memleketin Mâlik-i Hakikîsinin emrine her şey musahhardır. Herşeyin dizgini Onun elindedir. Ona intisabın yeter.' "

"O Hâlıkıma dayanıp tanıdıktan sonra, düşman suretini alan bütün şeyler düşmanlıklarını terk ettiler, ağlattıran hazîn haller beni neş'elendirmeye başladılar."

"Hem çok risalelerde kat'î burhanlarla da ispat ettiğimiz gibi, o hadsiz arzulara karşı iman-ı bil'âhiretten gelen nur ile öyle bir nokta-i istimdad verdi ki, değil küçücük ve muvakkat, kısa dünyevî ahbaplara karşı arzu ve rabıtalarıma, belki ebedü'l-âbâdda, âlem-i bekada, saadet-i ebediyede hadsiz uzun arzularıma kâfi gelebilir bir nokta-i istimdad verdi."

"Çünkü bir cilve-i rahmetiyle, muvakkat bir misafirhanesi olan bu dünyanın bir menzili olan şu zeminin yüzünde, o misafirlerini bir iki saat sevindirmek için, bahar sofrasında had ve hesaba gelmez, san'atlı, şirin nimetlerini her baharda ihsan edip bir kahvaltı hükmünde o misafirlere yedirdikten sonra, mesken-i ebedîlerinde sekiz daimî Cenneti hadsiz bir zamanda hadsiz envâ-ı nimetiyle doldurup ibâdına ihzar eden bir Rahmânü'r-Rahîmin rahmetine iman ile istinad edip intisabını bilen, elbette öyle bir nokta-i istimdad bulur ki, en ednâ derecesi, hadsiz ebedî emellere medet verip idame eder."(1)

Nokta-i istinad, Allah’ın havl ve kuvvetine dayanmak mânasına gelirken, nokta-i istimdad, O’nun kerem ve yardımına mazhar olmak demektir. İnsanın en büyük yardım ve ikram göreceği âlem ise ahiret âlemidir. Çünkü dünya ne kadar güzel bir sofra ve ne kadar güzel bir konaklama yeri de olsa fanidir.

İnsanın dünyadaki en büyük çaresizliği, fena ve zevalden kurtulup bekaya mazhar olabilmektir. İşte ahirete iman esası insana verilmiş en büyük istimdad noktasıdır. Yani Allah insanı ebedî saadete mazhar edecek, gözlerin görmediği, akılların almadığı ikramlar lutfedecektir. Bu da insan için en büyük bir istimdad noktasıdır.

Hulasa etmek gerekirse, "Allah’a iman ile intisab et, ahirette de O’nun sonsuz kerem ve ikramına mazhar ol" denilmek isteniyor.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a, On Üçüncü Rica.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...