Block title
Block content

"Gece, deniz ve hût ittifak etmişler. Bu üçünü birden emrine musahhar eden bir Zat onu sahil-i selâmete çıkarabilir." Sadece hut musahhar olsa yetmez mi, dalgalı denizin durulması, balığın karnındaki insana fayda eder mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada mevzubahis sadece Hazreti Yunus (as)'ın o halden kurtulması değil. Maksad-ı İlahi sadece kurtarmak olsa balığa da ihtiyaç yoktur, Allah Hz. Yunus (as)’a "Sahile çık!.." dese, anında çıkar ve kurtulur. Allah -haşa- sebeplere muhtaç değildir.

Buradaki asıl maksat, Allah’ın azamet ve kibriyasını gösterip ilan etmesidir. Sebeplerin, onun kudret elinde bal mumum gibi şekil aldığına işaret ediyor olmasıdır. Sebeplerin araya girmesi, onun kibriya ve azametine bir perde bir sahnedir.

Şöyle ki: Allah dünya hayatını imtihan ve tecrübe için hazırlamıştır. Aynı zamanda Allah kendi isim ve sıfatlarını insanlara izhar edip sergilemek istemiştir. Yani insan bu dünyaya hem fıtratına konulan kabiliyetlerin inkişaf etmesi hem de Allah’ın isim ve sıfatlarını talim etmek için gönderilmiştir. Bu kabiliyetlerin inkişaf etmesi ve Allah’ın isim ve sıfatlarını talim etmek ancak zaman ve müddet ile olur. Bu yüzden Allah dünya hayatını tedrici ve sebepler vasıtası ile zaman ve müddet içinde işleyip yaratıyor. Her bir unsuru hikmetli bir şekilde tertip ve sıra ile yaratıyor.

Bu hakikati akla yaklaştırmak için şöyle bir temsil verebiliriz: Mesela bir bina ustası kendi ustalık sanatını insanlara göstermek için bir bina inşa etmeye başlıyor. Bu binayı iki farklı tarzda inşa etme yeteneğine sahip.

Birinci tarz, harika bir şekilde binayı defi ve ani olarak zamansız ve müddetsiz yapması. Bu tarz inşa şeklinde her şey ani olduğu için, seyirciler ustanın ustalığı ve mahareti hakkında bir şey anlayamaz. Tertip ve sıra gözetilmediği için ince sanat ve kabiliyetler tam idrak edilemiyor, her şey anlık cereyan ediyor.

İkinci tarz inşa ile yapmaktır, yani binayı  bir tertip ve zaman ile yapmak tarzıdır. Usta binayı yaparken binanın her aşamasını belli bir müddet ve zaman ile seyircilerin nazarına izhar ederek yapıyor. Başka bir tabirle eze eze ve göstere göstere binanın üzerinde bütün maharet ve ustalığını seyircilere sergiliyor. Burada elbette bir süreç ve merhaleler zinciri olmak gerekiyor. Tertip ve müddet içinde seyirciler ancak bir şey anlayabilirler.

Burada araya sebepler girer ki, her bir sebep Allah’ın kudretini sergileyen ve ilan eden bir sahne gibidir. Fırtınalı gecenin mehtaplı geceye dönüşmesi, İlahi kudretin sergilendiği İlahi bir sahne ve perde gibidir. İnsanlar bu perdede onun sonsuz kudretini hayranlık ile seyreder. Şayet ani bir şekilde Yunus (as) kurtulsa kimse bu sahneden bir mana ve ibret çıkaramaz. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Lem'a | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5131 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

kuruçubuk
güzel bir soru ve harika bir cevap Allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
isahalim

"Çünkü o halde ona necat verecek öyle bir Zat lâzım ki, hükmü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem cevv-i semâya geçebilsin." ifadesinde gece ve cevv-i sema aynı şeye işaret etmiyor mu, neden ayrı zikrediliyor bu hadise için? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Gece karanlığı temsil ederken cevv-i sema havanın bulutlu ve fırtınalı halini temsil ediyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...