Block title
Block content

"Geçmiş ve gelecek mahlûkatın hayat-ı mâneviyeleri hükmünde olan intizam ve nizam ve mâlûmiyet ve meşhudiyet ve taayyün ve evâmir-i tekviniyeyi imtisâle müheyyâ bir vaziyette bulunmalarını sırr-ı hayat iktizâ ediyor." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ayan: Bir şeyin zatı, esası, özü ve mahiyeti manasına gelen, aynı zamanda kesret manasını ifade eden bir kelimedir. Sabit kelimesine izafe edilmesi ise, adem-i mutlaktan müberra olmasına delalet içindir.

Allah’ın Zat-ı Akdesi ile beraber isim ve sıfatlarının da ezeli ve ebedi olması, mutlak yokluk ve hiçlik manasını ve ihtimalini ortadan kaldırıyor. Zira Vacibü'l-Vücud ile mutlak yokluk manası, iki zıttır. İki zıttın beraber bulunması ise muhaldir. Bu yüzden, Vacibü'l-Vücut olan Allah, ezeli varlığı ile adem-i mutlakı mahv  etmiştir. O zaman her şey, -ister mevcud olsun, ister madum olsun- Allah’ın ezeli ve ebedi ilminde sabit ve daimdir.

Evet, her şeyin ve her mevcudun iki cephesi vardır. Birisi, mahiyet ve zatı; diğeri ise, hariçteki vücudu ve suretidir, yani cismani boyutudur. Her şeyin aslını ve özünü teşkil eden ise, zatı ve mahiyetidir. Bu da Allah’ın ezeli ve ebedi ilminde manevi ve ilmi olarak mevcuttur. Buna vücud-u ilmi de denir.

Şayet, Cenab-ı Hak, ezeli irade ve kudreti ile, ilminde sabit olan bu mahiyetlere ve asıllara harici bir vücut verirse, o zaman ilmîlik ve manevilikten mahlukat ve şehadet alemine intikal etmiş olurlar. Üstad Hazretlerinin şu ifadeleri, eşyanın kaderdeki ilmi vaziyetlerinin ne şekilde olduğunu ve nasıl ince ve latif bir hayata mazhar olduğunu beyan ediyor.

"Elbette alem-i gayb, yani mâzi, müstakbel, yani geçmiş ve gelecek mahlûkatın hayat-ı mâneviyeleri hükmünde olan intizam ve nizam ve mâlûmiyet ve meşhudiyet ve taayyün ve evâmir-i tekviniyeyi imtisâle müheyyâ bir vaziyette bulunmalarını sırr-ı hayat iktizâ ediyor."(1) 

Yani biz maddi aleme gelmeden önce kaderdeki ilmi varlık boyutunda da, mahiyetini bilemediğimiz bir hayata mazhar idik. Zira hayat bütün alemlerde bir çeşit tecelli etmiştir. Bu tecelli eden hayatın mahiyeti de tecelli ettiği aleme göre farklılık arz eder. Maddi alemdeki hayat ile kader dairesindeki hayatın mahiyeti aynı değildir.

Kaderde manevi ve ilmi bir varlığa sahip olan ve gelecekte maddi aleme intikal etmeyi bekleyen mevcudat, kaderin mahiyetine uygun ve latif bir hayata mazhariyetleri var, ama bizim şu maddi hayatımız gibi değildir. İkisini iyi temyiz/ayırt etmek gerekir. Vefattan sonra zaten yeni ve ikinci ve daha mükemmel bir hayata kavuşacağımız bilinen bir hadisedir. Ahiretteki hayat dünya hayatının daha inkişaf ve terakki edilmiş bir halidir.

Özet olarak, mevcudat da ezeli kaderden beri bir çok hallere ve alemlere girip ilerliyor, bu hallerin ve alemlerin hepsinde hayata mazhariyeti vardır, ama hüküm ve manaları birbirlerinden farklıdır. Kaderdeki hayatın tecellisi ile maddi alemdeki hayatın tecellisi aynı değildir; aralarında azim farklar var, biri latif bir hayat iken diğeri maddi ve kevnidir mesela. Öyle ise mazi, hazır/an  ve istikbalin bir çeşit hayata mazhariyetleri vardır.

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz, Zeylin İkinci Parçası.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Beşinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2232 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...