"Gençliğin derin uykusunu daha ziyade kalınlaştıran Harb-i Umumînin dağdağaları..." Savaş, gençliğin verdiği derin uykuyu, gafleti nasıl kalınlaştırır? "Harb-i Umumînin dağdağaları" nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İbadetlerin en güzel ve en kolay yapılacağı dönem, gençlik dönemidir. Sıhhati yerinde olduğu için orucunu daha kolay tutar. İhtiyarlıkta insanın kuvveti azaldığı, beli büküldüğü, takati zayıfladığı ve bazı hastalıklara duçar olduğu için, ibadetlerin rahatlıkla yapamayabilir. Çoğu yaşlılar namazlarını oturduğu yerde kılıyor, orucunu tutamıyor.

Aynı şekilde gençlik gaflete düşmeye ve günahlara girmeye de müsait bir dönemdir. Bu sebeple cehennem amellerinin büyük bir kısmı, yani günahlar bu dönemde işlenir. Hapishaneler, hastaneler, meyhaneler; hep gençliğin taşkınlıkları yüzünden dolup taşmaktadır. Demek gençlik hayırlı işleri de şerli işleri de yapmakta kuvvetli bir vasıtadır. Bu yüzden, hayatımızın en mühim dönemi gençlik dönemidir, zira cennet de cehennem de çoğunlukla bu dönemde kazanılıyor.

Birinci Dünya Savaşı'nda dünya müthiş bir çalkantı ve karmaşa içinde olduğu, hususen İslam âlemi ve Osmanlı büyük bir çıkmazın ve çöküşün içine sürüklendiği için, insanın hem duygusal hem de fikri bir dağdağanın içine düşmesi pek tabiidir. Esaret başlı başına zaten bir keşmekeşliktir. Üstad Hazretleri iki yıl Rusların elinde esir hayatı geçirmiş, birçok sıkıntı ve meşakkatlere maruz kalmış, idamdan bile son anda kurtulmuştur.

Üstad Hazretleri bu gibi sıkıntıları ve karmaşaları ruhunda hissettikten sonra, kuvvetli imanıyla bütün olumsuzlukları kendi iç aleminde hayra ve güzelliğe çeviriyor. Bir cihetle en elim hâdiselerden bile güzel ve hayırlı neticeler çıkarıyor. Bu haller onun ruh ve maneviyatında hak ile batılın bir mücadelesi şeklindedir. Yani Üstad Hazretleri bir anda o yüksek makama ulaşmış değil, onun da hayat imtihanında birçok mücadele ve mücahedeleri vardır.

Üstad Hazretleri burada bize numune ve model olmak için o hallerini tasvir ediyor.

Kafası karışık, hayat düzeni allak bullak ve huzuru yerinde olmayan bir insan, sağlıklı ve derin bir şekilde düşünemez, ya da bir şeye yoğunlaşamaz. O sıkıntılar insanı kendi ile meşgul eder, hakiki vazifesi olan ibadeti bir derece unutturur. Olağanüstü durumlarda nasıl bazı haklar ve hürriyetler kısıtlanıyor ise, aynı şekilde sıkıntılı zamanlarda ve karışık ortamlarda da ibadetler aksatılıyor, tefekkür ve zikir manası derinliğini yitiriyor. Yani bir cihetle savaşlar ve olağanüstü durumlar ister istemez huzuru bozuyor.

Bu gibi çalkantılı ve karışık durumlar en çok da gençlere tesir ediyor. Dünyadaki bütün fitne ve fesatların baş aktörü gençlerdir. Gençlikte hissiyat kuvvetli, muhakeme zayıf olduğu için gaflete veya fitneye meyil fazladır.

Üstad Hazretleri o olumsuz şartlarda kulluk görevlerini aksatmamaları için gençleri ikaz ediyor. Çok gençler olağanüstü durumları bahane ederek ibadeti terk edebiliyor. Özellikle siyasetin çekiciliği ve dünya hâdiselerinin cazibesi, insanın asıl vazifesi olan kulluktan alıkoyabiliyor. Burada bu manaya işaret ediliyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...