Block title
Block content

Gezegenlerin yaratılmasının hikmeti nedir? Orada mahluklar var mıdır? Kimsenin görmediği bazı yıldızların veya gezegenlerin yaratılmasının hikmeti nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İlmin tespit ettiğine göre, güneş ışınları sekiz dakikada dünyamıza ulaşmaktadır. Ve dünya veya kâinat kurulduğundan bu yana, henüz ışığı dünyamıza yetişmemiş yıldız ve gezegenlerin bulunduğu söylenilmektedir.

İşte feza aleminin bu muhteşemliği, onu yaratan zatın harikalığını nazaramıza vermektedir. Ve onlar, oralarda yaratılan cin, melaike ve diğer ruhaniyet ile şenlendirilmiştir.

Denizlerin derin diplerinde bulunan balık ve canlılardan, fezanın en uç kısımlarına kadar, her yer Cenab-ı Hakk'a ibadet eden mahlukatla doludur.

Yıldızlar, gezegenler Cenab-ı Hakk'ın haşmetini apaçık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Cenab-ı Hakk'ın varlığına bir nurlu delildirler. Cenab-ı Hakk'ın hem birliğine, hemde güç ve kuvvetine birer şahid konumundadırlar. Âdeta oralarda bulunan melaikelerle, binler ve milyon gözlerle kâintı ve dünyamızı temaşa etmektedirler.

Âdeta herbir yıldız ve gezegen, Cenab-ı Hakk'ın bir büyük gemisi hükmündedirler. Bu yıldızlar, yüzbin diller ile Cenab-ı Hakk'ı tesbih ve tahmid ve tekbir eden ruhaniyatla doludur. Mektubat eserinde bulunan şu şiir yukarıda ifade edilenleri özetlemektedir.

"Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şirinine,
Nâme-i nurunu hikmet bak ne takrir eylemiş.
Hep beraber nutka gelmiş, hak lisanıyla derler:
Bir Kadîr-i Zülcelâlin haşmet-i sultanına,
Birer bürhan-ı nurefşânız biz vücud-u Sânia,
Hem vahdete, hem kudrete şahitleriz biz.
Şu zeminin yüzünü yaldızlayan,
Nazenin mu'cizâtı çün melek seyranına,
Şu semânın arza bakan, Cennete dikkat eden
Binler müdakkik gözleriz biz. Haşiye
Tûbâ-yı hilkatten semâvat şıkkına,
Hep kehkeşan ağsânına,
Bir Cemîl-i Zülcelâlin dest-i hikmetiyle takılmış,
Pek güzel meyveleriz biz.
Şu semâvat ehline birer mescid-i seyyar,
Birer hane-i devvar, birer ulvî âşiyâne,
Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i cebbar,
Birer tayyareleriz biz.
Bir Kadîr-i Zülkemâlin, bir Hakîm-i Zülcelâlin,
Birer mucize-i kudret, birer harika-i san'at-ı Hâlıkane,
Birer nadire-i hikmet, birer dâhiye-i hilkat,
Birer nur âlemiyiz biz.
Böyle yüz bin dille yüz bin bürhan gösteririz,
İşittiririz insan olan insana.
Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,
Hem işitmez sözümüzü. Hak söyleyen âyetleriz biz.
Sikkemiz bir, turramız bir, Rabbimize müsebbihiz, zikrederiz âbidâne,
Kehkeşanın halka-i kübrâsına mensup birer meczuplarız biz."
(1)

Meleklere iman, imanın esaslarından biridir. Her Müslüman iman eder ki; Cenâb-ı Hakk’ın melek namında latif mahlukları vardır. Bunlar Allah’ı tespih eder, ayrıca kendilerine verilen diğer vazifeleri de yerine getirirler. İsyansız olan bu mahluklar, beşer gibi bir imtihana tabi değillerdir; fıtratları safi, kendileri masum, makamları sabittir.

Şu maddi alemin bir küçük misali olan insan bedeninde akla, hafızaya, hayale ve sevgi, korku, merak gibi binlerce hissiyata vazife gördüren Cenab-ı Hakk, elbette şu muhteşem kâinatı boş bırakmamış, onu da meleklerle şenlendirmiştir.

Bu muhteşem kâinatın çok küçük ve cüzi bir yerinde insanoğlu yaşadığına göre, Dünyanın bir çok yeri zahiren boş ve muattaldır. Halbuki İslamî inanışa göre, insanların bulunmadığı yerlerde diğer manevi mahluklar mevcuttur. Bunlar; melek, cin ve ruhaniyat diye isimlendirilir. Bediüzzaman hazretleri bunu bir vecizeyle şöyle özetlemektedir.

"Hâli dağlar, boş sahralar Cenab-ı Hakk'ın ibadıyla doludur."

Melekler insanlardan önce halkedildiklerinden dolayı, bizler onlara iman etmekle mükellef kılınmışız. Onlar da daha insanoğlu yeni yarıtılırken zaten varlığından Cenab-ı Hak tarafından haberdar ediliyor. Kur'an-ı Kerim bu konuya bir kaç ayetiyle temas etmektedir.

Meleklerin varlığını kabul etmek zaten şart. Ancak ilmimizi artırıp onların vazifelerini, Allah'a olan teslimiyetlerini bilmemiz de bizim için, Cenab-ı Hakk'a olan imanımız noktasından ayrı bir bakış açısı kazandıracak kanaatindeyiz.

(1) bk. Mektubat, Dördüncü Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...