Block title
Block content

"Götürmek manasını ifade eden "Zehebe"den anlaşılıyor ki, esbap müsebbebat üzere musallat ve müstevli değildir. Yani, esbabın irtifaı zamanında, esbapla bağlı ve kaim olan müsebbebatın adem deryasına düşmesi ihtimali yoktur..." Açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sebeplerin neticeler üstünde yaratma noktasında hiçbir tesir ve yetkileri yoktur. Bu manaya işaret etmek için, sebeplerin neticeler üstünde müstevli (istilacı) ve musallat olmadığı ifade ediliyor.

İlliyet ve maluliyet:  (Determinizm, nedensellik) Olay  ve vakaların  birbirine belirli bir şekilde bağlı olması, her şeyin bir sebebi olması ya da her şeyin bir sebebe bağlanarak açıklanabilir olması ya da belli sebeplerin belirli sonuçları doğuracağı, aynı sebeplerin aynı şartlarda aynı sonuçları vereceğini iddia eden felsefi bir kavramdır.

Bu felsefeye göre kainatta her şey sebeplerin tasarrufunda ve idaresindedir. Allah’ın kainat üzerindeki tedbir ve tasarrufunu inkar ediyorlar. Bir nevi sebepleri ilahlaştırıyorlar. Neticeyi sebepten biliyorlar. Risale-i Nur'un en birinci hedefi bu batıl felsefeyi çürütmektir. Risale-i Nur'un ekser parçaları bu fikri kati deliller ile çürütüyor.

Lakin önemli bir nokta var, o da şudur: Üstad Hazretleri  sebepleri inkar etmiyor, sadece sebeplerin ilahlaştırılmasını reddediyor. Sebepler neticeleri yaratmıyor, sadece onların teşekkül ve yaratılmasında vasıtalık ve araçlık yapıyor. Allah kainatta sebepler vasıtası ile iş yapıyor. Bu yüzden kainatta sebepler bir sünnetullah ve adetuulah nevinden sabit ve daimidirler. Allah bu nizamını bozmuyor, sürekli ve devamlı yapmıştır. Zaten determinist felsefeyi yanıltan da bu kanun ve sebeplerin istikrar ve devamlılığıdır. Yani aynı neticenin aynı sebeple sürekli beraber olmaları, insanların ekserisini yanıltmıştır.

Halbuki elma ağacı, elmanın; arı, balın; inek, sütün, üzerinden  bir katrilyon yıl da geçse mucidi ve yaratıcısı olamaz. Üstad Hazretleri bu noktayı nazara veriyor. Yoksa sebeplerin varlığını ve devamlılığını inkar etmiyor. Hatta Risale-i Nur'un önemli bir delili, bu sebeplerin sürekli ve devamlı olmasıdır. Zira kanunların ve sebeplerin sürekli olması bir nizamı gösterir, nizam ise Nazımı akla ispat eder.

Ayrıca iktiran bahsi de meselemize ışık tutar. İktiran, sebep ile sonucun beraber gelmesine denir. Elma ile elma ağacının, yumurta ile tavuğun, süt ile ineğin, bal ile arının beraber gelmeleri gibi. Halbuki Allah yumurtayı tavuksuz, sütü ineksiz, elmayı ağaçsız da verebilir.

Neticeyi sebepten bilenleri yanıltan nokta, sebep ile neticenin sürekli beraber olmalarıdır. Yumurtanın sebebi tavuktur ve bu, Allah’ın bir adeti ve kanunu olmasından dolayı sürekli olarak böyle cereyan ediyor. İşte bu ikisinin beraber gelmesi ve sürekli olması, yumurtanın tavuk tarafından icat edildiği zannını doğuruyor ki, bu zanna iktiran denir. Determinist (Alemde her şeyi sebeplere veren bir felsefe) ve maddeci felsefiyi yanıltan nokta, bu sebep ve neticenin sürekli beraber gelmesidir.

İllet ise, bir şeyin hakiki yaratıcı ve mucidine denir. Kainatta her şeyin illeti ve yaratıcısı, yani hakiki sebebi Allah’ın irade ve kudretidir. Neticelere araç olan sebepler ise, arada sadece bir perde bir vasıtadır. Bunun en büyük ispatı, sebeplerin adi ve basit, ondan hasıl olan neticenin mükemmel ve sanatlı olmasıdır. Elma mükemmeldir, ağaç ise adi ve basit bir araçtır. Ağacın elmayı icat ettiğini savunmak, ahmaklıktan başka bir şey değildir. Zira elmanın teşekkülünde bütün kainat çarkları işliyor, bütün kainatı kudret elinde tutamayan, elmayı da icat edemez. Ağacın bütün kainatın Rabbi ve İlahı olduğunu akıl kabul ederse, o zaman elma ağcındır iddiası doğru olur. Bunu en ahmak adam bile kabul etmeyeceğine göre, elmanın tek yaratıcısı Allah’tır. 

Diğer yandan, Allah sebepleri gayet derecede zayıf ve kuvvetsiz, neticeyi ise gayet derecede kuvvetli ve sanatlı yaratmıştır. Bunun hikmeti ise insanlar neticeyi sebepten bilmesinler diyedir. Yani neticeyi tanzim edip yaratan sebepler değil, Allah’tır. Bunu insanlara ilan ve izhar etmek için sebepleri gayet adi ve basit, ondan hasıl olan neticeleri ise gayet sanatlı ve güzel yaratmış.

Sebeplerin zayıf, sebepten hasıl olan neticenin kuvvetli olduğuna milyonlarca örnek verilebilir. Mesela bir köy ahalisini bir asker zorla bir yere sevk edebilir. Burada sevk kuvveti askerin şahsından değil, askerlik münasebeti ile dayandığı ordu kuvvetinden geliyor. Bu yüzden asker kendi namına değil, ordu namına bu işi yapıyor denilir. Yoksa aksini iddia etmek hamakat olur. Zira bir askerin şahsi kuvveti, bu kadar insanı zorla sevk etmeye yetmez.

Yine tohum ve çekirdek Allah’ın kudretine bir perde, bir sebeptir; yoksa mucit ve yaratıcı değildir. Çekirdek ve tohumun mahiyeti gayet basit ve zayıf iken, çekirdek ve tohumdan hasıl olan ağacın mahiyeti ise gayet mükemmel ve ağırdır. Böyle bir sebebin, böyle bir neticeyi yaratıp, bütün işlerini tedbir ve idare etmesi mümkün değildir. Öyle ise çekirdek ve tohum her şeye kudreti yeten bir Zatın memuru ve hizmetkarıdır. Tıpkı asker örneğindeki gibi.

Mercimek tanesi büyüklüğünde olan hafızanın, milyonlarca levhayı ve resimleri muhafaza etmesi, küçük bir et parçasının işi değil, Allah’ın kudretinin bir harikası ve işidir. Şayet insanın yaşamı boyunca bütün görüp duyduğu şeyleri şu tırnak kadar et ve ondaki hücreler arşivliyor dersek ve  oradaki, ilahi kudret ve tasarrufunu o adi et parçasına ve şuursuz hücrelere havale edersek, tam bir akılsızlık etmiş oluruz.

 Her bir sebebin netice karşısında aciz ve zayıf durması Allah’ın kudret ve tasarrufuna işaret eden bir levha bir işarettir. Ya da sebep ile sebepten hasıl olan netice arasındaki büyük boşlukta Allah’ın isim ve sıfatları güneş gibi doğar ve kendini ilan eder. Bu boşlukta parlayan sıfatları görmemek ve Allah hakkında marifete ulaşamamak tam bir hamakat ve cehalettir. Elma gibi harika bir netice ile elmaya sebep olan ağaç arasındaki boşluğa  bin bir tane güneş, yani bin bir ism-i İlahi sığar, bunları okumak gerekir.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 17-20. âyetin tefsiri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1734 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...