Block title
Block content

"Günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra ta nuru imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor." cümlesini izah eder misiniz, kalbin siyahlandığı nasıl anlaşılabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.” (1)

Bu ifade günahlarda ısrar eden, terk etme noktasında hiçbir gayret ve faaliyette bulunmayan, istiğfar ve nedametle dönme ve affetme çareleri aramayan, âdeta günahların ve isyanların menhus zevki ve keyfi ile bataklığa düşen, Allah korusun bu rezaleti kendinde tutmayıp başkalarına da sirayet etmesini temin eden insanlar için geçerli bir kaidedir.

Çünkü dinimiz, bir Müslümanın küfre girmesi ve kalbinden iman nurunun çıkmasını çok ağır ve ciddi şartlara bağlamıştır.

Değerlendirmelerde, “İtikat dairesi ayrıdır, muamelat dairesi ayrıdır.” Yani insanlar amel cihetiyle ne kadar eksik ve yanlış olurlarsa olsunlar, itikat noktasında inkâr etmedikleri müddetçe küfre girmezler.

Asrımızda gaflet, cehalet ve dalalet o kadar etrafı sarmış ki; insanları değerlendirirken insafla yaklaşmak, müsamahalı olmak ve azami derecede hüsnü zanla bakmak çok önemlidir. Bu husus Üstadın da, meslek ve meşrebine uygun bir davranıştır.

Zaman çok dehşetli olduğundan, Üstad'a göre tabanda ölçü şudur:

“Bu zamanda farzları yerine getiren ve büyük günahları işlemeyen inşallah kurtulur.” (2)

Bu kaide, bu zamanda bir müminin en güzel bakış açısı olmalıdır.

Ancak müminin müminle münasebetinde faydalı olmak ve zararlı muamelelerden birbirimizi korumak için, insanların işlediği günahlar ve haramlar, beşeri münasebette ölçü olabilir. Bunlara dikkat etmek, feraset ehli insanların şenidir. İsyan ve günahları nazara alıp değerlendirmek sosyal münasebetler açısından önemlidir. Ancak itikat ve küfür cihetinde ise, bu meselelere karşı yapılan değerlendirmeler farklıdır.

Bir insan ne kadar günahkâr olursa olsun, inkâr etmediği müddetçe küfre girmez ve kalbi mühürlenmez.

Bir müminin işlediği günahtan sonra tövbe ve nedameti vaciptir. Bu nedamet ise; inşallah lekeyi ve günahı izale eder ve temizler.

İşte günahlara tövbe, nedamet ve iltica açısından da bakar isek; kirlenen insanın yıkandığında temizlendiği gibi. Manen kirlenen insanlar da, tövbe ve istiğfarla manen temizleniyorlar ve inşallah affediliyorlar.

Dolayısıyla günahlara giren bir müminin imanından şüphe etmesi; yeistir, ümitsizliktir ve şeytanın dehşetli bir vesvesesidir.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, İkinci Lem'a.
(2) bk. Kastamonu Lahikası, (103. Mektup).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 15837 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

şehrayin
mesnevi nuriyede "Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünkü, o mâsiyete devam eden, ülfet peyda eder, sonra ona âşık ve müptelâ olur. Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir. Sonra o mâsiyetinin ikaba mûcip olmadığını temenniye başlar. Bu hal böylece devam ettikçe, küfür tohumu yeşillenmeye başlar. En nihayet, gerek ikabı ve gerek dârü’l-ikabı inkâra sebep olur". sanki burda günaha giren ona müptela ve aşık olur onu terk edemeyecek dereceye gelir derken aslında günahkar olupta vicdanı bozulmamış insanlarında tehlikede olduğunu haber veriyor gibi ikinci lemadan da ben okurken bu manayı anlıyorum yani
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...