Block title
Block content

"Güneşin harareti elektrikle çarpmasıdır ki, Amerika'da beş saat bütün makinaları durdurmuş ve Kastamonu vilâyeti cevvinde ve havasında semâyı kızartmış, yangın sûretini vermiş, diye mânâsız hezeyanlar ediyorlar." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

On Dördüncü Söz'ün Zeylinde, Altıncı Sualin Tetîmmesi ve hâşiyesinde geçen:

O küllî İşârât-ı Rabbâniyeye ve Terbiye-i İlâhiyyeye karşı eblehâne bir temerrüd ile mukâbele edip diyorlar ki: "Tabiattır; bir mâdenin patlamasıdır, tesâdüfîdir. Güneşin harareti elektrikle çarpmasıdır ki, Amerika'da beş saat bütün makineleri durdurmuş ve Kastamonu vilâyeti cevvinde ve havasında semâyı kızartmış, yangın sûretini vermiş" diye mânâsız hezeyanlar ediyorlar.”(1)

“Güneşin harareti, elektrikle çarpmasıdır ki,..” kısmını şöyle açıklayabiliriz:

Güneş üzerinde meydana gelen değişimler ve olaylar dünya ile güneş arasındaki uzayı etkilemekte, daha sonra zamanla atmosfere ulaşmakta, kimi zaman da üzerinde yaşadığımız kara parçalarına kadar erişmektedir. Güneş üzerinde gözlenen aktif bölgelerin gelişimi, bu bölgelerde ortaya çıkan güneş lekeleri, güneş patlamaları ve patlamalarla ilişkili olaylar, parçacık olayları, yüksek enerjili parçacıkları ortaya çıkaran fiziksel süreçler, geniş ölçekli manyetik alanlar, güneş çevrimleri, uzun ve kısa dönemli aktivite değişimleri, güneşin dünyayla etkileşmesine neden olan olaylardan bir kısmı olarak sıralanabilirler.

Düzenli olarak gözlenen bu güneş olayları yakın uzay çevremizi ve gezegenimizi nasıl etkilemektedir?

Güneşle gezegenler arasında kalan bölge gezegenler arası ortam adıyla anılmaktadır. Bu ortam, çoğunlukla mükemmel bir boşluk gibi görünse de, güneş rüzgarının (güneş'ten, güneş rüzgarı şeklinde sürekli bir madde akıntısı dış uzaya doğru milyonlarca kilometreye kadar yayılmaktadır) etkisi altında oldukça çalkantılı bir bölgedir. Güneş rüzgarı gezegenler arası ortamda, saniyede 250-1000 kilometreye ulaşan hızlarda akmaktadır. Güneş yüzeyi üzerinde büyük lekeler görülmeye, güneş patlamalarının ve kütle atımlarının sayısı artmaya başladığında, güneş rüzgarının kimyasal bileşimi, yoğunluğu ve manyetik alan şiddeti artmaktadır. Gezegenler arasında akan güneş rüzgarıyla gezegenlerin manyetik alanları farklı biçimlerde etkileşmektedirler. Dünyanın manyetik alanı, bir mıknatıs çubuğunu demir tozlarının içine bıraktığımızda, bu tozların aldığı biçime benzemektedir.

Dünyayı sarmalayan manyetik alan çizgileri Güneş yönünde güneş rüzgarının etkisiyle bastırılmış, ters yönde ise gezegenler arası ortama doğru uzanmıştır. Bu yapı dünyamızın manyetosferini oluşturmaktadır. (Yerin çevresinde manyetosfer denilen güçlü bir manyetik alan vardır. Manyetosfer, yerden 140 km yükseklikten başlayarak dışa doğru yayılır ve yer yarıçapının yaklaşık 10 katı kadar (64.000 kilometre) bir uzaklığa ulaşır. Bu sayede güneşten salınan elektronlar ve yüksek enerjili protonları yakalar. Van Allen radyasyon kuşakları (bunlar yeri çevreleyen, eşmerkezli, sınırları kesin olarak ayrılamayan, iki kalın halka biçimindeki yüklü parçacıklar kuşağıdır) ve atmosferin üst katmanlarından iyonosfer bu yapının içerisinde yer almaktadır. Güneşten gelen X- ışınlarının ve bazı ışınımların neden olduğu foto iyonizâsyon sürekli olarak bu katmanda serbest elektronlar oluşturmaktadır. Öte yandan dünyanın manyetik alanı güneş rüzgarının manyetik alanının, yoğunluğunun ve hızının artışlarına da duyarlıdır. Güneş rüzgarında ki bu değişimlerde güneş aktivitesinin değişimlerine bağlıdır. Güneş rüzgarı, manyetosfere taşıdığı enerjiyle buradaki iyon ve elektronların gizil güçlerini arttırmaktadır. Hızlanan bu parçacıklar, dünya atmosferine kutup bölgelerine yakın yerlerden girmektedir. Demek ki, bu ışık olaylarının kutuplarda olmasının nedeni, güneş rüzgarlarınca taşınan yüklü parçacıkların, yerin manyetik alanı tarafından kutuplara doğru iletilmesidir.

Görüldüğü gibi, manyetosfer dinamik bir yapıya sahiptir. Güneşten gelen güneş rüzgarıyla enerji kazanan manyetosferin içerisinde dinamizmi harekete geçiren süreçler başlamaktadır. Bu sürecin dünya da gözlenen sonucu manyetik fırtınalardır. Ayrıca güneş aktivitesinin değişimine bağımlı olarak kutup ışıması ve proton olayları da gözlenen sonuçlardandır. Atmosferin ince ve yüksek bu katmanındaki atom ve moleküllere çarpan hızlanmış parçacıklar buradaki gazların farklı renklerde parlamasına yol açmaktadır. Kutup ışımaları, genellikle 60° ile 80° enlemleri arasında görülmektedirler. Manyetik fırtına eğer çok şiddetli ise, kutup ışımasının ekvatora kadar da uzandığı görülmüştür. 1909 yılında meydana gelen çok şiddetli bir fırtına sırasında, jeomanyetik ekvatorda yer alan Singapur'da bile kutup ışıması izlenmiştir. Görüldüğü gibi kutup ışıması ve izlenmesi insana keyif veren güzel bir doğa olayıdır, ama şunu da unutmamak gerekir ki atmosferdeki bu değişiklikler teknolojik sistemlerimizde büyük hasarlara yol açabilmektedir. Uçuşların ve haberleşmenin devre dışı kalmasına, suni uyduların devrelerinin yüklenmesine ve dünya üzerindeki elektrik şebekelerine etkisi olabilmektedir. Güneş’in ışıma gücündeki değişimler, dünyanın havasını ve iklimini oluşturan nedenleri de etkileyebilir.

Jeomagnetik Fırtınalar: Her büyük güneş patlamasının ya da kütle atımının ardından güneş maddesi ve beraberindeki manyetik alanı yavaş hareket eden bir bulut gibi 1 ile 4 gün içerisinde dünyaya gelmektedir. Bu yüklü plazma dünya atmosferine çarparak jeomanyetik fırtınayı başlatmaktadır. Dünya üzerindeki manyetik alanda, birdenbire olağanüstü bir değişim gözlenir. Jeomanyetik fırtına süresince güneş rüzgarının enerjisinin bir kısmı manyetosfere iletilmiştir. Manyetosferin enerjisindeki bu artış güneş rüzgarının geliş doğrultusuna ve şiddetine bağlı olarak dünyanın manyetik alanındaki gözlenen âni değişimlere yol açmaktadır.

Uzun mesafeler arasında kullanılan haberleşme sistemlerinin büyük çoğunluğu radyo sinyallerini yansıtmak için iyonosferi kullanmaktadır. Radyo haberleşmeleri iyonosferde meydana gelen fırtınalardan bütün enlemlerde etkilenmektedir. Böyle bir durumda radyo frekanslarının bir bölümü iyonosferde soğurulmakta diğer bir bölümü de yansımaktadır. Bunun sonucunda radyo sinyalleri hiç beklenmedik doğrultularda yayılmakta veya şiddetleri hızlı bir biçimde bir azalıp bir artmaktadır. Bu olaylara neden olan güneş aktivitesinden en çok etkilenen gruplar kıtalar arası radyo yayını yapan radyolar, kıyı ile haberleşen gemiler, havaalanları ile haberleşen uçaklar ve amatör radyocular ve uydu operatörleridir. Askeri erken uyarı sistemleri de güneş aktivitesinden etkilenmektedir. Uzun mesâfeli füzelerin fırlatılıp yönlendirilmesinde kullanılan radarlarda da iyonosferden yararlanılmaktadır. Manyetik fırtınalar sırasında ortaya çıkan parazitten bu sistemler çok etkilenmektedir. Denizaltıların manyetik özelliklerini algılayarak bunların yerlerini belirleyen sistemler vardır. Denizaltılardan gelen bu sinyallerin algılanması da jeomanyetik fırtınalar sırasında bozulmaktadır.

Bir başka örnek de Mart 1989' da gerçekleşmiştir. Amerikan donanmasına ait dört uydu, büyük jeomanyetik fırtınanın etkisi altında bir hafta süreyle servis dışı kalmıştır. İlerleyen teknoloji uzay araçlarında kullanılan parçaların daha küçük imâl edilmesini sağlamaktadır. Bu durum uygun koşulların yanı sıra uygun olmayan koşullar da getirmektedir. Git gide küçülen bu parçalar güneşten gelen enerji yüklü parçacıklardan daha çok etkilenmektedir. Bu parçacıklar uydulara yerleştirilmiş bilgisayarlardaki mikro yongalarda tahribatlar yaparak bilgisayarların yazılımlarında komutların değişmesine yol açabilmektedir. Uyduların bulunduğu yörünge yüksekliklerinde iyonların ve elektronların hem sayısı, hem de enerjileri jeomagnetik fırtınalar sırasında artmaktadır. Uydu bu enerji yüklü ortamdan geçerken yüksek oranda elektrik yüklü parçacık yağmuru etkisi altında kalır ve bu elektrik yüklü parçacıklar uzay aracının farklı bölümlerinde diferansiyel elektrik yüklenmesine neden olmaktadırlar. Bunun sonucu bu bölümler arasında meydana gelen elektrik boşalmaları uydunun değişik parçalarında arklara yol açarak buralarda tahribatlara neden olabilmektedir.

Uzun mesafelere elektrik dağıtan taşıyıcı elektrik hatlarının civarında hareket eden manyetik alanlar oluşursa, bu iletkenlerin içerisindeki elektrik akımı indüklenmektedir. Jeomanyetik fırtınalar bu olayın büyük ölçüde gerçekleşmesine neden olmaktadır. Elektrik dağıtım kuruluşları, dağıtım sırasında tüketicilerine çok uzun iletim hatlarından alternatif akım göndermektedirler. Bu hatlarda jeomanyetik fırtınalar sırasında şebekeye zarar veren doğru akımlar meydana gelmektedir. Böyle bir nedenden dolayı 13 Mart 1989 Quebec, Kuzey Doğu Amerika ve İsveç' de uzun süreli elektrik kesintileri yaşanmıştır. Dünyanın bu bölgelerinde elektrik dağıtım firmaları jeomanyetik fırtına alarmlarını sürekli izleyerek olabilecek arızaları en aza indirmeye çalışmaktadırlar.(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, On Dördüncü Söz'ün Zeyli.

(2) Bu yazının hazırlanmasında, Ali Kuşcu Astronomi Topluluğu'nun web sayfasından faydalanılmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Üstad hezeyan diyor burayı anlamadım
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Üstadımızın hezeyan dediği tabiatı ya da sebebi fail görme kısmıdır yoksa sebebe hezeyan demiyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...