Block title
Block content

"Güya o gurbet gecesi, hayatımın gözünde nurlu siyahlıktı. Ve İstanbul’un beyaz, şâşaalı gündüzü, o hayat gözümün nursuz beyazıydı ki, ileriyi göremedi, yine yattı." Burayı "Nurlu siyahlık ve nursuz beyazlık" konusunu açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Fakat, maatteessüf, İstanbul'daki ciddî ve çok ahbap ve İstanbul'un şâşaalı hayat-ı dünyeviyesi, hususan haddimden çok fazla bana teveccüh eden şan ve şeref gibi neticesiz şeyler, o kararımı muvakkaten bana unutturdular. Güya o gurbet gecesi, hayatımın gözünde nurlu siyahlıktı. Ve İstanbul'un beyaz, şâşaalı gündüzü, o hayat gözümün nursuz beyazıydı ki, ileriyi göremedi, yine yattı. Tâ iki sene sonra Gavs-ı Geylânî, Fütuhu'l-Gayb kitabıyla tekrar gözümü açtırdı."(1)

Zaman ve şartlar, bazı şeyleri tekemmül ettirip kıvama getirir. Zamansız ve kıvamsız şeyler tutmaz ve neşv-ü nema bulamaz. Bu yüzden bazı şeylerin tutması için şartların olgunlaşması gerekir. Üstad Hazretlerinin hayatında bu çok bariz bir şekilde görülüyor. Allah, Üstad Hazretlerini büyük iman hizmetine hazırlayıp aşama aşama getiriyor. Kıvama gelmesinde de büyük evliyaların tecrübe ve eserleri dinamik ve faktör oluyor.

Hiç kimse durduğu yerde tekemmül edip nurlanamaz, tekemmül ve nurlanmaya bazı şartların ve vesilelerin eşlik etmesi gerekir ki; Gavs-ı Geylânî Hazretlerinin "Fütuhu'l-Gayb" adlı kitabı bunlardan sadece birisidir.

Bazı şeyler bazı duygulara nurlu gibi dururken, başka bir duyguya karanlık ve siyahlık olabilir. Mesela insanların teveccühü, nam, şöhret, gibi şeyler, nefis açsından nurlu yani zevkli şeylerdir; ama kalp ve ruh açısından boğucu ve karanlıklıdır. Üstad Hazretleri “İstanbul'un beyaz, şâşaalı gündüzü, o hayat gözümün nursuz beyazıydı ki, ileriyi göremedi, yine yattı.” ifadesi ile bu inceliğe işaret ediyor. İstanbul’un o parlak ve ihtişamlı hayatı, ilerideki o büyük iman hizmetine muvafık değildi ve Allah bu vaziyeti değiştirip onu o büyük iman hizmetine ihzar etti.

"... Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür..."(Bakara, 2/216)

ayetine muvafık bir mana... Üstad Hazretlerinin esaret ve musibeti milyonlarca insanın imanla kabre girmesine mukaddeme ve müşevvike olmuştur. Üstad Hazretlerinin maruz kaldığı esaret ve musibet, zahiren şer gibi duruyor; ama içyüzünde nurlu bir hayır bulunuyor. İstanbul hayatı zahiri tatlı ve hayır gibi duruyor; ama içyüzü o büyük hizmete muvafık düşmüyor, yani bir cihetle şer gibi...

Göz bebeğimiz siyahtır, zahiren karanlıktır, ancak ışığı ve görüntüleri bu siyah kısımla alırız. Bir yönüyle eşyanın zıddı ile bilinmesi ve insanın aczini idrak etmesi nispetinde Rabbinin kudretini anlamasında olduğu gibi. Gözün renkli kısmının etrafı ise beyazdır, zahiren nurun rengindedir, ancak ışık veya görüntü alamaz. Burada da ateş böceği ve güneş misali akla geliyor. Üstadın böylece madde-mana alakası ile vermiş olduğu güzel bir misal olmuş.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...