Güzellikler, hayırlar, ağır musibetlere, çilelere ve meşakkatlere bağlanmış. Buna bir adetullah kanunu olarak bakabilir miyiz? Ayrıca; “Bütün inkılaplar ve külli tahavvüller, birer manevî yağmurdur” cümlesini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hadis-i şerifte beyan edildiği gibi, “Dünya âhiretin tarlasıdır.” (Aclûnî, Keşfu’l- Hafa, I/412).
Ve yine bu dünya bir imtihan meydanıdır.

Allah Resulü (asm.) dünyada rahat olmadığını beyan etmekle, bu dünyanın saadet diyarı değil, çalışma ve imtihan yeri olduğunu haber vermişlerdir. Saadet âlemi cennettir. Bütün elem, keder, hastalık ve musibetlerden uzak bir hayat ancak cennette vardır.

Bu dünyada celâl ve cemâl tecellileri birlikte kendini gösterir. Ve insan, her bir tecelli ile ayrı bir terakki ve tekâmül yoluna girer. Cemâl tecellileri onun ruhunda hamd ve şükür mânalarını inkişaf ettirirken, celâl tecellileri ona ne kadar âciz ve fakir bir varlık olduğunu, Allah’ın rahmet ve yardımına ne kadar muhtaç bulunduğunu ders verir. Bu derslerle insan, kul olduğunu daha iyi anlar ve Rabbine karşı vazifelerini daha bir hassasiyetle yerine getirir.

Öte yandan, insan cemâl tecellisi olan sıhhatiyle ibadetlerini rahat bir şekilde yerine getirdiği gibi, celâl tecellisi olan hastalıklarla da, Üstad Hazretlerinin ifadesiyle, menfî ibadet yoluna girer. Yani, aczini ve fakrını daha iyi hissetmek ve sabır göstermek suretiyle çok kıymetli, semeredâr ve bereketli ibadetler yapar.

Nur Külliyatı'ndan bela ve musibetlerle alâkalı birkaç tespit:

“Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder; vazife-i hayatiyeyi yapar.” (Lem’alar, İkinci Lem'a)

“ … Çok zahirî musibetler var ki; İlahî birer ihtar, birer ikazdır ve bir kısmı keffaret-üz zünubdur ve bir kısmı gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve za’fını bildirerek bir nevi huzur vermektir.” ( age.)

“Zâten sükûn ve sükûnet, atalet, yeknesaklık, tevakkuf; bir nevi ademdir, zarardır. Hareket ve tebeddül; vücuddur, hayırdır. Hayat, harekâtla kemalâtını bulur; beliyyat vasıtasıyla terakki eder.”(Mektubat, On İkinci Mektup)

Üstad hazretlerinin bu güzel tespitlerini okuyunca şu hadis-i şerifin mânasını daha iyi anlıyoruz:

“Belâların en şiddetlisi enbiyaya, sonra evliyaya, sonra da seviyelerine göre diğer mü'minleredir.'' (Buharî, Merdâ 3)

Belânın bir mânâsı “imtihandır.” Musibetlerle ağır imtihanlardan geçerek sabır, teslim, tevekkül ve rıza imtihanını kazanan büyük zatların başında peygamberler gelir, sonra derecesine göre diğer has kullar…

Bilindiği gibi ağır imtihanların neticeleri de büyük olur.

“Dünya ahiretin tarlasıdır.” hadis-i şerifini, insanın musibetlerle terakki ve tekâmül etmesi yönüyle ele alan şu ifadeler de bu konuda çok mühim bir derstir:

“Tohumlar gibi neşv ü nemâsız kalan birçok istidad çekirdekleri, zâhiri çirkin görünen hâdiseler yüzünden sünbüllenip güzelleşir.”

Bir çekirdeğin toprak altına atılması görünürde bir musibettir. Orada parçalanması ikinci ve daha büyük bir musibettir. Ama sümbül vermenin yolu da bundan geçmektedir. İşte insanın istidadı da bir çok çekirdekler taşır. Bunların gelişmesi, meyve vermesi ancak meşakkatle, çalışmayla ve musibetlere sabretmekle mümkündür. Her ne kadar bu sayılanlar çirkin görünseler de o zahirî çirkinliğin arkasında harika güzellikler saklıdır.

İnsandaki bu celâl ve cemâl tecellileri, onun ağacı olan kâinatta da kendini gösterir. Kış-yaz, gece-gündüz, fırtına-sükûnet, dağlar-ovalar, güller-dikenler bu celâl ve cemâl tecellilerinden bir kaçıdır. Şu var ki, bütün celâl tecellilerinin arkasında güzel neticeler vardır.

“Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında, nihâyetsiz güzel çiçek ve muntazam nebâtâtın tebessümleri saklanmış.” cümlesi, bu hakikati ders vermekte ve devamında bu ders te’yid edilmektedir.

“Bütün inkılaplar ve küllî tahavvüller, birer manevî yağmurdur.” cümlesine de kısaca temas edelim:

İnkılap ve tahavvül kelimeleri, “başka türlü olma, hal değiştirme” mânasına gelir. Sıhhatli bir kişinin hastalanması bir inkılaptır, bir hal değişikliğidir. Bu değişimle onun ruh âleminde “sabır ve kadere teslim” imtihanı icra edilmeye başlanmıştır. Kuru toprağa yağmurun yağmasıyla da onda bir hal değişimi başlar. İşte insanın bu sabır imtihanını kazanması toprağın yağmurdan fayda görerek çiçekler açmasına benzetilmiş oluyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...