Block title
Block content

Habbe Risalesi'nde, "Allah'ın izni ile icad var, Allah'ın emri ile idam var..." deniliyor. Hilkatte idam ve adem var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ’lem eyyühe’l-aziz! Eşyada esas bekadır, adem değildir. Hattâ ademe gittiklerini zannettiğimiz kelimat, elfaz, tasavvurat gibi serîüzzeval olan bazı şeyler de ademe gitmiyorlar. Ancak suretlerini ve vaziyetlerini değişerek, zevalden masun kalıp bazı yerlerde tahassun ile, adem-i mutlaka gitmezler. Fen dedikleri hikmet-i cedide, bu sırra vakıf olmuş ise de, vuzuhuyla vakıf olamamıştır. Ve aynı zamanda, “Âlemde adem-i mutlak yoktur. Ancak terekküp ve inhilâl vardır.” diye ifrat ve hatâ etmiştir. Çünkü, âlemde Cenâb-ı Hakk'ın sun’uyla terkip vardır. Allah’ın izniyle tahlil vardır. Allah’ın emriyle icad ve idam vardır."(1) 

Adem, kelime olarak yokluk, olmama, bulunmama anlamlarına gelir. Varlığın zıddı anlamında kullanılır. Adem ve yokluk, mutlak ve mukayyet olmak üzere iki nevidir.

Mutlak Adem: Ebedi ve ezeli olarak olmamak, bulunmamak anlamındadır ki, böyle bir yokluk mümkün değildir. Zira ezeli ve ebedi Vacibü'l-Vücud olan Allah mutlak yokluk kavramına müsaade etmez. Nasıl ışık ile karanlık aynı anda, aynı mekanda bulunması imkansız bir şey ise, mutlak yokluk ile mutlak varlıkta beraber bulunamazlar. Allah varsa, yokluk yoktur. Allah da ezeli ve ebedi olarak var olduğuna göre, mutlak anlamda yokluk diye bir şey söz konusu olamaz.

Üstad Hazretleri bu meseleyi şu şekilde izah ediyor:

"..."Hem adem-i mutlak zaten yoktur. Çünkü bir ilm-i muhît var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın."(2)

Mukayyet Adem: Bir şeyin ayan-ı sabit noktasından, yani Allah’ın ezeli ilminde ilmi bir vücut şeklinde var olduğu halde, henüz harici bir varlık kazanamamış haline denir. Bu yokluk izafidir. Yani maddi ve kevni alemde olmayan bir şey, başka bir boyut ve başka bir varlık sahasında bulunabilir. Mesela Allah’ın ilminde ilmi bir vücut ile bulunduğu halde, harici ve maddi alemde olmayan bir şeye mutlak yok denilemez.

Üstad Hazretleri bu manayı şu ibareler ile izah ediyor:

"Daire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i haricîdir ve vücud-u ilmîye perde olmuş bir ünvandır. Hattâ, bu mevcudat-ı ilmiyeye, bazı ehl-i tahkik "a'yân-ı sâbite" tabir etmişler. Öyleyse, fenâya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u mânevîye ve ilmîye girmektir. Yani, hâlik ve fâni olanlar, vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetleri bir vücud-u mânevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer."

Hilkatte adem-i mutlak yoktur; sadece izafi ve nispi anlamda bir yokluk vardır ki buna da hakiki anlamda yokluk denilmez.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnev-i Nuriye, Habbe.

(2) bk. Mektubat, On Beşinci Mektup.

(3) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Habbe | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2231 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...