Block title
Block content

"Hadsiz kesret içinde vâhidiyet tecellîsi, hitab-ı iyyakenabudu demekle herkese kâfi gelmiyor. Fikir dağılıyor." cümlesini nasıl anlamalıyız? Neden "ehadiyet içinde vahidiyet" var?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu meseleyi bir temsil ile akla yaklaştıralım: Büyük bir okyanus üstüne, okyanusu ihata edecek kadar büyük harflerle kelime-i tevhit yazıldığını düşünelim. Bu tevhit yazısını okuyabilmek için, ya  dünya büyüklüğünde gözler olması lazım, ya da yıldızlara kadar yükselip oradan kuş bakışı ihata etmek lazımdır. Bu iki seçenek de çok zor ve müşkülatlıdır. Bu yüzden, bazılarını bir harf boğar, bazılarını bir kelime boğar, bazılarını bir cümle boğar, bazılarını da yazının bütünü boğar. Çok az kişi, yazıyı bütünü ile okuyup tümünü nazarına alabilir.

İkinci seçenek ise, okyanusun her bir damlasına, aynı yazıyı küçük ve okunaklı bir şekilde yazmaktır. Her bir damla üstünde cüziyet sırrı ile aynı mana yazılıdır. O zaman bütün nazarlar o yazıyı rahatlıkla okuyup, okyanus üstündeki o büyük ve külli yazıya intikal edebilirler. Yani okyanusun bütünü üstünde dağılan nazarlar, damla üstünde temerküz edip huzuru bulabilirler.

İşte bu misaldeki okyanus, kesret ve kainatı temsil ediyor. Okyanusun üstündeki büyük ve azametli tevhit yazısı ise, Allah’ın isim ve sıfatlarının  kesret ve kainat üstündeki azametli ve umumiyetli tecellilerini temsil ediyor.

Nazarların büyük yazıyı ihata edememesi ise, insanların ekserisinin basit ve avam nazarlı olmasından,  kainatın umumunda Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerini  okuyup görememesine işarettir. Damladaki tevhit yazısı ise, insan ve insan gibi cüzi varlıklar üstündeki Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerine işarettir. Yani Allah, kainatın umumunda ne yazmış ise, aynı yazıyı insanın cephesine ve fıtratına da yazmıştır. Bu yüzden basit ve avam nazarlı insanlar bile bu yazıyı rahatlıkla okuyabilirler.

İşte okyanus ve kainat üzerindeki azametli ve büyük tecelli, vahidiyeti temsil eder. Damla ve insan üzerindeki  mütevazı tecelli ise ehadiyeti temsil eder. Vahidiyette nazarlar ve fikirler dağılır, ehadiyette ise merceğin ışığı toplaması gibi, nazar ve fikirler temerküz ile toplanır.

Vahidiyetin hüküm sürdüğü kesret ve kainat arkasında Allah’ın zat-ı akdesini mülahaza etmek, yani fikir ile görmek çok zordur. Bu yüzden Allah’ı mülahaza etmek için ehadiyete ihtiyaç vardır.

Üstad bahsi geçen yerde bu manayı ayetler ile teyit ve takviye ediyor. Yani Kur'an vahidiyet ile ehadiyeti beraber zikredip muhatabını boğdurmuyor. Mesela,

"Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da Onun âyetlerindendir."(Rum, 30/22)

ayeti bu konuda en güzel örnektir.

Çokluk içinde birlik tecellisi mercek gibi, manaları bir merkezde topluyor ve insanın çoklukta boğulmasına mani oluyor. Kesret olan kainatta ve her bir cüzünde Allah’ın zatını ve tek oluşunu mülahaza ettiriyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

ERGİNARDAHANİ
Emeğinize sağlık,ALLAH razı olsun mükemmel ve doyurucu bi açıklama olmuş.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
k.toprak
Allah razı olsun ağabeyler vahidiyete ve ehadiyete negüzel misal verilmiş. birde bu yazınızı okurken bir misal geldi aklıma ,hani Yunus a.s kıssası varya Bediüzzaman hazretleri vahidiyette ehadiyet göründü buyuruyor, Allah vahidiyetiyle koca denizle ilgilenirken aynı anda ehadiyetiyle Yunus peygamberlede ilgilenmiş onun niyazını duymuş istirhamını kabul buyurmuş .ağabeylerim kusura bakmayın bu sizin güzel açıklamalarınızı tamamlamak için değil sadece aklıma gelen bu kıssayı sizlerle paylaşmak istedim.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
eczacı
Allah ebeden razı olsun bu kadar güzel bi temsili aklımıza erdiren rabbıme hamd-ü senalar olsun....zaten kaınatta hersey vahıdıyet ıcınde bır ehadıyet cılvesı....o cılveye mashar olanlardan eylesın rabbım...DUAM O KI:bu sahifeyi tüm ımana susamıs gencler okusun....
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...