Block title
Block content

"Hak isminin en büyük bir şuâı; bu hakikat-ı ekber-i haşriye olduğunu iman ederek..." ifadesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hak; “sabit, değişmekten münezzeh, doğru ve gerçek olan şey” gibi manalara gelir.

Allah’ın varlığı gibi bütün sıfatları da, isimleri de haktır. Yani ne varlığında, ne de sıfatlarında ve isimlerinde bir değişme düşünülemez. Allah daima “sonsuz kudret sahibidir, sonsuz Alîmdir, iradesi mutlaktır, her şeyi görür ve bilir…” Bütün bunlar haktır ve hakikattir.

Hakkın zıddı batıldır.

“…Ve âhiretin gelmesiyle, kemalâtı sukuttan ve adalet-i mutlakası müstehziyane gadr-ı mutlaktan ve hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.” (Şualar, Dokuzuncu Şua)

Yani, Allah’ın kemalâtı,  adaleti, hikmeti, rahmeti, izzeti hak olduğu gibi, ahiretin olması da haktır.

Şu ayet-i kerime ahiret hakkında çok manalıdır ve Haşir Risalesi'nde ders verilen birçok hakikatin de ilham kaynağıdır:

“O kimseler ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah’ı hatırlar ve semâvat ve arzın yaratılışı üzerinde tefekkür ederler de (şöyle derler:) Rabbimiz sen bunları bâtıl yaratmadın, seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, bizi nârın azabından koru.” (Âl-i İmrân, 3/191)

Haşir Risalesinin On Birinci Hakikati, “Bab-ı İnsaniyettir. İsm-i Hakkın cilvesidir.” diye başlar.

Konunun başında insanın mahiyeti hakkında çok güzel tariflere yer verilir. Madem Allah haktır, isimleri ve sıfatları da haktır, o halde insanın varlığı da ahiretin gelmemesiyle batıl olmayacaktır. Ayet-i Kerimede, semavat ve arz hakkında verilen hüküm, onların ortak meyvesi ve en büyük neticesi olan insan hakkında da aynen geçerlidir. Yani, insan da batıl, manasız, hikmetsiz yaratılmamıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...