Block title
Block content

"... hak kelâmullâh olduğunu ve bütün semâvî kitapların en büyüğü ve en efdali..." Bu ne demektir; Kur'an-ı Kerim semavi kitapların en yücesi en ulvisi en değerlisi denebilir mi? Bazıları da diyor ki, Allah kelamı olması bakımından aralarında farklılık yoktur?..

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Elbette semavi kitaplar arasında fark var.  Mesela, diğer üç kitap ve suhuflar koruma altına alınmadığı hâlde -ki tahrif edilmeleri bu sebepledir- Kur’an mucizevi yönleri ile koruma altına alınmıştır. Diğer üç kitap mana, hüküm ve detay bakımından Kur’an’a kıyasla daha yüzeysel daha basit bir hitaba ve içeriğe sahiptir.

Semavi kitapların ortak yönleri Allah’ın kelamı ve mukaddes olmalarıdır, ama ortak olmayan birçok yönlere de sahiptirler.

Semavi kitapların arasındaki fark, Allah açısından değil muhatapları açısındandır. Yani Hazreti Âdem (as)’a inen sayfalar ilk insana hitap ederken, Kur’an son asır insanlara hitap ediyor. İlk insan ile son insan arasında ister pedagojik anlamda ister hitap seviyesi anlamında ister maddi terakki anlamında çok farklar vardır ve Allah bu farkları dikkate alarak hitap etmektedir.

Her bir peygamberin kendi kavimlerine farklı şeriatlar ile gelmesi de bu meseleyi teyit etmektedir. Semavi dinlerde iman, ibadet ve ahlak gibi temel değerler değişmez, ama içtimai, siyasi ve sosyal konular her asırda her dönemde farklılık arz eder ve değişir.  

İnsanlık, Hazreti Âdem (as)'dan bu yana, basitten mükemmele doğru tedrici bir surette tekamül ederek gelişiyor. Bütün insanlığı bir insan gibi tahayyül edecek olursak, insanlık bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık süreçlerini geçirerek, en nihayetinde kıyamet ile son bulacaktır.

Elbette insanlığın bu gelişim sürecindeki aşamaların terbiye ve eğitimi bir olmayacaktır. Her dönem ve aşamada terbiye ve eğitim farklı olacaktır. İnsanlığa verilecek bu terbiye ve eğitim yine tekamül kanununa uygun olarak basitten mükemmele doğru olacaktır. Hazreti Âdem (as)’in  dönemi bebeklik dönemine tekabül ettiği için Hazreti Âdem (as) raiyetine olan terbiye ve eğitimi de buna göre olacaktır. Sonra insanlık tekamül ettikçe terbiye ve eğitim sistemi de buna göre tekamül eder. Bu yüzden Allah her dönem ve kavme farklı şeriat ve peygamberler göndermiştir. Yüz binlerce peygamberin farklı terbiye ve eğitimlerle gönderilmesinin temelinde bu mana vardır.

İnsanlık belli bir olgunluk ve kemal yaşa geldiği için ve  iletişim ve ulaşım araçlarının da  tekemmül etmesi ile artık insanlık tek terbiye ve tek eğitim potasına girmiş olur. Bundan sonra artık  tek mürebbi ve tek muallim yeterli hâle geldiği için, son din ve son peygamber gönderilmiştir. Nasıl insanlığın son bir kemal noktası var ise, elbette peygamberlik kurumunun da bir son kemal noktası vardır. Bu kâinatın bir kanunudur...

Peygamber Efendimiz (asm) artık peygamberlik kurumunun son mührü ve son halkası iken, Kur’an-ı Kerim de kitapların sonuncusu ve en mükemmelidir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dokuzuncu Şua | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 705 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...