Block title
Block content

"Hakaik-i nisbiye" ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nisbî; kıyaslama ile olan, hakikatte varlığı olmayıp bir başkasına nispet edilen mânâsına geliyor. Büyük-küçük, sağ-sol, ön-arka, üst-alt birer nisbî emirdir. Bunların hiçbiri mahlûk değildir. Kaya çakıldan büyüktür ve her ikisi de mahlûktur, ama “büyük” diye bir mahlûk yoktur. Nitekim, o büyük dediğimiz kaya, dağa nispet edildiğinde küçük olur.

"Sağ kol" dediğimizde kendimize nispeten konuşuruz. Aynı kol karşımızdaki insan için sol tarafa düşmüştür. Apartmanın ikinci katı birincinin üstünde, ama üçüncünün altındadır.

Aynı hakikatin farklı mertebede tecellileri var. Bunlar da birbirine nispeten daha kâmil veya daha nakıs olurlar. Nur Külliyatı'nda, “hakaik-i nisbiye ile tanelerin sümbül olduğu" ifade edilir.

Şerler, kubuhlar, noksanlar ise; hüsünlerin, hayırların, kemâllerin arasında görülmeyecek kadar dağınık ve cüz’iyet kabilinden tebeî olarak yaratılmışlardır ki; hayırların, hüsünlerin, kemâllerin mertebelerini, nev’lerini, kısımlarını göstermeye vesile olsunlar ve hakaik-i nisbiyenin vücuduna veya zuhuruna bir mukaddeme ve bir vâhid-i kıyasî olsunlar.”(1)

Güzellik bir hakikattir, çirkinliğin müdahalesi ile güzellikte mertebeler meydana gelir. Hayır da bir hakikat. Bundaki mertebeler de şerrin müdahalesi ile ortaya çıkar. Takva, salih amel, cömertlik, tevazu gibi hakikatlerin her birinin nice mertebeleri var. Bu dünya imtihanında şeytanın yaratılması ve nefsin kötülüğü emretmesi ve bunlara karşılık, Kur’anın hakikat dersi vermesi, kalp ve vicdanın da ona meyilli olması insanlar arasında mertebelerin doğmasına sebep kılınmış. Bu bir İlâhî takdirdir, bu takdirin hikmeti ise cennette insanlar adedince ayrı âlemlerin yaratılması ve her birinde farklı tecellilerin sergilenmesidir.

Bunun aksi de cehennem için söz konusudur.

Yeşilin tonlarını düşünelim. Bunları hayalen ortadan kaldırdığınızda monoton bir tek renkle karşılaşır, böyle olunca da her tonun ayrı güzelliğinden mahrum kalırız. İnsan nevine bakalım. Her insanın siması diğerinden farklı; parmak izine varıncaya kadar her bir organı berikinden ayrılık arz ediyor.

Ruh dünyamıza hayalen şöyle bir nazar etsek, her insanın anlayış, zekâ, hafıza, merhamet, cesaret, cömertlik itibarîyle diğerlerinden farklılık gösterdiğine şahit oluruz. Hiçbir ruh diğerinin aynı değil. Buna bir de insanların bu dünya imtihanında karşılaştıkları farklı hadiseler, içine düştükleri değişik sıkıntılar yahut nail oldukları ayrı nimetler, ihsanlar, makamlar, servetler eklendiğinde her bir insan ayrı bir nevi olarak karşımıza çıkar.

Dünya tarlası, mahsulâtını mahşer meydanına döktüğünde, kulların amel defterleri, parmak izlerindeki değişiklikten çok daha net biçimde farklılık gösterecek. O gün, insanlar arasındaki nisbî farklılıktan ayrı nimetler yahut farklı azaplar doğacak. Ve her insanın ayrı bir nevi gibi olduğu ortaya çıkacak ve dünyadaki “nisbî emirler, orada hakaik” olacaktır.

(1) bk. İşaratü’l-İ’caz, Fatiha Suresi Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: H | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 8977 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

mzor66
Hakaik-i nisbiye sadece alem-i bekada farklı mertebelerde nimet veya azapların ortaya çıkması için varmış gibi yazılmış. Halbuki en önemli var olma sebebi dünyada iken Esma-i İlahi'nin tezahürü ve anlaşılması içindir. 29. Sözün Remizli nüktesine lütfen dikkat edelim: Hakîm-i Ezelî inâyet-i sermediye ve hikmet-i ezeliyenin iktizası ile, şu dünyayı tecrübeye mahal ve imtihana meydan ve esmâ-i hüsnâsına âyine ve kalem-i kader ve kudretine sahife olmak için yaratmış ve tecrübe ve imtihan ise neşvünemaya sebebdir. O neşvünema ise, istidadların inkişafına sebebdir. O inkişaf ise, kabiliyetlerin tezahürüne sebebdir. O kabiliyetlerin tezahürü ise, hakaik-i nisbiyenin zuhuruna sebebdir. Hakaik-i nisbiyenin zuhuru ise, Sâni'-i Zülcelâl'in esmâ-i hüsnâsının nukuş-u tecelliyatını göstermesine ve kâinatı mektûbât-ı Samedâniye Sûretine çevirmesine sebebdir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...