Block title
Block content

Hakaik-i nisbiyeden kâinatın envaına bir vücud-u vahid in'ikas etmiştir.. Cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nisbî, hakikatte varlığı olmayıp bir başkasına nispet edilen demektir. Büyük-küçük, sağ-sol, ön-arka, üst-alt birer nisbî emirdir. Bunların hiçbiri mahlûk değildir.

Koyun karıncadan büyüktür ve her ikisi de mahlûktur, ama büyük diye bir mahlûk yoktur. Nitekim, o büyük dediğimiz koyun, deveye nispet edildiğinde küçük olur.

Aynı hakikatin farklı mertebede tecellileri vardır. Bunlar da birbirine nispeten daha kâmil veya daha nakıs olurlar. Nur Külliyatı’nda, “hakaik-i nisbiye ile tanelerin sümbül” olduğu ifade edilir.

Güzellik bir hakikattir, çirkinliğin müdahalesi ile güzellikte mertebeler meydana gelir. Hayır da bir hakikattir, bundaki mertebeler de şerrin müdahalesi ile ortaya çıkar.

Konunun bir başka yönü:

Bir şahsın, herkesçe bilinen bir hakikati vardır. Bu şahıs, birinin oğlu, bir diğerinin babası, bir başkasının yeğeni, daha başkasının torunu, bir müessesenin müdürü, bir şirketin danışmanıdır…

Böylece bir tek hakikat, nispetlere döküldüğünde binlere çıkmış olur.

"Hakaik-i nisbiyeden kâinatın envaına bir vücud-u vahid in'ikas etmiştir." (1) denilerek, bir vücudun bir çok şeyle münasebetinin bulunduğu ifade edilmiştir. Adeta bir vücud ama inikas (yansıma) sırrıyla sanki külliyet kesbedip bir çok şeyle irtibatı söz konusu olmaktadır. Mesela, bir komutanın komutanlık haysiyetiyle bir külliyeti varsa da başka bir makamda bu zatın her hangi bir kıymeti bulunmayabilir. Demek ki büyüklük ve küçüklük nisbidir. Bir yerde kamil manada bir fonksiyonumuz varken, başka bir alanda söz sahibi olmayabiliriz.

(1) bk. İşarat-ül İ'caz, Fatiha Suresi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...