Block title
Block content

"Hakikat nazarında sebeb-i adavet ve şer olan fenalıklar, şer ve toprak gibi kesiftir; başkasına sirayet ve inikas etmemek gerekir... Muhabbetin esbabı olan iyilikler, muhabbet gibi nurdur; sirayet ve in’ikâs etmek, şe’nidir." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada fenalıklar toprak gibi kesif maddelere benzetilmiştir. Mesela güneşin aksi toprağa düştüğünde oradan başka yere yansımaz, ama aynaya düşse yansır. Benzeri şekilde bir insana düşmanlığa sebep olan hâller kesiftirler, nurani değillerdir, dolayısıyla başkalarına yansıtılmaması gerekir.

Ama onu sevmeye vesile olan haller nurani şeyler olduğundan sevdiğimiz o kişi yüzünden onun dostlarını da severiz, dolayısıyla kızdığımız bir insanın akrabalarına da kızmaya hakkımız yoktur.

Toprak kesif bir maddedir; yerinde durur, kendisi size bulaşmaz. Siz gider dokunursanız sizi etkiler. Ama nur ve hava öyle değillerdir. Siz kaçsanız da gelip size bulaşırlar ve sizi etkilerler.

İşte Üstadımız hayır ve iyiliği nura ve havaya, şer ve fenalıkları ise toprağa benzetmiştir. İnsan fıtraten ve vicdanen iyiliği sever ve iyilik yapanları takdir ederek onlar gibi olmak ister. Hiç kimse şer ve kötülüğü vicdanen benimsemez, keşke ben de yapsaydım demez. Ama nefsin hoşuna gider de onu taklit ederse, o başka mesele.

Efendimiz (asm)'in etrafında toplanan sahabelerin, kısa sürede ona müncelip olup (yörüngesine girip) ve adeta ümmetin birer yol göstericisi olmaları, Efendimiz (asm)'in her güzel davranışının onlar tarafından benimsenmesi ve vicdanlarda makes bulmasıdır. Bir toplum bir bütün olarak bu iyiliğin pervanesi kesilmiştir.

Nurani varlıklar ile onun zıddı olan kesif varlıkların yansımasında ve temessülünde durumları farklılık arz eder, hükümleri başka başkadır, biri hakiki yansır diğeri sadece görüntü olarak yansır.

Nurani bir varlık yansıdığı yere kendi aslındaki vasıfları da götürür, bir nevi yansıyan ile yansımaya mahal olan şey aynı gibi olur. Mesela aynada yansıyan güneş kendine özgü vasıflarını aynaya da aksettirir, bir nevi küçük bir güneş o aynada oluşur. Aynı güneş gibi o da ısı ve ışık verir, fark sadece azamet ve kibriyadadır. Nuranin temessülü temessül ettiği yeri yani yansıdığı yeri kendi gibi yapar. 

Kesif şeylerde yani madde ve cismin hükmettiği şeylerde ise yansıma, temessül sadece görüntü olarak vardır, vasıflar oraya aksetmez onun için yansıyan şey ile yansımaya mahal olan şey farklıdır, aralarındaki tek ilişki görüntü naklidir. Mesela, maddi ve kesif olan bir taş aynada yansısa, sadece görüntüsü oraya gider taşın kendine ait vasıflar oraya geçmez.

İşte insanın mahiyeti ve kalbi de bir ayinedir, bu aynaya nurani şeylerde yansıyor kesif şeylerde yansıyor.

Kalp aynasına nurani ve hayırlı bir şey yansıdığı vakit kendine ait vasıfları da oraya taşıdığı için, kalbe nuraniyet ve hayır getiriyor. Adeta o kalbi hayır ve nura çeviriyor,onun içindir ki hayırlı ve nurani şeyler ile meşgul olmak gerekiyor. Bu misal ve tespitten hareketle bir kişiye iyiliklerinden dolayı muhabbet etsek, o muhabbet nurani olduğu için iyilik eden şahsın dostlarına da aynı ile temessül edip yansır. Yani o sevdiğimiz şahsın muhabbeti onun dost ve sevdiklerine de sirayet edip geçer demektir. Muhabbet nurani olduğu için bulaşıcıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

nurludava
bir insana düşmanlığa sebep olan haller kesiftir'e örnek ne olabilir?bizde şer olan bir hal neden yansıyor o zaman? hakikat nokta-i nazarında nasıl oturacak bu konu?selametle...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Cümlenin devamında üstad bir not düşüyor. Aşağıya aldığımız pasajın son cümlesi sorunuza cevaptır. Hakikat nazarında sebeb-i adâvet ve şer olan fenalıklar, şer ve toprak gibi kesiftir; başkasına sirayet ve in’ikâs etmemek gerektir. Başkası ondan ders alıp şer işlese, o başka meseledir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...