Block title
Block content

"Hakikat ne kadar zayıf ise de ölmez, suret gibi mahvolmaz. Belki teşahhuslarda ve suretlerde seyrüsefer eder." ifadesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, hakikat ne kadar zayıfsa da ölmez, suret gibi mahvolmaz. Belki teşahhuslarda, suretlerde seyrüsefer eder. Hakikat büyür, inkişaf eder, gittikçe genişlenir. Kışır ve suret ise eskileşir, inceleşir, parçalanır; sabit ve büyümüş hakikatin kametine yakışmak için, daha güzel olarak tazeleşir. Ziyade ve noksan noktasında, hakikat ile suret mâkûsen mütenasiptirler. Yani suret kalınlaştıkça hakikat inceleşir. Suret inceleştikce, hakikat o nisbette kuvvet bulur."(1)

Kainatta öz ile kabuk, mana ile lafız, ruh ile ceset, kesif ile latif  ikilemi ve zıtlığı hakimdir. Birisi birisinin zararına ve aleyhine gelişir ve terakki eder. Bunlar ters orantılıdır. Birisi inkişaf ederken onun karşısındaki zıddı geriler ve kaybolmaya yüz tutar. 

Bu iki zıtlardan biri, kuvvet kazandıkça diğeri zayıflar, kuvvet kazanan şeyin kayıt ve vasıfları hakim olur. Diğeri tamamen kaybolmasa bile, kaybolmuş gibi eserlerini gösteremez. Madde, kuvvet kazandıkça, mana zayıflar. Ruh inceldikçe, ceset kalınlaşır. Nuraniyet gittikçe, yerine zulmet gelir. Letafet azalınca, yerine kesafet gelir.

Mesela, Hz.Peygamber Efendimiz (asm)'de mana, nuraniyet, ruh, letafet, hayat, tamamen hükmettiği için, adeta madde onda kaybolmuş, her bir aza ve cihazı letafet kazanmış ve her bir azası ve hücresi maddi kayıt ve hantallıklarından arınarak tam nuraniyet kazanmıştır. Bu yüzden, onun mübarek cesedi  de aynen ruh ve mana gibi letafet ve nuraniyet kazandığından, her bir azası ile görebilir, her bir azası ile işitebilirdi. Yani onda madde öyle incelmişti ki, artık maddi hantallık ve kayıtlardan tamamen sıyrılmış ve ruh, hayat, şuur, gibi şeyler onda çok şiddetli tecelli eder hale gelmiştir. Bu kapı, derecesine göre herkese de açıktır.

Öz, mana, ruh, gibi hakikatler soyut ve mücerret oldukları için, maddi ve kesif şeyler bunların üzerinde bir levha ve semboller hükmündedirler. Bu kesif semboller eskiyip çözüldüğü zaman, onun altında cari olan hakikatler asla kaybolup yok olmazlar. Sadece kesif alemde zayıf ve belirsiz görünürler yoksa hakikat noktasında asla ve kata kaybolup mahvolmazlar.

Mesela, kayısı ağacı kış mevsiminde solar ve ölür, ama kaysının ruhu hükmünde olan çekirdek ve çekirdek içindeki kayısının programı asla yok olmaz, bir sonraki nesile intikal eder.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, Dördüncü Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2872 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...