Block title
Block content

"Halbuki, fenn-i mantıkça, kıyas-ı temsilî yakîni ifade etmiyor. Mesâil-i yakîniyede burhan-ı mantıkî lâzımdır. Kıyası temsilî, usul-ü fıkıh ulemasınca zann-ı galip kâfi olan metâlipte istimal edilir." açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kıyas-ı Temsili: Kıyas-ı temsilî, aralarında mevcut olan ortak bir vasıftan dolayı iki şeyden gizli olanı açık olana, gaip olanı görünene, bilinmeyeni bilinene, uzaktakini yakına vs. kıyas etmektir. Analoji yani temsil getirme, akıl yürütmenin temel yöntemlerinden biridir. Bu yöntemle insan zihni, olaylar arasındaki benzerliklerden hareketle, bilinenlerden bilinmeyen sonuçları çıkarır. Analoji, İslâmî literatürde “kıyas-ı temsilî” adını alır.

Burhan-ı mantıkî: Mantığın birinci ve en güçlü kaidesi olan kıyas-ı iktiranîdir. Kıyas-ı iktiranî önermelerden oluşur. Birinci önermeye küçük önerme, ikinci önermeye büyük önerme adı verilir. Önermelerde tekrar eden kavrama ise orta terim (hadd-i evsat) denir. Bu iktirani kaidesinin, kuvvet ve katiyet noktasından aşamaları ve dereceleri  vardır.

Bunlar kuvvet sırası ile şu şekildedir:

Kıyas-ı iktiranînin birinci şeklinde; orta terim (hadd-i evsat), birinci öncülde yüklem (suğrada mahmül), ikinci öncülde özne (kübrada mevzu)’dir. Bunun birinci şıkkında ise; birinci ve ikinci öncül olumlu ve küllîdir, dolayısıyla sonuç olumlu ve küllî olur. “Tüm cisimler sonradan yaratılmıştır, sonradan yaratılan her şey değişkendir, o zaman tüm cisimler değişkendir.” önermesi, kıyasın birinci kısmının birinci şıkkına girer.

Bunun yanında diğer şekiller de vardır. Ancak bunlar, birinci şık önerme kadar güçlü değillerdir.

Kıyasın ikinci şekli; birinci ve ikinci öncül küllî, fakat birinci öncül olumlu ikinci öncül olumsuz olur, sonuç ise olumsuz küllî olarak gerçekleşir. “Tüm cisimler mürekkeptir, mürekkep olan hiç bir şey kadim değildir, o zaman cisimlerden hiç bir şey kadim değildir.” önermesi gibi.

Üçüncü şekli; birinci ve ikinci öncül olumlu, fakat birinci öncül cüz’î (tikel) olursa, sonuç olumlu cüz’î olarak gerçekleşir. “Bazı cisimler mürekkeptir, tüm mürekkep olanlar sonradan yaratılmıştır, o zaman bazı cisimler sonradan yaratılmıştır.” önermesi gibi.

Dördüncü şekli ise; birinci öncül olumlu cüz’î, ikinci öncül olumsuz küllî ve sonuç da olumsuz cüz’î olur. “Bazı cisimler mürekkeptir, mürekkep hiç bir şey kadim değildir, öyleyse bazı cisimler kadim değildir.” dördüncü şıkka örnektir.

Neticenin kesinlik derecesi bakımından en güçlü önerme, birinci şeklin birinci şıkkıdır. Bu önermede sonuç hem olumlu hem de küllîdir. İkinci şık ise olumsuz küllîyi sonuç verdiğinden, birincisinden güçsüz, fakat olumlu cüz’î sonuç veren üçüncü şıktan daha güçlüdür. Üçüncü şık ise, ikincisinden güçsüz fakat olumsuz cüz’îyi sonuç veren dördüncü şıktan daha güçlüdür. Dolayısıyla en güçsüz önerme dördüncü şıkkın ifade ettiği önermedir, çünkü bu önermenin sonucu hem olumlu hem de küllîlikten yoksundur. (Molla Fenarî, 1985: 51 vd.)

İşte Üstad Hazretlerine göre kıyas-ı temsilî yukarıda açıklanan en güçlü şekilden bile daha güçlüdür.

Molla Fenârî’ye göre bürhan, kesin sonuç elde etmek için kesin (yakînî) öncüllerden oluşan bir kıyastır. Burada “kesinlik” kavramından “gerçeğe tam uygunluk” kast edilmektedir. Bu, içinde zan, şüphe ve bilgisizlik barındırmayan bir düşünce aşamasıdır. 

Meselâ; “Kur’an Hz. Peygambere (asm) inmiştir / Hz. Peygambere (asm) inen her şey gerçektir / Öyleyse Kur’an da gerçektir.” şeklindeki bir hüküm Müslümanlar için zan, şüphe ve bilgisizlik taşımayan kesinlik taşır.

Halbuki, fenn-i mantıkça, kıyas-ı temsilî yakîni ifade etmiyor. Bu ifadede temsil getirmenin mantıkça katiyet ifade etmediği söyleniyor. Lakin Üstad Hazretleri  Risale-i Nurların kullandığı temsil kıyasının, bu türden bir temsil olmadığını ifade ediyor. Temsil getirmenin de mertebeleri vardır. Risale-i Nurların kullandığı temsil mantıkta katiyet ifade eden istikra yani tüme varım metoduna benziyor. Yani külli bir kanunun ucunu cüzide gösterip, sonra külliye intikal ettirme işlemidir, Risale-i Nurların kullandığı temsil metodu.

Kıyası temsilî, usul-ü fıkıh ulemasınca zann-ı galip kâfi olan metâlipte istimal edilir.

Malum, içtihada açık olan fıkhın sahasında, zann-ı galip hükmeder. Yani müçtehidin içtihadı katiyet ifade etmeyen bir yorumdur. Şayet katiyet ifade etse muhkem ayet ve hadisler gibi müçtehidin içtihadı bütün ümmeti bağlayıcı olurdu. Fakihlerin içtihadı bir kıyas-ı temsilidir, yani benzer iki olay arasında irtibat kurup bilinen hükmün bilinmeyen olaya teşmil edilmesidir. 

Mesela; şarap haramdır, haram olmasının sebebi sarhoşluktur, viskinin ise haramlılığı katiyet ifade etmiyor; ama şarap ile viski arasında ortak bir nokta var o da sarhoşluktur, öyle ise şarap bilinen bir haram, viski ise bilinmeyen bir haramdır. Bilinenden bilinmeyene kıyas ile intikal edilip viskinin de şarap gibi haram olduğu ispat olunur. Yalnız şarabı inkar eden küfre düşerken, viskiyi inkar eden küfre düşmez, sadece dalalete sapmış olur, bunun sebebi de; bu kıyasın içtihad ile yani zann-ı galip ile sabit olmasıdır.

Risale-i Nurların kullanmış olduğu kıyas-ı temsili ile fakihlerin kullanmış olduğu kıyas arasında çok fark var. Risale-i Nurların temsili katiyet ifade ederken, fakihlerin kıyas-ı temsilisi zannidir yani katiyet ifade etmiyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mevkıf | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3907 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

drerkan
Anladım şimdi. Allah razı olsun. Çok şahane bir izah olmuş.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
lighted
Burada mantığın en güçlü kaidesi kıyas-ı iktiranîdir denildi. Bir cevapta ise "Bu kıyas metodunda, çok kıyaslama teknikleri ve tarzları vardır. Bu tarz ve metotlardan kesinliğe en yakın olanı "kıyas-ı istisna" denilen kıyaslama metodudur" demişsiniz. Izah edermisiniz? http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=article&aid=11551.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
lighted
Sormak istediğim şey şu idi: Kıyasın kaide veya metodları içinde en güçlüsü ve kesinliğe yakın olanı kıyas-i iktirani midir veyahut kıyas-ı istisnai midir? Sizin verdiğiniz linki zaten ben de sona eklemiştim.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Kıyas-ı istsisna daha kuvvetlidir. Kıyas-ı İstisna bir hükmün neticesinin aynı veya nakzı, mukaddemelerinden birinde bilfiil zikredilirse, ona kıyâs-ı istisnâi denilir. Başka bir tâbirle: Neticesi veya zıddı bizzat kendisinde zikredilen kıyas. "Eğer bu cisim ise, mutlaka bir yer tutar" gibi. Veya "Güneş doğmuş ise, gündüz olmuştur" gibi.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...