Block title
Block content

"Halbuki vücud sahasında mahal ve makam, yalnız ve yalnız Vâcib-ül Ehad'a mahsustur." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yani gerçek varlık ancak Allah’ın varlığıdır. Allah birdir ve varlığı vâcibdir.  Ezelidir, ebedidir, varlığı zatındandır ve olmaması muhaldir. Diğer bütün varlıklar O’nun var etmesiyle var olmuşlardır. Bunların tamamı mümkin grubuna girer. Yani, sonradan yaratılmışlardır, fanidirler, varlıkları kendilerinden değil, Allah’ın yaratmasıyladır, olup olmamaları müsavidir.

Mutlak manada varlık denildi mi “vacip vücut” akla gelir. Gerçek varlık Allah’ın vacip olan varlığıdır. Başkaları gerçek manada var değillerdir. Onlar Allah’ın var etmesiyle var olmuşlar ve O’nun varlığına ayna olmuşlardır.

Üstadımızın On Altıncı Söz’deki güneş misalini bu konuya da uygularsak, aynalardaki ışık güneşten gelmektedir. Tek ışık sahibi güneştir, aynalar ona şerik olamazlar, zira onların ışığı da güneşten gelmektedir.

Bütün varlık âlemi, O’nun isimlerinin tecellileriyle mevcut özelliklerine kavuşmuşlardır. Hâlık isminin tecellisiyle yaratılmışlar, Rezzak isminin tecellisiyle rızıklanmışlar, Musavvir ismiyle suret kazanmış, Müzeyyin ismiyle bezenmişlerdir.

Üstat hazretleri,  Vahdetü’l-Vücudu anlatırken. “Vacib ül Vücud’un vücuduna nisbeten, başka şeylere vücud denilmemeli. Onlar vücud ismine layık değiller.”  buyurur. Yani, vacib vücud yanında mümkin vücutlara vücut denilmemeli; aynalardaki tecellilere hakiki manasıyla ışık denilmemesi gibi..

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Katre | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 867 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...