Block title
Block content

"Bir saadet-i ebediye, bir mazhariyet-i esma-i İlahiye isteyecek bilmiş; o gelecek duayı kabul etmiş, kâinatı halketmiş." ile "Hak ve Hakîm-i Mutlak, o zaîf cüz'î iradeyi, irade-i külliyesinin taallukuna bir şart-ı âdi yapmıştır." ifadesini birlikte izah?

 
Soru Detayı:

Benim anlamadığım nokta şu; kaderde her an teklif var ve ona göre seçim var ve Cenab-ı Hak ona göre halkediyor. Ama insanın o anki tercihlerini belirleyen yüzlerce esbab (aile, toplum, nefis, şeytanı, vs.) söz konusu. 

"İsteyecek bilmiş" deyince, o zaman inanacak insanların da önceden bilindiğini biliyoruz. Eğer o isteyeceği için esbab ona göre vâz ediliyorsa, iman edecek insanlar seçilip ayırt edilmiş mi oluyor?.. Bu mana da "kâfirler ebedi yaşasalar kâfir olacaklar" manası ile alakalı mı? Yani kader, daha esbabı halketmeden insanlara göre ayarlıyorsa adalet nasıl oluyor?

Bununla birlikte, cüz'i ihtiyari ve halihazır zamanda, insanların hâlâ tercih hürriyeti de görülmekle birlikte, iki mevzu nasıl birlikte anlaşılır? 

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Hâlık-ı Âlem istikbalde o zâtı, nev'-i beşer namına belki mevcudat hesabına bir saadet-i ebediye, bir mazhariyet-i esma-i İlahiye isteyecek bilmiş; o gelecek duayı kabul etmiş, kâinatı halketmiş...”(1) 

"Hak ve Hakîm-i Mutlak, o zaîf cüz'î iradeyi, irade-i külliyesinin taallukuna bir şart-ı âdi yapmıştır..."(2)

Allah insana bir tertip bir imtihan yaratıyor, insan bu tertip bu imtihan içinde kendi iradesi ile hareket ediyor. Dolayısı ile insan hayatında iradi kader değil ızdırari kader baskındır. İnsan bu İlahi tertip ve takdir içinde imtihan oluyor. Allah bu tertip ile insanı sınıyor. 

Ayrıca, Allah'ın ezeli ilmi ile insanın tercihlerini önceden bilmesi, tertip ve imtihan şartları ile beraber bir bilmektir. Yani tercih ile tertip müsavidir. Hatta bazen birbirine bağlıdır. Bu yüzden Allah'ın ezeli ilmi ile insanın tercihlerini bilmesi ve ona göre muamele etmesi, insanın hürriyetini selbetmiyor (kaldırmıyor, gidermiyor), tam aksine teyit ve takviye ediyor. Çünkü ilim, irade üzerinde baskı oluşturacak bir mahiyete sahip değildir.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektub'un Birinci Zeyli.

(2) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...