Block title
Block content

"Hâlık-ı Âlem'i bize tarif ve ilân eden deliller ve bürhanlar, lâyüadd ve lâyuhsadır. O delillerin en büyükleri üçtür: Birincisi: Bazı âyetlerini gördüğün, işittiğin şu kitab-ı kebir-i kâinattır." Bu üç delilin anlaşılması buna göre nasıl olmalıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenâb-ı Hak, insanı sayısız cihazlar, duygular, kâbiliyetler, lâtifeler ve hislerle mücehhez bir mâhiyette yaratmıştır. İnsanın mâhiyetine takılan bu nevi cihaz ve hislerin vazifesi ve hükümleri de birbirinden farklılık arz eder. Birisinin görevini diğerinden istemek yanlış olacağı gibi, hükümlerini de tatbik etmek aynı hata olur.

Mesela, insana takılan gözün vazife ve hükmünü, kulaktan ya da elden istemek nasıl yanlış olur, aynı şekilde gözün menfezi ile gelen deliller, kulağın menfezinden gelen delillerinden bütün bütün başkadır.

Umumiyetle, insanın mâhiyetinde esas olan cihazlar ve hükümler akıl, kalp, vicdan, hisler gibi ana unsurlardır. Bunlar üzerinde umumi bir ittifak var denilebilir. Akıl ve kalp, insan mâhiyetinin en temel unsurları olduklarından, bütün fikri münâkaşalar bunların üzerinde cereyan etmiştir. 

Gayeye işaret eden deliller ve kaziyeler, her cihazın keyfiyetine göre bir hüküm alırlar. İnsandaki aklın Vâcib’ül- Vücûda olan şehâdetinin keyfiyeti, kalbin şehâdetinin keyfiyetinden başkadır. Hislerinki daha başka ve hâkeza...

Ama, gayeye olan şahâdette müttefiktirler, keyfiyetlerindeki ihtilâf ve farklılık neticeye olan delâletlerindeki kuvvete zarar vermez.

Bu yüzden insan mâhiyetindeki bütün cihazların farklı yollardan bir şey üstünde ittifak etmesi, kat’iyet kesb eder. Bu da kat’i ilim olur. Bazısı bazısından daha kısa ve emniyetli, bazısıdan uzun ve meşâkkatli olabilir, ama sonuç tektir.

Mesela; akıl, şu kâinat kitabını hisler vasıtası ile mütâlaa eder ve görür ki, her şey gayet san’atlı ve hikmetli, hiç bir yerde abes bir iş yok. Bunlara umumi aklın neticesi olan fenler de şâhid olunca, akıl tereddüt etmeden nihâyetsiz bir ilim, irâde ve kudret sahibi bir Zât-ı Akdes, bu işleri yapar der, iman eder. Vahyin terbiyesi ile de kemâlat kazanır.

Burada netice Allah’a imandır, akıl ise bir cihazdır. Mütâlaa tarzı ise, keyfiyeti gösterir. Bu ölçü, insanın sâir maddi ve mânevi cihazları için de geçerlidir.  Farkı ise, mütalaa tarzı ve keyfiyetindedir. Birinin keyfiyeti diğerinden istenilmez, istenilse hezeyân olur.

Aynı şekilde, kalp ve vicdan mizânları ile kâinata daldığı zaman, aşk, istinât, istimdât, aşk-ı bekâ, arzu, iştiyak, cezbe gibi menfezlerle, aklın hikmet yolu ile bulduğu vahdet mânâsını, aynen kendi mizân ve keyfiyeti ile bulur. Bu iki misâldeki gibi, insanın mâhiyetindeki her bir cihazın, mânâ avlama kıstasları ve mizânları birbirine mugayyerdir, mübâyindir. Birinin avladığını, öbürü avlayıp tutamaz, beyhude yorulur.

Üstâd'ın Onuncu Nota’daki mârifet nurlarının tasnifi buna işaret eder. Kalbin mizânı ile, aklın mizânı arasında mübâyenet var. Hatta bazen zıtlık bile olur. Kalbe hafif gelen bir mânâ, akla ağır gelebilir.

Mesela, İbn-i Arabî’nin kalben çok keskin olmasına karşın, akıl noktasından imana dâir konularda nâkıs olması ve Fahru Râzi’nin akılda çok keskin, müsbit olmasına rağmen, kalp noktasından zâafı gibi.

Üstâd'ın su, hava ve nur diye yaptığı tasnif daha çok delilerin mâhiyet ve keyfiyetine bakar. Yukarıda izâh edildiği gibi. Kâinat, Hazreti Peygamber, (s.a.v.) Kur’ân ve vicdan ise daha çok delillerin tür ve çeşidi ile alâkalıdır. Kâinat delili içinde nur, hava, su  mâhiyetinde deliller olduğu gibi, aynı deliller Kur’ân’da da, Hazreti Peygamberimiz’de de, vicdanda da  vardır.

İlave bilgi için tıklayınız:
Marifetullahın şahitleri, bürhanları üç çeşittir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Erdem93352
Üstad hz. bu en büyük delilleri anlatırken bazı yerlerde vicdanı sayıyor, burada olduğu gibi bazı yerlerde ise vicdanı saymıyor. Vicdan delili diğerlerine göre subjektif bir delil olduğu için mi bazı yerlerde vicdanı çıkarmış olabilir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Olabilir. Çünkü bu zamanda vicdanlar çok yara almış bu delili ancak insaf ve vicdan sahipleri hissedebilirler.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...