"Hâlık-ı Âlem'i bize tarif ve ilân eden deliller ve bürhanlar, lâyüadd ve lâyuhsadır. O delillerin en büyükleri üçtür: Birincisi: Bazı âyetlerini gördüğün, işittiğin şu kitab-ı kebir-i kâinattır." Bu üç delil nasıl anlaşılabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenâb-ı Hak, insanı yüksek bir istidatta, eşsiz cihazlarla, harika duygularla ve mükemmel hislerle donatmıştır. Tâ ki bu insan kendini ve kâinat kitabını okusun, Cenab-ı Hakk’ı isim ve sıfatlarının tecellisi ile tanısın.

“Rabbimizi bize tarif eden üç büyük küllî muarrif var. Birisi şu kitâb-ı kâinattır ki, bir nebze, şehâdetini on üç lem’a ile, Arabî Nur Risâlesinden On Üçüncü Dersten işittik; birisi şu kitâb-ı kebîrin âyet-i kübrâsı olan Hâtemü’l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmdır; biri de Kur’ân-ı Azîmüşşandır.” (On Dokuzuncu Söz)

Cenab-ı Hakk’ın varlığına ve birliğine deliller nihayetsizdir. Ama onu tarif eden küllî muarrifler, yani tarif ediciler üçtür.

Muarrif “Allah’ı tanıtan, bildiren” demektir. İnsana küllî marifet dersi veren üç büyük muarrif vardır. Kâinat, Resulullah(s.a.v.) ve Kur’ân-ı azimüşşan.

Kâinatın küllî muarrif olması, hem her bir cüz’üyle, hem de bütün sistemleriyle Allah’ı tanıtması, O’nun varlığına, birliğine, esmâsına ve sıfatlarına ayna olması cihetiyledir. Yıldızlar direksiz durmalarıyla, gezegenler birbirine çarpmadan muntazam hareket etmeleriyle Allah’ın kudretini tanıttığı gibi, meyveler ve sebzeler de bütün canlıların rızık ihtiyaçlarını mükemmel olarak karşılamalarıyla O’nun rezzakiyetini ve sonsuz rahmetini tanıttırır ve bildirirler. Bütün gözler ve kulaklar âlemi Allah’ın Basir ve Semi’ isimlerini, bütün çekirdekler âlemi O’nun hafiziyetini ve fettahiyetini ilan ederler. Kısacası bu kâinat, mahiyetleri birbirinden farklı olan bütün isimlerin tecellilerini birlikte göstermekle Allah’ı küllî manada tanıtır ve bildirir.

Kâinat, insan aklının önüne serilmiş sonsuz hikmet ve tılsımlarla dolu ilahî bir kitap ve Rabbanî bir sergidir. İnsan esrar-ı kâinatı okuyan ve gizli defineleri açan en mükerrem bir mahlûktur. İnsan, akıl sayesinde en derin sırları keşfeder, arz ve sema yapraklarını okuyarak, fikren cevelan eder. Altıncı Söz’de denildiği gibi;

"Akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar."

Sinekten tutun, galaksilere kadar her bir mahlûk bir rahmet hazinesi ve hikmet definesi olup, onların tümü Cenâb-ı Hakk’ın gizli hazineleri olan güzel isimlerinin tecellileridirler. İşte insan, akıl sayesinde bu tılsımlı defineleri açıyor, onlarda tecelli eden isim ve sıfatları okuyor.

Hâtemü’l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâm ve Kur’ân-ı Azîmüşşan da Cenab-ı Hakk’ı bütün isim ve sıfatlarıyla tanıtmaları, bütün emir ve yasaklarını beyan ve izah etmeleri cihetiyle büyük ve küllî iki muarrif olmuşlardır.

Hz. Peygamber (sav.) kâinat kitabının “Âyet-ül Kürsisidir.” Kur’ân’daki Âyet-ül Kürsî baştan sona kadar Allah’ı tanıttığı gibi, kâinatın Âyet-ül Kürsisi olan Hz. Peygamber de (asm.) hayatı boyunca Kur’ân-ı Kerim vasıtasıyla bütün insanlara Allah’ı tanıtmış, kâinat kitabının ve ondaki hâdisatın nasıl okunacağını ders vermiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Marifetullahın şahitleri, bürhanları üç çeşittir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Erdem93352
Üstad hz. bu en büyük delilleri anlatırken bazı yerlerde vicdanı sayıyor, burada olduğu gibi bazı yerlerde ise vicdanı saymıyor. Vicdan delili diğerlerine göre subjektif bir delil olduğu için mi bazı yerlerde vicdanı çıkarmış olabilir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Olabilir. Çünkü bu zamanda vicdanlar çok yara almış bu delili ancak insaf ve vicdan sahipleri hissedebilirler.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...