Block title
Block content

Halk-ı eşya hakkında mûcibe-i külliye sadık olmadığı takdirde, sâlibe-i külliye sadık olur. Yani, ya bütün eşyanın hâlıkı Allah’tır veya Allah hiçbir şeyin hâlıkı değildir.. Cümlesini açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mucibe-i külliye, “olumlu ve kapsamlı önermedir; ‘her şeyin yaratıcısı Allah’tır,’ cümlesinde olduğu gibi.” Salibe-i külliye ise “olumsuz ve kapsamlı önermedir; ‘Allah hiçbir şeyin yaratıcısı değildir,’ cümlesinde olduğu gibi .”Bir evin eşyalarını hayalimizden şöyle bir geçirelim: Avize, halı, koltuk, buzdolabı, ayna, masa vesaire.

Bunların her biri ayrı bir fabrikanın ürünüdür ve farklı mağazalardan satın alınmışlar ve bir odada bir araya getirilmişlerdir. Ama kâinat öyle değil, kâinatın tümü bir tek fabrika; bütün bitkiler, hayvanlar ve insanlar aynı fabrikanın mamûlleri. Bunları birbirinden ayrı düşünmek ve ayrı yaratıcılara isnat etmek aklen mümkün değil; ya “tümünü Allah yaratmış,” denilecektir, yahut “Allah onların hiçbirini yaratmamıştır,” diye inkâra sapılacaktır.

Nur Külliyatında kâinat bir ağaca, insan ise onun meyvelerine benzetilmiştir. Bir meyvenin kabuğunu, iç kısmını, çekirdeğini farklı ilâhların yaratmış olamayacağı açıktır. O meyveyi her şeyiyle yaratan Allah’tır. Bu kabul edilmediği takdirde, Allah’ın “o meyvenin hiçbir şeyini yaratmadığı” söylenecektir. Burada bölünmeye yer yoktur. Elma bir bütündür, bir tek şeydir, yaratıcısı da birdir. Aynı şeyler ağacın bütünü için de söylenebilir. Onun da bir kısım dallarını başka ilâhlara, kökünü başka, gövdesini başka, çiçek ve meyvelerini daha başka ilâhlara isnat etmek aklen muhâldir.

Bu gerçeği insan ve kâinat için de aynen tekrarlayabiliriz. Bir insan, gözlüğünü, gömleğini, iç çamaşırlarını, ceketini, pantolonunu, çoraplarını farklı dükkânlardan satın almış olabilir. Bunlar bölünme kabul ederler ve farklı tezgâhlara, değişik fabrikalara verilebilirler. Ama insan bedeni öyle değil; bütün organlarını bir bütün olarak düşünmeğe mecburuz. Bunların tümü, bir meyve gibi, kâinat ağacının başında boy gösteriyor.

İnsanın organları gibi kâinatın sistemleri de farklı ilâhlarca yaratılmış olamazlar. Bir kısım varlıkların başka ilâhlara isnat edilmesi, Allah’ın mutlak ve sonsuz sıfatlarının kayıtlı ve sınırlı olduğu vehmine yol açar. Buna göre, Allah, bir kısım varlıkları yarattığı hâlde diğer bir kısmına, hâşâ, güç yetirememiş veya bazılarını bilmiş ama bazılarını bilmemiş olacaktır. Bu vehme göre Allah’ın hiçbir şeyin Hâlık’ı olmaması lâzım gelir.

Zira sınırlı sıfatlar ancak mahlukta bulunur; mahluk ise hiçbir şeyin yaratıcısı olamaz. Böyle bir faraziye o vehmedilen şerik için de geçerli olacağına göre, o da o sınırlı sıfatlarıyla hiçbir şeyin yaratıcısı olamayacaktır. Dolayısıyla, hiçbir şey yaratılmayacak ve her şey yoklukta kalacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...