HALK-I ŞER - KESB-İ ŞER

“Halk-ı şer: Şerrin yaratılması.

Kesb-i şer: Şerrin kazanılması, yapılması, işlenmesi. İnsan iradesinin şerre yönelmesi.”

ŞERRİ YARATMAK

“Kesb-i şer, şerdir; halk-ı şer, şer değildir.” Sözler

Hayır ve şer; yapılan işin kendisiyle değil, sıfatıyla alâkalı, yani o işin Allah’ın rızasına uygun olup olmamasıyla ilgili. Şöyle ki:

Konuşma, görme, işitme, yürüme hepsi birer fiil. Hayır olsun şer olsun bütün bu fiilleri yaratan Allah’tır. İşlenen fiil, İslâm’a uygun ise ‘hayır’, aksi halde ‘şer’ olur.

Meselâ: Görme fiilinin yaratıcısı Allah’dır. Göz fabrikası O’nun. Işık hammaddesi O’nun.. Görülen bütün eşya da O’nun. O halde bir insan neye bakarsa baksın görmeyi yaratan Allah’dır. Baktığı helâl ise bu bakış “hayır” olur, haramsa “şer.”

Hayır ve şer Allah’tandır; yani hayrı da, şerri de yaratan ancak O’dur. Lâkin hayra rızası var, şerre ise yok.

Şerrin yaratılması şer değildir; şer olan, onu kesb etmek, yani şerri kazanmak, ona yönelmek ve onu irade etmektir.

Rahmân ismi gibi, Kahhar ismi de güzeldir; güzel olmayan, kahrı gerektiren isyanları işlemektir.

Suç işlemek şerdir, ama suçluyu hapse atmak şer değildir.

Nur Külliyatı’nda bu hakikat açıklanırken enteresan bir misâl verilir: Ateş.

Ateşin yaratılması şer değildir; ateşin binlerce faydası bunu ispat eder. Şer olan, ateşe temas etmek, onunla yangın çıkarmaktır.

Bu misâlin en dikkat çekici yönü, şeytanın da ateşten yaratılmış olmasıdır. Demek ki, ateşe dokunmak gibi, şeytana uymak da şerdir. Yoksa şeytanların yaratılması şer değildir. Zira, bütün manevî terakkilerin temelinde, nefis ve şeytanla cihat etmek yatar.

İçeriden nefis, dışarıdan şeytan... Bu iki düşmana rağmen istikamet yolunda giden insan, manen çok terakki eder. Onun ruh ikliminde nice çiçekler açar, nice meyveler yetişir.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...