Hanefi mezhebine tabi oldukları halde Üstad'ımızı takliden imamın arkasında Fatiha okuyanlar var. Halbuki Üstad'ımız İmam-i Şafi'ye tabidir. Kendisi isteseydi bir mezhep kurabilirdi. Ona bir mezhep imamı gibi bakmak doğru mudur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri bir içtihatta bulunup bir mezhep kurmuş değildir. Ameli konularda adres olarak dört hak mezhebi göstermiştir. Kendisi de Şafi mezhebindendir. Risale-i Nurların sahası iman hakikatleri ve ahlaka dair meselelerdir. Bu sebeple Risale-i Nurları ve Üstad Hazretlerini mezhep imamı gibi algılamak ve öyle lanse etmek yanlış olur.

Risale-i Nur dairesinde bulunan bir Nur talebesi, kendi coğrafi ve kültürel şartlarına uygun bir hak mezhebi seçip ona ittiba edebilir. Bu noktada Risale-i Nurların ve Üstad'ın bir yönlendirmesi ya da teşviki yoktur. Bu kişilerin şahsi bir tercihidir, dilediği hak mezhebi tercih edebilir. Zaten Ehl-i sünnet inancında mezhepler arasında geçiş caizdir.

Bazılarının Üstad ile mezhep imamlarını kıyaslaması yanlış ve abestir. Zira bu mübareklerin kulvarları farklıdır. Üstad Hazretleri belki kabiliyet ve takva açısından müçtehitlik yapabilir, lakin zamanın şartları ve gerekleri buna müsait değildir. Üstad Hazretleri Yirmi Yedinci Söz'de bu hakikati gayet güzel bir şekilde izah ediyor, teferruat için oraya bakılabilir.

Risale-i Nur mesleği teemmül ve tahkik mesleğidir. Risale-i Nur'un dairesinde, taklit, körü körüne bağlanmak, mesnetsiz ve kaynaksız şeylere itibar etmek, şahıslara araştırmadan ve tahkik etmeden inanmak gibi arızalı ve yanlış tarzlar yoktur. Üstad Hazretleri bu gibi arızalı ve yanlış tarzları Risale-i Nur'un çok yerlerinde ikaz mahiyetinde ifade etmiştir.

Üstad Hazretlerini bir mezhep imamı gibi taklit edebilmek için, Üstad Hazretlerinin her sahada içtihadını bildirmesi ve sistemli bir şekilde mezhep kurması iktiza eder. Yoksa bir iki noktaya bakarak Üstad Hazretlerini taklit etmek mezhepler açısından caiz olmaz.

Üstad Hazretleri Şafii mezhebinin ağırlıkta olduğu bir çevrede yetişmesinden dolayı Şafi mezhebine uymuştur. Azimet ve takva açısından dört mezhebe uymak zor olmakla beraber güzeldir. Ama telfik şeklinde, yani kolayına gelecek ve işi sulandıracak bir şekilde dört mezhebe uymak caiz değildir.

Mesela Hanefilerde kanama abdesti bozar, Şafilerde bozmaz. Şafilerde kadına temas abdesti bozar Hanefilerde bozmaz. Kişi her iki durumda da, yani hem kanama hem de kadına temas etmede mezheplere uyuyorum deyip, abdest tazelemekten kaçınsa, bu telfik olur ki, caiz değildir. Ama her iki durumda da abdest alsa müstahsendir, her iki mezhebe de uymuş olur.

Özet olarak, Üstad Hazretleri fıkıh alanına girmemiştir. Bütün mesaisini iman üzerine teksif etmiştir. Fıkıhta da kaynak olarak dört hak mezhebi adres göstermiştir. Yani Risale-i Nur iman ve akait üzerine gitmiştir. Fıkıh sahasını ise dört imama bırakmıştır. Bu yüzden bizim fıkıhta kıstas ve mizanımız dört mezheptir. Tabi olana tabi olmak caiz olmaz. Yani Üstad Hazretleri fıkıhta Şafii Mezhebine tabidir, tabi olunan değildir. Biz tabi olana tabi olursak mezheplerin hak kurallarını incitmiş oluruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...