Block title
Block content

"Hareket harareti, hararet kuvveti, kuvvet cazibeyi zahiren tevlit eder gibi bir âdet-i İlâhiye, bir kanun-u Rabbânîdir." cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan ile sanatı arasında, sebepler, perdeler, hikmetler, başka sıfat ve isimlerin manası gibi faktörler olmadığı için, insanın sanatı ile olan mübaşereti yani teması tam görünür. İnsan ile sanatı arasında en fazla bir iki perde vardır, oradan da kolayca sanatkara intikal edilebilir. Yani insanın sanatı basit ve kolay okunabilen bir sanattır. 

Lakin; Allah’ın sanatı çok yönlü ve hikmetli, bin bir vasfını tanıtır bir mahiyettedir. Allah, sanatının üstünde çok hikmetlerini, çok isim ve sıfatlarının manasını göstermek murad ediyor.

Bazı iş ve emirlerin, cemal ve kemaline zahiren muvafık düşmemesi gibi arızalardan dolayı da, mübaşeretinin yani sebepler ile olan sanat-sanatkar ilişkisinin görünmesini istememesi gibi durumlardan dolayı, sanatının arkasında tam manası ile tezahür etmiyor. Yani Allah ile sanatı arasına giren bu perdeler, onun marifetine bir derece set çekebiliyor. Hatta bazen bu sebepler kalın perdeler olup, tamamen marifete mani olabiliyor. Bu da sebeplerin hakiki fail olduğu noktasında, insanları ciddi anlamda yanıltıyor. Halbuki kainatta hiçbir sebep hakiki olarak fail değil münfaildir, yani etken değil edilgendir.

Allah, kainatta isim ve sıfatları ile tecelli ederken, mübaşeret ve temastan münezzeh olarak tecelli ediyor. Yani Allah’ın isim ve sıfatları tecelli ve taalluk ederken, mahlukattan münezzeh ve mukaddes olarak tecelli ve taalluk ediyorlar. Böyle olunca sıcaklığa kudret demek caiz olmaz. Sıcaklığı tedbir ve icat eden kudrettir; lakin sıcaklık kudret değildir. Unvandan maksat aynilik değil; maksada işaret eden bir levhadır. 

Mesela; İstanbul’u gösteren levha, İstanbul’un kendisi değil, ona işaret eden bir semboldür. Sıcaklık ve kuvvetler de Kudret değil, ona işaret eden birer semboldürler. Üstad'ın ifadeleri, sebeplerin maddi alemde nasıl bir tertip üstünde cereyan ettiğini göstermeye matuftur. Yoksa Allah’ın kudreti ilk sebep oluyor, sonra sebepler birbirlerini icat ederek gidiyor anlamında değildir. Bir önceki cevabımızda da ifade ettiğimiz gibi; kayyumiyet sırrı ile her sebebin arka cephesinde iş gören ve icat eden; Kudret sıfatıdır. Kudret sıfatı, her şeyin gerçek faili ve yaratıcısıdır, sebepler ise sadece bir sanat ve tertiptir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Şule, İkinci Şua, Birinci Lem'a | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3272 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

greatweb
Editörümüzün açıkıladığı gibi hepsi Cenab-ı Hak tarafından gerçekleştiriliyor. Ben yanlız işin fiziki tarafını açıklayayim biraz. Hareket harareti tevlid eder şöyle ki: en basitinden elimizi bir yere hızlı bir şekilde sürttüğümüzde elimizin ısındığını hissederiz. Veya araba motorlarının çalışmasıyla bir süre sonra ısındığını görürüz. Yani hareket olan yerde hararet vardır. Hararet neticesinde bir kuvvet oluşmasını da şöyle açıklayabiliriz: Isıtılan bir suyun harereti arttça bir kuvvet oluşarak su havaya doğru yükselir. Kuvvet cazibeyi tevlit eder: Kuvvet oluşursa da bir cisim çekilir duruma gelir. Fakat bunların tamamı cenab-ı hakkın belli bir düzene göre yaratmasının bir işareti. Yoksa Allah'tan bağımsız değildir hiçbiri.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
zerre16

Zerreden maksat atom değildir. Atomu oluşturan en küçük “elementer parçacıklar” kastedilmektedir. Yani parçalandığında elde edilen yine kendisi olan ve atomun alt parçacıklarının yapı taşı olan parçacıklar, partiküller.


Kainat ilk yaratılış anında saf enerji iken, bir ihtizaz ile, titreşme ile harekat başladı. Harekat ile enerji dalgalanmaları ve değişimleri meydana geldi. Bu dalgalanmalardan madde ve anti-madde doğdu. Bu saniyelerde kainat; madde, anti-madde ve enerjiden ibaret bir nevi köpük gibiydi. Meydana gelen her bir elementer parçacığın kendilerine has Mevlevi misal harekatı vardı. Sonra imtizaç emriyle bu parçacıklar atomu oluşturan alt parçacıkları oluşturmak için bir araya gelmeye (ittifak) ve birleşmeye (ittihad) başladılar. Birleştiklerinde iki hareketten biri, açıkta kalan harekat tekrar enerjiye dönüşüyordu. Bu noktada iki zerrenin hareketinden, açıkta kalan (muallakta kalan) harekattan tekrar enerji meydana gelmektedir. Yani harekat , harareti (enerjiyi) tevlid etmektedir. Bu hadise ile henüz atom meydana gelmemiştir ancak ilk kütle meydana gelmiştir. Kütle, oluştuğunda bazı kuvvetleri ihtiva eder. Bunlardan biri çekim kuvvetidir. (GM1*M2)/ R2 buradaki M, çekim kuvvetini doğruna kütledir.

Dikkat edilse, zerrelerin harekatından, hararet (enerji) ve bundan kütle, kuvvetler, ve ondan da çekim kanunu husule geliyor.

*Her saniye kainatın her yerinde harekat neticesinde tebeddül ve tegayyür devam eder gider. Burada hararetten maksat enerjidir. Örn. Hararet-i ruh, ruhun sıcaklığı manasında değildir. Ruhun dinamizmi, enerjisi manasındadır. (Yine aynı şekilde hararet-i hüzün: hüznün şiddetli olması, hararet-i gariziye: duyguların şiddetli, enerjik olması vs.)

İşte bu hal ile, harekat , harareti yani enerjiyi, enerjiden kütle yani madde meydana geliyor.

*ilk kütle (parçacığın) meydana gelmesinden sonra quarklar, sonra quark grupları (hadronlar), onlardan proton ve nötron ve sonunda atom meydana geliyor.

*Bu konuya bağlantılı eğer bilen bir fizikçi arkadaşımız, higgs parçacığı ve kütlenin oluşumu ve tanımlanması ile ilgili bilgi verir ve bizi aydınlatırsa çok memnun olurum.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...