Block title
Block content

Hariç kimseler diyorlar ki; "Nur cemaatleri siyasete karışıp, tekrar vazgeçenler oldu." Nur cemaatleri siyasete karıştılar mı? Hiç karışmayan cemaat olmadı mı? Bu süreç nasıl gelişti?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nur cemaati, cemaat olarak siyasete karışmamıştır. Yalnız cemaat içinde bazı Nur talebeleri cemaati temsilen değil, kendi adına siyasete girmişlerdir. Cemaat içinde de  hususi meşrep sahibi bir grup, belli bir zamanda belli bir partiyi desteklemişlerdir. Onun haricinde Nur cemaati bir bütün  olarak bir partiyi açıktan destekleyip ona ram olmamıştır olması da doğru değildir.

 Her bir Nur talebesi bireysel olarak Risale-i Nurların vermiş olduğu şuur ile şahsi reyini zamanı geldiği vakit bir partiye verir, bu bir vatandaşlık görevidir. Ama kesinlikle cemaatte blok halinde şu partiyi destekleyelim diye bir karar alınmamış ve alınmaz da. Bu Risale-i Nurun  ruhuna ve kaidelerine uygun değildir. Bir Nur talebesinin kendi namına siyasete girmesinde de bir sakınca yoktur. Nitekim Emirdağ Lahikası'nda şöyle denmektedir:

"Fakat siyaset hesabına değil, belki Nur’ların intişarı ve maslahatı hesabına, bazı kardeşler, Nurlar namına değil, belki kendi şahısları namına girebilir..."

Bu zamanda insanların ekserisinin imanı tehlike içindedir. Onun için ebedi saadetlerinin vesikası olan sağlam imanı telkin etmek ve ders vermek vazifesi, neticesi şüpheli siyasi mücadeleden daha ehemmiyetlidir. Bundan dolayı Nur talebelerinin en mühim görevi; önce kendisi tahkiki imanı elde etmek, sonrada bir başkasının tahkiki imanı elde etmesine ve kurtulmasına vesile olmaktır. 

Siyaset yolu ile yapılan hizmet, halkın yüzde seksene fayda vermesi meçhul olmakla beraber, neticeye ulaşmak da şüphelidir Türkiye’deki siyasi tarih buna şahittir. En güzel siyaset; kafası karışık olan yüzde seksene iman ve nuru göstermek ile terbiye ve irşat etmektir. Zaten yüzde sekseni hakikatleri görünce, siyasette ona uyum sağlamak zorunda kalır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...