"Haşirde ruhların cesetlere gelmesi var; hem cesetlerin ihyası var; hem cesetlerin inşası var." Madem zaman yok, neden her şey kısım kısım oluyor? Bir şeyi kısımlara ayırmak ve bunu yaparken sırayı gözetmek acaba zamansız olabilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada, tekrar yaratılışın zamansız vücuda gelmesi, aşamasız ve basamaksız vücuda gelmesi anlamına gelmiyor. Ayrıca buradaki kasdi olan bu sıralamanın, hikmetsiz ve rastgele sıralanmış olduğunu da düşünmüyoruz. Şöyle ki;

Mevt, ruh ile ceset arasındaki alakanın kesilmesidir. Haşirde bu ceset-ruh ilişkisi tekrar kurulacaktır. Burada Üstadımızın verdiği sıralama, aslında anne rahminde zamanla oluşan ve ruhun gelip yerleştiği ceninin ruh-beden ilşkisinin zamansız ve müddetsiz oluşmasından başka değildir. Burası hikmet dünyası olması hasebiyle, zaman ve müddet vardır. Önce ceset inşa olur, sonra cesedin kâinatla irtibatını ve ruhun girip işleyebileceği sistemi sağlayan ihyası söz konusu olur. En sonunda da ruh bedene üflenir.

Haşirde ise bu olaylar kudret dünyasına uygun bir şekilde bir anda gerçekleşecektir. Bu nedenle risalelerde haşirdeki dirilme için önce ruhun bedene gelmesi, sonra bedenin ihyası, en sonunda da bedenin inşasından bahsedilir ki, dünyadakine göre taban tabana ters düşmektedir. Bunun hikmeti ise, bu üç aşamanın aynı anda meydana geldiğinin ihsas etmek içindir.

"... Mevt ise fena değil, belki alakanın kesilmesidir."(1)

Ayrıca ruhlar, birinci sûra üfürülmesiyle dünya hayatları biter. Tüm ruhlar geri çekilir, yükselir. Böylece kıyamet gerçekleşir. Haşrin başlangıcında İkinci sûra üfürülmesiyle ruhlar serbest bırakılır. Böylece ruhlar, dünyada iken kullandıkları zerrelerden yaratılan ve ruhu kabul edecek özelliğe getirilen bedenlere gelip yerleşir. Bunların hepsi o kadar hızlı olur ki , bunun için zamansız da denilmiş olabilir.

"...tabur-misal bir cesedin nizamı altına girmekle birbiriyle tanışan zerrat-ı esasiye ve ecza-i asliyeyi bir sayha ile Sûr-u İsrafil'in borusuyla nasıl toplayabilir? İstib'ad suretinde denilir mi? Denilse, eblehçesine bir divaneliktir."(2)

Üstad'ın cesedlerin ihyasına şu gelen misali vermesi manidardır. Temsilin hakikati şu olabilir; lambalar dağılmış cesed ve zerreler ise, elektrik de ruh olur. Tek bir merkezden kastı İsrafil'in ikinci sûrudur.

"Cesedlerin ihyasına misal ise: Çok büyük bir şehirde, şenlik bir gecede, bir tek merkezden, yüzbin elektrik lâmbaları, âdeta zamansız bir anda canlanmaları ve ışıklanmaları gibi, bütün Küre-i Arz yüzünde dahi, bir tek merkezden yüz milyon lâmbalara nur vermek mümkündür."(3)

Üstad Hazretleri sadece zamansız bir anda olur deyip geçmemiş, aklın izanı ve kabulü için misaller vermiştir. Özellikle zamansız deseydi ve rastgele üç işlemi sıralasaydı, akli delil olmazdı. Misaller verip kanunları ve hikmetleri, misallerin içinde koymuştur. Anlaşılması için timsallerin hakikatlerini ve kanunlarını akıl sahiplerine bırakmıştır.

"İşte ekser Sözlerde ekser temsilat, böyle kanunların uçlarını birer cüz'î misal ile göstermekle; müddeada, aynı kanunun vücuduna işaret eder. Madem temsil ile kanunun tahakkuku gösteriliyor, bürhan-ı mantıkî gibi yakînî bir surette müddeayı isbat eder. Demek Sözlerdeki ekser temsiller; birer bürhan-ı yakînî, birer hüccet-i kàtıa hükmündedir."(4)

Hem nasıl ki Allah için zaman söz konusu değildir; kendisine göre her şeyi bir anda yaratır. Bir sıralama ve aşamaya muhtaç değildir. Bunun için kendisine nisbeten yeri ve göğü de bir anda yaratmıştır. Ama bizim tefekkürümüz ve anlayışımız için altı gün yani altı devir ve aşamadan bahsedilir. Çünkü eğer bize göre de sebebsiz ve aşamasız hızlıca bir anda vücuda gelmiş olsa idi, hiç kimse akledemez ve düşünemezdi. Akıl bu yolda gidemezdi.

Öyle de haşr-i azamın da bir aşaması ve sırası vardır. Bu aşamalar ve sıralar bizim için ve bizim aklımız ve tefekkürümüz için kabul ederiz. Yoksa ne haşir için ve ne de dünyayı yarattığı altı gün mevzusunda Allah, esbaba ve maddeye ve zamana ihtiyacı olmadığı açıktır.

"...hikmet-i İlahiyenin muntazam kanunları dairesinde, haşr-i a'zam tarfetü'l-ayn'da vücuda gelebilir."(5)

Hem nasıl ki bahar ile sineğin haşri hangi kanun ile oluyorsa, haşr-i azam da aynı kanunla vücuda gelir. Dünyadaki kanunlar haşir için de geçerlidir. Yine de unutmamak gerekir ki, dünyada işler hikmet ile zaman ve müdetle yapılırken, ahirette kudret ile bir anda yapılacaktır.

"Hem o Sâni'-i Kadîr, hangi kanun-u hikmetle bir sineği ihya eder; aynı kanunla şu önümüzdeki çınar ağacını her baharda ihya eder ve o kanunla Küre-i Arz'ı yine o baharda ihya eder ve aynı kanunla haşirde mahlukatı da ihya eder."(6)

"Ruhlar, cesedin dağılmış zerrelerine nasıl gelir?" konusu üzerinde biraz duralım:

Ruh basittir, ama ruhun temessülatıyla veya bir ruh gibi olan kanunlarla ve ilahi takdirlerle, dağılmış cesetlerin zerrelerden meydana getirilmiş cesetlere gelip yerleşir.

"Hem madem ruh cisme hâkim olduğu gibi; camid maddelerde dahi kaderin yazdığı evamir-i tekviniye, o maddelere hâkimdir."(7)

Ruhun cesed içindeki hakimiyet sadedinde Üstadımız şu mükemmel tespiti yapar;

"Ruha nisbeten uzak yakın bir hükmünde. Birbirine perde olmaz. İsterse, çoğunu birinin imdadına yetiştirir. İsterse bedenin her cüz'ü ile bilebilir, hissedebilir, idare edebilir. Hattâ çok nuraniyet kesbetmiş ise, herbir cüz'ü ile görebilir ve işitebilir."(8)

Yine aynı şekilde Birinci Meseledeki şu cümle de konumuz açısından çok manidardır. Çünkü zerrelerin mahiyetiyle ruhlar arasında bizim bilmediğimiz bağlantılar da olabilir.

"...zerreler âleminde iken ezel canibinden gelen اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ hitabını işiten ve قَالُوا بَلٰى ile cevab veren ervahlar,.."(9)

Dipnotlar:

1) bk. Barla Lahikası, 213. Mektup.

2) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.

3) bk. Şualar, İkinci Şua, Uzunca Bir Haşiye (Onuncu Söz, Zeylin Üçüncü Parçası).

4) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, İkinci Makam.

5) bk. Şualar, İkinci Şua, Uzunca Bir Haşiye (Onuncu Söz, Zeylin Üçüncü Parçası).

6) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, İkinci Makam.

7) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, İkinci Maksat.

8) bk. age., Otuz Üçüncü Söz Otuz Birinci Pencere.

9) bk. Şualar, İkinci Şua, Uzunca Bir Haşiye (Onuncu Söz, Zeylin Üçüncü Parçası).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...