Block title
Block content

"Hatemü'l-evliya" tabiri kim için kullanılmıştır; ne anlama gelmektedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hatemü'l-Evliya" tesmiyesi "Hatemü'l-Enbiyadan" mülhem olarak kullanılmıştır.

"Hatemü'l-Evillya"dan maksat, Hz Mehdi'dir. Bu ismin verillmesinin nedeni ise, Mehdi'den sonra gelecelk olan evlilyaların , Mehdi'nin hizmet dairesine tabi olacaklar ve ondan feyizlerini alacaklar, demektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: H | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 8901 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

şefkat

Hatemul-Evliya veya Hatmul-Evliya olarak kendisinden bahsedilen zat, velilerin sonuncusu olan bir şahıstır. Bu şahıstan, önce Hakim-i Tirmizî, Hatmul-evliya adlı eserinde bahsetmiş, daha sonra Muhyiddin İbn Arabî Anka-u mağrib adlı eserinde bu konuyu geniş bir şekilde incelemiştir. Fakat şunu söylemeliyiz ki, bu eserde, Hatemul-Evliyanın Mehdi olduğunu gösteren ifadeler yanında, onun farklı bir şahıs olduğunu gösteren ifadeler de vardır. - Bununla beraber, İbn Arabî, Futuhat adlı eserinde daha açık bazı ifadelere yer vermiştir: Buna göre; Hatmul-evliya makamı iki kısma ayrılır: Birincisi, mutlak olan Hatmul-velaye makamıdır. Bu makam nübüvvet kanadından gelen bir velayettir. Bu velayetin sahibi, Hz. İsa(a.s.m)dır. Kendisi, kendi döneminde bir peygamber olmakla beraber, âhir zamanda Hz. Muhammed(a.s.m)in ümmetinden olup, onun şeriatiyle amel eder. Böylece, artık velayet-i nübüvvete hatime çeker. kendisinden sonra nübüvvet kanadından gelen bir velayet artık söz konusu olamaz. İkincisi: Hatmul-velayetil-Muhammediyyedir. Bu makam, Hz. Muhammed(a.s.m)in velayet yönünü temsil eder. Bu zat, Arapların en asil bir ailesine mensup olup, günümüzde var olan bir kimsedir. Bu makam sahibiyle 595 hicri yılında görüştüm. Fasda kendisini tanıdım ve gizli olan bu makamının nişanını müşahede ettimFutuhat, 2/49). Bu zat, Hz. Mehdiden ayrı bir şahıstır. Çünkü, Hz. Mehdi, soyca Al-i bettendir. Hatmul-Evliya ise, manevî cephesiyle âl-i beytten sayılır(a.g.e, 2/50). Kur'ân'a göre velâyet, Allah'a inanmak, emir ve yasaklarına titiz biçimde uymak demektir. Bir âyette Allah velilerine korku olmadığı, onların üzülmeyecekleri bildirilir (Yunus, 10/62). İzleyen âyette de bu velâyetin tanımı yapılır: İnanmak ve muttaki olmak (Yunus, 63). Başka bir âyette de muttaki insanın nitelikleri açıklanır. Buna göre muttaki insan Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygambere inanan, sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, kölelere harcayan, namaz kılan, zekat veren, yaptığı anlaşmanın gereklerini yerine getiren, sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreden müminlerdir (Bakara, 2/177). Bu tanıma göre velâyet gerçek anlamdaki tüm mü'minlerin niteliğidir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...