Block title
Block content

Hatimede geçen, şeffafiyet sırrıyla, nuraniyet sırrı bazen iltibas ediliyor. Aralarındaki farkı izah eder misiniz? Nuraniyetle, bizim bildiğimiz ışıkların benzerliği var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu sırlar şu ayet-i kerimede ders verilen büyük hakikati akla yanaştırmakta, kalbe kabul ettirmektedir: 

“Ey insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz  Allah işitendir, görendir.”  (Lokman, 31/28)

Bu sırlarda geçen temsiller,  Cenâb-ı Hakk'ın kudretine nispeten az ile çoğun, büyükle küçüğün, haşirde bütün insanları diriltmesi ile bir tek nefsin ihyasının fark etmediği hakikatini  akla yanaştırmak için mahlukat âleminden verilmiş misallerdir. Yani, “Allah’ın bir mahluku için bile, az ile çok,  büyükle küçük fark etmezse, elbette sonsuz ve mutlak olan İlâhî kudret için bir ile bin, fert ile cemaat, küçükle büyük hiç fark etmez.” gerçeğini nefse de kabul ettirmek için verilmiş harika misallerdir. Bunları İlâhî icraatlara aynen uygulamak yanıltıcı olur. Nitekim, aynı konunun biraz daha genişçe işlendiği Yirmi Dokuzuncu Söz'de bu sırların izahından sonra şu not düşülür:

“Şu altı temsil; hem nâkıs, hem mütenahî, hem zaîf, hem tesir-i hakikîsi yok olan mümkinat kuvvetinde ve fiilinde bilmüşahede görünse; elbette hem gayr-ı mütenahî, hem ezelî, hem ebedî, hem bütün kâinatı adem-i sırftan icad eden ve bütün ukûlü hayrette bırakan, hem âsâr-ı azametiyle tecelli eden kudret-i ezelîyeye nisbeten şübhesiz herşey müsavidir. Hiçbir şey ona ağır gelmez (Gaflet olunmaya). Şu altı sırrın küçük mizanlarıyla o kudret tartılmaz ve münasebete giremez. Yalnız fehme takrib ve istib'adı izale için zikredilir.”

Bu kısa açıklamadan sonra sorunun cevabına geçebiliriz:

Cenâb-ı Hakk'ın bir ismi Nur olduğu gibi, bütün isimleri ve sıfatları da nuranîdirler. Maddeden münezzeh olan Allah’ın, sıfatları da maddî olmaktan münezzehtir. Hepsi, latîftir, hepsi nuranîdir.

Nuraniyet denilince hemen ışık hatıra gelmemeli. İman da bir nurdur, küfür karanlıklarını ortadan kaldırır. İlim de bir nurdur, o da cehalet zulmetini izale eder.

Güneş, Nur ismine kesif bir aynadır. Bu aynadan bize şu hakikat ders verilir:

Nuranî bir şey için az çok, büyük küçük fark etmez.

Güneşin bir çiçeği aydınlatmasıyla, bütün çiçekleri aydınlatması nasıl fark etmezse, her ikisini de aynı kolaylıkla aydınlatırsa, Allah için de bir insanın yaratılması ve haşirde yeniden diriltilmesi ile bütün insanların yaratılmaları ve diriltilmeleri arasında hiç fark yoktur.

 “Bir baharı halk etmek, bir çiçek kadar kolaydır.” (Sözler)

Şeffafiyet sırrı, güneşin tecelli ettiği aynalar için söz konusudur. Küçük bir aynanın güneşin aksini tutmasıyla, deniz kadar bir aynanın tutması arasında fark yoktur. Yani birisi güneşin aksini daha rahat, diğeri daha zor tutmaz.

Büyükle küçük arasında fark olmayabileceğine mahlukat âleminden bir misal de bu şeffafiyet sırrıdır. Bu sırrın açıklamasında, melekûtiyet-i eşyanın şeffafiyetinden söz edilir. Yani eşyanın iç yüzleri şeffaftır, esmânın tecellilerini perdesiz gösterirler. Bir ismin bir küçük mahlukta tecellisi ile büyük mahlukta tecellisi arasında zorluk, kolaylık farkı yoktur. Her ikisi de tecelliyi aynı rahatlıkla kabul ederler; güneş ve aynalar misalinde olduğu gibi.

NOT:

Melekûtiyet, her şeyin  iç yüzüne deniliyor.  Vücudun görünen dış kısmı mülk, iç organlar melekût olduğu gibi, beden mülk ruh melekût, toprak mülk yer çekimi melekût, ağacın dışı mülk içinde işleyen manevî tezgâh melekût, güneş mülk cazibesi melekût olarak düşünülebilir. Öte yandan, 

“Hakiki hakaik-i eşya esmâ-i İlâhîyedir.”  hükmüne göre  eşyanın iç yüzü denilince ondaki esmâ tecellileri de anlaşılabilir.

Nur Küllîyatından iki örnek:

“Nimetten in’ama geçsen Mün’imi bulursun.”

“Nakıştan sanata geçsen esmâ yoluyla müsemmayı bulursun.”

Birinci cümlede, nimet mülk, in’am yani o nimetin ihsan edilmesi, ikram edilmesi ise onun melekût cihetidir. Bu cihet perdesiz Cenâb-ı Hakk'a aittir. İn’am ve ihsan manaları sebeplere verilemez. Ancak Mün’im isminin tecellisiyle o in’amlar yapılır, o nimetler yaratılır.

İkinci örnekte bir eserin kendisi mülk, onda işlenen sanat ise melekuttur. Bu cihet de perdesiz Cenâb-ı Hakk'a bakar. Allah’ın Sani (yapan), Halık (yaratan), Muhyi (hayat veren) gibi isimlerinin tecellisiyle o sanat sergilenir ve o eser vücut bulur...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...