Block title
Block content

Hatimenin sonunda, haşre akılla gidilememesinin sırrı, "Haşr-i A'zam, İsm-i A'zamın tecellisiyle olduğundan,.." ifadeleriyle mükemmel bir şekilde izah ediliyor. Bu konuyu biraz açabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İsm-i azam bütün isimleri ihtiva etmektedir. “Haşr-i azam’ın İsm-i azamın tecellisi ile olması” bütün bu esma-i hüsnanın sahibi olan Allah’ın huzurunda toplanma şeklinde anlaşılabileceği gibi, şöyle de anlaşılabilir:

Üstad Hazretleri, bütün esmanın insanda, hatta insanın kalbinde tecelli ettiğini söylüyor. Haşri azam, bütün esmanın tecellilerine sahip olan bütün bu insanların toplandığı muhteşem bir meydan olması cihetiyle de ismi azama mazhardır.

“Haşre akıl ile gidilmemesinin bir sırrı şudur ki: Haşr-i A'zam, İsm-i A'zamın tecellisiyle olduğundan, Cenâb-ı Hakk'ın İsm-i A'zamının ve her ismin a'zamî mertebesindeki tecellisiyle zahir olan ef'al-i azîmeyi görmek ve göstermekle, haşr-i a'zam bahar gibi kolay isbat ve kat'î iz'an ve tahkikî iman edilir.”(1)

Haşir denilince, insanların yeniden yaratılmasıyla başlayan yeni ve ebedî bir hayatı anlamalıyız. İsm-i Azam bütün esmâyı içine alıyor ve mahşer meydanında bütün esmânın tecellisini görmek mümkün değil. O halde bu ifadeyi “ba’s (diriliş), haşir, mizan, sırat, cennet ve cehennemin” bütünü olarak anlamamız gerekiyor.

O yeni yaratılış ve o ikinci hayat bu dünya ile mukayese edildiğinde, dünyanın bütün saadetleri ve acıları o âlemdekilere göre “gölge” gibi zayıf kalıyor.

Bu gölgeler de yine esmâ tecellileriyle ortaya çıkarlar, ama bu tecelliler azamî derecede değildirler. Her ismin a’zam mertebesi ahirette tecelli edecektir.

Kışın ölen bitkiler aleminin bahar mevsiminde yeniden yaratılmaları, haşirde bütün insanları birden diriltmesi yanında bir gölge gibi kalır. 

Bu tecelliyi mahşerin dehşeti takip eder. Peygamberlerin bile nefislerini kurtarma derdine düştükleri bir celâl tablosu sergilenir. Dünyanın bütün korkutucu hadiseleri o dehşet yanında gölge gibi kalır.  

Onu müteakiben beşerin bu kadar karışık hesaplarının bir anda görülmesiyle Allah’ın Serü’l-Hisap olduğu  sergilenir. Dünyadaki her türlü sorgu ve muhakeme onun yanında yine gölge kadar zayıf kalır.

Bu dünyada  bitkilerin yarı canlı, hayvanların ve insanların canlı oluşları, “taşıyla, toprağıyla hayattar olan cennetteki hayat” yanında yine gölge gibi kalırlar.

Bu  dünyada, “topraktan belli bir zaman sonra  çıkan rızıklar, o rızıkların yine kademeli olarak hazmedilmeleri, acıkma için belli bir sürenin geçmesi” cennetteki rızıklanma yanında yine gölge gibi kalırlar.

Dünyanın nehirleri cennet nehirleri yanında, dünyanın köşkleri cennet köşkleri yanında, dünya bahçeleri cennet bahçeleri yanında gölge gibi zayıf kalırlar.

Örnekleri artırabiliriz.

Öte yandan, dünyadaki ıstıraplar cehennem azabı yanında gölge gibi kalırken, dünyadaki ateşler de cehennem ateşine nispetle yine gölge kadar hafif kalırlar.

Biz bu dünyada gölgeler âleminde yaşıyoruz. O asıllar âleminin kalbimizde kemaliyle yerleşmesi için, “Tevhid ve vahdette cemal-i İlâhî ve kemal-i Rabbanî tezahür eder.” gerçeğinden hareketle,  önce bu dünyada tecelli eden isimleri küllî manada düşünmemiz, daha sonra bunların ahirette azamî derecede tecelli edeceklerine nazar etmemiz gerekiyor. Ancak böylece, “bu âlemde bu kadar harika icraatlar gösteren İlâhî isimlerin, ahiretteki  tecellilerinin akıl almaz derecede ileri olacaklarını” anlar ve haşrin ve ahiretin o tecellilerle çok kolayca yaratılacağını rahatlıkla kabul ederiz.

Ahiret âlemini ve onun başlangıcı olan haşir hadisesini sadece kendi aklımızın muhakemesine bırakmaz, bu dünyadaki cemal ve celâl tecellilerinden o âlemdeki azamî  tecellilere kolayca intikal ederiz. 

“Cüzi tecellilerde bu kadar harika eserler sergilenirse, elbette azamî tecelliler haşirde ve ötesinde öyle harikalar göstereceklerdir ki, Allah Resulünün ifadesiyle ‘Ne gözler görmüş, ne kulaklar işitmiş ne de beşerin kalbine, hatırına gelmiştir.’deriz.

Yoksa, buradaki tecelliler bile küllî manada düşünülmeden sadece bazı numunelere bakılıp, ahiretin nasıl yaratılacağı anlaşılmaya  kalkışılırsa akıllar o azamet karşısında bocalar, kalpler de inanmakta zorlanabilir.

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hatime | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 5729 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Erdoğan BAHAR
Selamün alyküm kardeşim.Bu sitenizi henüz keşfettim anlaşılamayan yerleri tevsir edilmiş avamın lisanıyla açıklanmış olduğunu gördüm gelecek adına ümit verici iyi bir inkılap ALLAH razı olsun düşünüp icra edenlere. Erdoğan Bahar/ELAZIĞ
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)
MUHASEBE YERİ KARAR YERİ OLMASI VE KARAR VEREN (ALLAH CELLE CELALÜHÜN) MUHASEBEYİ GÖRÜP KARAR VERECEĞİ ANDA ESMALARIN İSMİ AZAMLIK DERECESİ GÖRÜLECEĞİNİ. KARAR VERİCİ VE KARAR VERİLEN YER OLDUĞUNDAN İSMİ AZAMA MAZHAR OLABİLİR. MAHKEMEDE VATANDAŞTA BİR HAKİM KARŞISINDA CUMHURBAŞKANIDA. MAHKEMELER EN AZAMETLİ YERLERDİR ANLAYABİLİRMİYİZ.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Güzel bir bakış açısı.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...