Block title
Block content

"Hattâ bir marazın veya bir istiğrak-ı ruhanî neticesinde iki kırkı geçer." Buradaki "istiğrak" nedir, Seyyid Ahmed Bedevi'den başka örnek var mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, zîhayatın bedeninde şahm suretinde iddihar edilen rızk-ı fıtrî, hadd-i vasat olarak kırk gün mükemmelen devam eder. Hattâ bir marazın veya bir istiğrak-ı ruhanî neticesinde iki kırkı geçer. Hattâ bir adam, şedit bir inat yüzünden, Londra mahpushanesinde yetmiş gün, sıhhat ve selâmetle, hiçbir şey yemeden hayatı devam ettiğini on üç (şimdi otuz dokuz) sene evvel gazeteler yazmışlar. (1)

İstiğrak; tasavvufta aşk-ı İlâhî ile dünyayı unutup kendinden geçme halidir. Ki bu makama çıkan birçok velide harika kerametler tezahür etmiştir. Ahmet Bedevi Hazretleri bunlardan birisidir ki; kırk günde bir yemek yermiş. Üstad Hazretlerinin kendisi de normal bir insanın tahammül edemeyeceği kadar çok az yerdi.

Ayrıca istiğrak; vahdet-i vücut mesleğinde görülen manevi bir haldir. Vahdet-i Vücut kelime olarak varlığı teklemek ve birlemek anlamındadır. Allah’ın varlığı ve birliğinde bir istiğrak halidir. Yani Allah’ın varlığından başka varlıkları yok saymak ve inkar etme halidir. "Allah’tan başka mevcut yoktur, varlık sadece Allah’a ait bir durumdur" demektir. Bu fikre göre masiva ve mahlukat diye bir şey yoktur, sadece Allah vardır.

"Seyyid Ahmed-i Bedevî (k.s.) nev'inden çok evliyalardan bu tarz harikalar mevsukan rivayet edilmiş. Madem Birinci Noktada ispat ettiğimiz gibi, müddehar rızık kırk günden fazla devam eder ve o miktar yememek âdeten mümkündür ve mevsukan harika adamlardan o hal rivayet edilmiştir; elbette inkâr edilmeyecektir." (2)

Tasavvufta riyazet ve çile ile nefsini terbiye eden çok evliyalar vardır. Hatta herbir evliya bu süreçlerden geçmişlerdir.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, On İkinci Lem'a, Birinci Nokta.
(2) bk. age., İkinci Nokta.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

m.lütfi

Sikke-i Tasdiki Gaybi kitabında 2. mektubda Aziz, sıddık kardeşlerim,

Evvelâ: Nurun fevkalâde has şakirtleri, Sikke-i Gaybiye müştemilâtıyla, o evliya-yı meşhûreden, kırk günde bir defa ekmek yiyip kırk gün yemeyen osman-ı Hâlidî’nin sarih ihbarı ve evlâtlarına vasiyetiyle ve Isparta’nın meşhur ehl-i kalb âlimlerinden Topal Şükrü’nün zahir haber vermesiyle çok ehemmiyetli bir hakikatı dâvâ edip, fakat iki iltibas içinde, bu biçare, ehemmiyetsiz kardeşleri Said’e bin derece ziyade hisse vermişler. On seneden beri kanaatlerini tâdile çalıştığım halde, o bahadır kardeşler kanaatlerinde ileri gidiyorlar. Evet, onlar, On Sekizinci Mektuptaki iki ehl-i kalb çobanın macerası gibi, hak bir hakikati görmüşler; fakat tabire muhtaçtır. O hakikat de şudur: Osmanı Halidden bahsetmektedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
drerkan

En çok neyi anlatırdı?

Ali İhsan Tola’nın ziyaretine gelenlere önemli dersler verdiğine değinildiği, bitkilerle ilgili çok önemli şifa reçetelerini paylaştığını söyledi. Adeta bir Lokman Hekim gibi hizmet göründüğü de belirtilirken, “Bitkileri ve sırlarını çok iyi biliyordu. Bitkilerin esrarları ona açılmış” diyerek şu hatırasını ekledi:

“Ali İhsan Tola’nın bitkilerle ilgili sırları, Bediüzzaman hazretlerini ziyareti sırasında, Bediüzzaman’ın bitkiler âleminden bir profesör gibi kendisine teknik bilgiler vermesiyle başlar. Bitkilerdeki, madenlerdeki ve sulardaki özellikleri kendisine anlatır. Bediüzzaman, bitkilerden havaya yansıyan iyonlardan bahsederek, teneffüs yoluyla alınan iyonların gıda olabileceğini söyler. Gıda, sadece yiyecek ve içecekten ibaret değildir der. Hatta çoğu hastalığa iyonların şifa olabileceğine dikkat çeker. Bunun üzerine Ali İhsan Tola abi, öyleyse gıdasız da yaşayabilirim diyerek, yiyecek ve içecekleri reddeder. 1, 2, 50 ve 70 gün aç kalır. Etrafındakilerin ısrarına rağmen bir lokma yemez. En sonunda Ali İhsan Tola abiyi Bediüzzaman hazretlerine şikâyet ederler.

Üstad hazretleri, ‘Dokunmayın ona’ der. Bir süre sonra Bediüzzaman’ı ziyarete giderler. O sıra, Medine-i Münevvere’den hurma gelir. Bediüzzaman, ‘Ali İhsan, al şu orucunu boz’ der. Ali İhsan Tola’nın ilk defa ‘Bismillah’ diyerek hurmayı ağzına götürüşünü görenler, sevinçten yerlere yatar. O aç kaldığı günlerde, kendisine önemli sırlar açılır.”

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...