Block title
Block content

Hattâ ehl-i kelâmın reyleri, hiss-i umumîye ve tearüf-ü âmme mutabık olduktan sonra,.. diye devam eden paragrafı açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ehl-i kelâm, felsefî meselelerde ve ulûm-u kevniyeye mânâ-yı harfiyle, istidlâl için tebeî bir nazarla bakıyor. Hattâ şemsin sirac olması, arzın beşik, cibâlin evtad olması, ehl-i kelâmın müddealarını ispata kâfidir. Hattâ ehl-i kelâmın reyleri, hiss-i umumîye ve tearüf-ü âmme mutabık olduktan sonra, vakıa mutabık olmasa bile onların müddeâsına zarar vermez ve tekzibe de müstehak olmazlar. Bunun içindir ki, ehl-i kelâmın reyleri mesâil-i felsefiyede ednâ ve zayıf görünür. Amma mesâil-i İlâhiyede demirden daha metindir."(1)

Din alimleri kainata ve kainat ile ilgili fenni ilimlere ikincil bir nazar ile bakıyorlar. Yani bir bilim adamı, bir fen uzmanı gibi kainata bakmıyorlar. Sadece iddiasını ispat edecek derecede kainattan ve içindeki olaylardan faydalanıyorlar.

Bir İslam alimi, tevhidi ispat etmek için, eşyanın hikmet ve faydalarından bahsederken; bir fen bilgini gibi derinlemesine ve etraflıca değil, yüzeysel ve herkesin anlayabileceği bir şekilde bahsediyor. Mesela; güneşin helyum gazından değil, insanların anlayacağı genel faydaları olan ısı ve ışığından bahsederek, Allah’ın varlığını ispat ediyor.

Bir İslam aliminin eserinde asıl maksat; fenni malumat değil, dini malumattır. Bu sebeple İslam alimlerinin eserlerinde yüzeysel olarak verilen fenni malumatlarda bir yanlış, bir hata olduğu zaman, hemen hücum ve tenkit edilmemelidir. Fen ilimlerinde bir din alimin sözü ve görüşleri zayıf ve önemsiz olsa bile, din ilimlerinde demir gibi sağlam ve muteberdir. Yani her alim kendi branşında muteberdir. Nasıl dünyanın en büyük fizikçisinin din sahasındaki sözü muteber değilse, bir din alimin de fizikte sözü muteber olmayabilir.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Şûle.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Şu'le | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2391 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...