Block title
Block content

"...hatta o tabakanın ami evliyaları sair tabakanın has velilerinden daha muhteşem görünüyordu.." Bu cümledeki manayı örnekle açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sünnet ne kadar azametli ve parlak da olsa, farz ibadetler gibi bağlayıcı olmadığı için, insanlar biraz da kendi kabiliyet ve mizaçlarının etkisi ile hareket etmişler. Yani kendine özgü, kendi mizacına uygun bir yol ihdas etmek istemişler. Tasavvuf meşreplerinin farklı vird ve adapları bu fıtri realitenin bir sonucudur diyebiliriz.

Yanlış anlaşılmasın, sünnete bir meydan okuma şeklinde, "Ben de kendi tarzımı ortaya koyabilirim." edası ile bunlar yapılmamıştır. Bu farklılaşma kimi zaman mizaçtan, kimi zaman örfi yapıdan, kimi zaman da  çevre ve coğrafi koşullardan ortaya çıkmıştır.

Ama sünnetin azamet ve haşmetini görenler, mizaç ve sair baskıları buharlaştırarak tamamen sünnette fena olmuşlardır. Hususiliklerini sünnetin genel geçer azametinde eritip tam bir teslimiyet göstermişler. Böylece parlak bir mevki ve makam elde etmişler.

İki otobüs düşünelim. Birisi başbakana ait, diğeri ise başbakanın yüksek bir bürokratına ait. Bu iki otobüs halkın içine çıkıyor. Başbakanın otobüsüne basit bir memur, bürokratın otobüsüne de  yüksek makamlı bir müdür binse, hangisi daha parlak ve ilgi çekici durumda olur. Elbette başbakanın otobüsü ve onun içindeki basit memur daha ziyade teveccüh görür. Zira o basit memurun hemen yanı başında başbakan var. Memur ve o yüksek makamlı müdür otobüsten inip halkın karşısına öyle çıksalar, durum aksine değişir. Demek o basit memuru parlak ve müteveccih yapan, şahsi kemalatı değil, bindiği otobüsün makamıdır.

Aynı şekilde Habib-i Zişan'ın sünnet otobüsüne binen ami bir evliya, büyük bir şeyhin otobüsüne binen havas bir veliden daha parlak, daha müteveccih olur.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...