Block title
Block content

Havanın, “kalem-i kudret ve kaderin mütebeddil sahifesi ve bir levh-i mahfuzun âlemi tegayyürde ve mütebeddil şuunatında bir levh-i mahv-ispat namında yazar bozar tahtası” olmasını açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hava sahifesi; “hakkalyakîn, aynelyakîn, ilmelyakîn derecesinde bedâhetle Zât-ı Zülcelâl'in hadsiz gayr-ı mütenahî ilmi ve hikmetle çalıştırdığı kâlem-i kudret ve kaderin mütebeddil sahifesi ve bir levh-i mahfuzun âlem-i tegayyürde ve mütebeddil şuunatında bir levh-i mahv-isbat namında yazar bozar tahtası hükmündedir.”

Bir yazıya baktığımızda onun iki safhada ortaya çıktığını anlarız: Önce, neler yazılacağı planlanmış, takdir edilmiş, sonra kalemin hareket ettirilmesiyle (kudretle) o yazı kâğıda dökülmüştür.

Bahar sayfasında çiçeklerin yazılmasında da aynı hakikat kendini gösterir: Her çiçek, rengiyle, şekliyle, bütün özellikleriyle İlahi ilimde takdir edilmiş ve kudret kalemiyle o sayfaya dökülmüşlerdir.

Kâğıt üzerinde ve bahar sayfasında gözle gördüğümüz bu hakikat, hava sayfası için de aynen geçerlidir, şu farkla ki onda yazılan ve sonra silinip kaybolan sözleri gözle görmek yerine, ilmen bilmekteyiz.

Bütün yazılar İlahi ilmin en büyük aynası olan Levh-i Mahfuz'da nasıl yazılmışlarsa, aynen öyle de hava sayfasına aksetmekte, kudret kalemiyle o sayfada yazılmaktadır. Olmuş ve olacak her şeyin yazıldığı, kaydedildiği Levh-i Mahfuz'da, gök gürlemesinden, kuş cıvıltılarına ve insanların konuşmalarına kadar bütün sesler yazılıdır. Bu yazının mahiyetini bilemeyiz, ancak Üstad'ın da önemle belirttiği gibi, insan hafızası bu noktada bize güzel bir örnektir. Konuştuğumuz birisinin simasından elbisesinin rengine ve söyledikleri sözlere kadar her şeyi hafızamızda kaydedilir. Bu kayıt, kalemle yazı yazmaya benzemez, o cinsten bir kayıt değildir.

Hava sayfasında yazılanlar da yeryüzü sayfasında yazılanlar gibi sabit değildirler, daima tebeddül eder, değişirler. Bir çiçeğin gidip yerine başkasının gelmesi gibi, bir söz havada yazılır, sonra o gider bir başkası yazılır. Bu haliyle hava, yazar bozar bir tahta gibidir. Bu sayfada yazılanlar daha sonra mahvolur ve yerlerine başkaları yazılır, ispat olunur. Bu yönüyle Üstad Hazretleri havaya Levh-i Mahv-ispat demektedir. Aynı ifadeyi “zaman” için de kullanır. Zamanın sayfasında da nice mahlukat yazılır, sonra silinirler, daha sonra onların yerine başkaları yazılırlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...