Block title
Block content

"Havasların ve nebîlerin dualarının on adetten altı yedisi hilâf-ı âdet makbul olmasından kat’î anlaşılıyor ki..." İzah eder misiniz, hilaf-ı âdet ne demektir? “On adetten altı yedisi”, ifadesinde kastedilen hangi dualardır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hilaf-ı âdet, kural dışı, kuralı delmek demektir. Allah’ın kainatta değişmeyen ve değiştirmediği adet ve kuralları vardır. Bu kurallar ancak özel durumlarda ve özel kullar için deliniyor ve değiştiriliyor.

İşte peygamberlerin mucizeleri, evliyaların kerametleri bu kuralların delinmesi ve o adetlerin geçici bir şekilde rafa kaldırılması anlamındadır ki buna hilaf-ı âdet denir. 

Mesela, insanın parmaklarından tatlı ve leziz bir suyun şarıl şarıl akması, Allah’ın kainattaki adet ve kurallarına aykırı bir durumdur. Yani parmaklardan suyun akmaması şu kainatın esaslı bir kuralı ve sabit bir adetidir. Ama Allah, Habib-i Ekrem olan Hazreti Peygamber Efendimiz (asm)'in hatırı için, o kural ve âdetin hilafına ve dışına çıkarak, onun mübarek parmaklarından tatlı ve leziz bir suyu akıtıyor. İşte bu olağanüstü parmaklardan su akması hadisesine hilaf-ı âdet, yani mucize denir.

Duaya cevap vermek genel bir kavramdır ki, Allah her duaya mutlaka cevap verir. Ayette de ifade edilen husus bu noktadır. Kabul etmek ise, insanın duada istediği şeyin aynısını vermek anlamındadır.

Bu noktada Allah’ın  her dua edenin duada istediği şeyi aynı ile vermesi hikmetine uygun düşmeyebilir. Bu sebeple Allah dua eden kişinin isteği, hikmetine uygun ise aynı ile verir ki, bu da bir cevap vermedir, ya da hikmetine uygun değildir, başka bir şekilde duasına cevap verir; ama duaları kesinlikle cevapsız ve karşılıksız bırakmaz.

Risale-i Nurlarda Üstad Hazretleri bu hususu şu şekilde izah ediyor:

"Meselâ, birisi kendine bir erkek evlât ister. Cenâb-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evlâdını veriyor. "Duası kabul olunmadı." denilmez. 'Daha evlâ bir surette kabul edildi.' denilir. Hem bazan kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası âhiret için kabul olunur. 'Duası reddedildi.' denilmez. Belki, 'Daha enfâ bir surette kabul edildi.' denilir ve hâkezâ..."

"Madem Cenâb-ı Hak Hakîmdir. Biz Ondan isteriz, O da bize cevap verir. Fakat hikmetine göre bizimle muamele eder. Hasta, tabibin hikmetini itham etmemeli. Hasta bal ister; tabib-i hâzık, sıtması için sulfato verir. 'Tabip beni dinlemedi.' denilmez."(1)

“Havasların ve nebilerin dualarının on adetten altı yedisi hilaf-ı adet makbul olmasından kati anlaşılıyor ki...”

Bu cümle daha ziyade duanın aynı ile kabul edilmesine matuf bir cümledir. Yani peygamberlerin ve onun izinden giden büyük evliyaların on duasından yedi sekizi aynen kabul edilip, aynı ile cevap verilmiştir. Bu da ya mucize  ya da keramet şeklinde olur. Geri kalan iki üç dua  ise aynı ile olmayıp, başka bir surette kabul edilmiş demektir. Dünyada şeker isteriz, ahirette bal olarak yeriz. Bu da bir kabuldür, ama aynı ile bir kabul değildir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup'un Birinci Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Yedinci Mes'ele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3767 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...