Block title
Block content

Havass-ı hamse-i zahirî (göz, kulak, burun, doku, dil) ve havass-ı hamse-i bâtına (akıl, kalp, ruh, vicdan, latife) hakkında bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ruh: İnsan mahiyetinin aslı ve esası ruhtur. Ruh, bütün hasse ve duyguların efendisi ve yaşam kaynağıdır. Ceset ise ruh ile kaim olup ruha tabidir. Ruhsuz ceset olamaz, ama cesetsiz ruh olabilir. Kabir aleminde de haşire kadar, yani cesetlerin tekrar iade edilme anına, kadar ruh esaslı bir hayat vardır. Ruh basittir, bölünmez, parçalanmaz, eskimez, pörsümez, ölmez, dağılmaz, yaşlanmaz, ceset ise sayılan vasıfların tam aksidir.

Hayat ve şuur: Ruhun bir hassesi ve vasfıdır. Ceset olmasa da ruhun hayat ve şuuru devam eder. Yani insan ruhu hem görür, hem işitir, hem konuşur, hem düşünür, hem hisseder, hem hatırlar, hem lezzet ve elemi hisseder. Hatta insan bedeni öldükten sonra ruha münasip, ruh ayarında, bir latif kılıf giydirilir, ruh bütünü ile çıplak kalmaz. Bu latif kılıf ise cesedin timsalindedir, yani her insanın sima kimliği bu misali bedene akseder. Esası itibari ile ruh cesede değil, ceset ruha muhtaçtır.

Kalp: İnsan mahiyetinin merkezinde yerleşmiş karar verme veya vermeme vazifesini gören akıl ve vicdan gibi kanallar ile beslenen bir latifedir. Akıl, dış alemden gelen verileri kalbe gönderir. Vicdan ise insanın fıtratına derç edilmiş doğuştan gelen hakikat miyarıdır. Vicdan, bir nevi insanın iç aleminin mizanlarını kalbe gönderen bir iç kanaldır. Bu iki kanaldan gelen veriler ve malumatlar kalp denilen latifede depolanır ve kalp bu verilere göre gelişir ve şekillenir. Kalp hayatta yolunu bu veriler ışığında seçer ve ona göre yaşar. Bu yüzden kalp, insan mahiyetinin en önemli merkezi, en yön verici karar mekanizmasıdır. Üstat bu manayı şöyle özetliyor;

"İhtar: Kalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes-i efkârı dimağdır."(1)

Akıl: Doğru ile yanlışı, hak ile batılı, güzel ile çirkini tefrik ve temyiz edip, aralarında mukayese yaptıktan sonra da bilgileri kalbe pompalayan bir latifedir. Akıl, insan mahiyetinin en önemli ikinci cihazı ve mükellef olmanın zaruri bir aracıdır. Akıl tek başına doğruya ve hakka ulaşma salahiyetine sahip değildir, vahiy ve peygamber vasıtasına muhtaç olarak yaratılmıştır. Bu yüzden Allah, insanları vahiysiz ve nebisiz bırakmamıştır. Akıl vahyin terbiyesi ve nuru altında şu kainatın manalar alemine açılan mükemmel bir menfezi ve bir latifesidir.

Vicdan: Vicdan ise insanın fıtratına derç edilmiş olan, doğuştan gelen hakikatlerin bir miyarıdır. Vicdan bir nevi insanın iç aleminin mizanlarını kalbe gönderen bir iç kanaldır. Bu iki kanaldan gelen veriler ve malumatlar kalp denilen latifede depolanır ve kalp bu verilere göre gelişir ve şekillenir. Vicdan hak ve hakikatlerin hissedilmesini sağlayan ve insana ihtar eden bir mekanizmadır. Vicdan, manevi alemlerin esası ve haritası konumundadır. Hakikatlerin uçlarının temerküz ettiği cami bir aynadır. Hem ahlaki değerlerin hem de doğruluğun ana üssü gibidir. İnsan yanılsa bile vicdan yanılmaz.

Havass-ı hamse-i zahirî: Göz, kulak, burun, deri, dil olmak üzere beş duyudan oluşur. Bu duyuların her birisi bir aleme açılan pencere gibidir. İnsan bu pencereler ile o alemleri seyreder.

Göz penceresi ile alem-i mebsurat denilen görüntü alemini seyreder. Kulak penceresi ile alem-i mesmuat denilen sesler alemini işitir ve o alemden istifade eder. Burun ile alem-i şemime, yani kokular alemine açılır vs.

Havass-ı hamse-i bâtına: Akıl, kalp, ruh, vicdan, latife olmak üzere beş iç duyudan oluşur. Bu duyularda tıpkı zahiri duyular gibi manevi ve gaybi alemlere açılan birer pencereler hükmündedirler.

Kalp, sevgi ve muhabbet alemine açılan geniş ve cami bir penceredir. Allah’ın cemal ve kemalatını kabul edip onunla coşan duygu kalptir.

Akıl kainatın arka planında işleyen ince ve latif manaları görüp onları açığa çıkaran bir vasıtadır. Yani mana aleminin bir anahtarı bir rehberi konumundadır.

Ruh, alem-i ervaha açılan nurani ve latif bir duygudur. İnsan ruh penceresi ile ruhani alemler ile irtibat kurar.

Vicdan, manevi alemlerin esası ve haritası konumundadır. Hakikatlerin uçlarının temerküz ettiği cami bir aynadır. Hem ahlaki değerlerin hem de doğruluğun ana üssü gibidir. İnsan yanılsa bile, vicdan yanılmaz.

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 7. ayetin tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Altıncı Lem'a | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 7495 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

kadircildir
Havassı hamsei batına nın bunlar olduğuna dair kaynak var mı acaba?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...