Block title
Block content

Hay bahsinde, "Hayatın her bir ferdinde,.." ifadesi geçiyor. Sanki hayat, misal alemine ait bir mahluk ve o mahlukun bünyesinde şehadet aleminde cesedli varlıklar barınıyor. Ben hayatı bir küll gibi tahayyül ettim... Ne dersiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hayat, bütün kainat fabrikasının çarklarının işlemesinden hasıl olan cami ve hülasa bir sanattır.

Mesela, bir arının hayatının oluşması için bütün kainat çarklarının işlemesi ve hareket etmesi gerekir. Güneş, su ,hava, toprak, elementler, hassas sistem ve düzen, uyumlu ve ölçülü bir şekilde beraber hareket etmeden arının hayatı oluşamaz. Bu yüzden arının hayatının teşekkülü için bütün kainat ve kainattaki sebeplerin hassas ve ölçülü bir surette çalışması ve hareket etmesi gerekiyor. Bu sebeplerden bir tanesi vazifesini terk etse, hayat oluşmaz ve devam etmez. Güneş olmasa hayat olmuyor, su olmasa yine olmuyor, toprak olmasa yine olmuyor, yıldız ve galaksiler sistemli ve dengeli hareket etmeseler yine hayat olmuyor. Zira bir yıldız zerre kadar yörüngesini şaşırsa bütün kainat fabrikasını yerle bir edecek. Demek çok uzakta hayattan alakasız gibi duran bir yıldızın da hayata bir katkısı ve müdahalesi vardır.

Bu da gösteriyor ki hayat bütün kainattan süzülüp gelen bir damla, bir meyve, bir neticedir. Küçük bir arı, hayat sayesinde bütün kainatla alakadar olup, bütün sebeplerin bir muhassalası, neticesi oluyor. Yani arı basit bir cüz iken, hayat ile bütün kainatla alakadar külli hükmüne geçiyor. Arı hayat sayesinde bütün o külli unsurlara efendi oluyor, o azametli şeyler arıya hayat sayesinde hizmet ediyor.

 İşte hayatın üstünde bütün kainatın hakkı ve hizmeti olması, nihayetsiz mühürleri sınırsız imzaları gösteriyor. Yani hayata sahip olmak, bütün kainata sahip olmakla mümkündür. Demek arıya hayatı kim veriyor ise, kainata da sahip olan odur. Zira arı ile kainat muttasıl ve birbiri ile sıkı bir bağ içindedir. Arı ile kainat arasındaki her bir bağ, Allah’ın hayat üstündeki sayısız bir mührü, bir imzası oluyor. Hayat öyle bir sanat ki, onu Allah’tan başka kimse yapamaz ve taklit edemez.

Hayatın üstündeki sayısız nakışlar ve ince işlemeler ise, hayattan kaynayan duygu ve cihazlardır. Hayat sahibi birisi bu cihaz ve duygular sayesinde bütün kainatla ilgi ve alaka kurabiliyor.

Mesela bir dağ, hayatsız olduğu için ilgi ve alakası sadece oturduğu bölge ve bulunduğu mekandır. Ama dağdan küçük olan bir arı, hayat sayesinde bütün kainat ve onun içindeki alemlerle ilgi ve alaka kurabiliyor. İşte arıyı dağdan azametli kılan şey, hayatın ince işlemeleri ve nakışları hükmünde olan duygu ve cihazlardır. Bu mana insanda daha parlak ve daha geniş bir şekilde tecelli ediyor. İnsan, hayat ile birlikte şuur ve aklaya sahip olması, hayatının nakış ve inceliklerini daha da genişlendiriyor.

Hayatın umumi ve külli olması, bu anlamdadır. Yoksa hayatı maddi ve cansız şeylere teşmil etmek, zorlama bir tevil olur. Hayatın bütün alemlerde tecellisi var demekle, her şeyde hayat var demek farklı şeylerdir.

Elbette hayatın levh-i mahfuzdan tut ta en basit bir bitkiye kadar milyonlarca tecelli alanları vardır. Lakin her şeye hayatlı demek doğru olmaz. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Beşinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2562 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...