Block title
Block content

"Hayat, bir hakikat-i hariciyedir; vehmî bir emir, hakikat-i hariciyeyi yüklenemez." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinattaki kanunların hariçte vucutları yoktur. Mesela "Gezegenler arası çekim kanunu"nu ele alalım. Bu kanun gezegenlerin şu mevcut şekli ve hareketinden meydana gelir. Hayalen bütün gezegenleri bir araya getirsek artık böyle bir kanundan söz edemeyiz. Demek ki böyle kanunlar nisbi ve itibaridir. Ama hayat dediğimizde onun sabit bir varlığı vardır.

"Hiç hatırına gelmesin ki, şu hilkatte câri olan nâmuslar, kanunlar, kâinatın hayattar olmasına kâfi gelir. Çünkü, o cereyan eden nâmuslar, şu hükmeden kanunlar, itibârî emirlerdir, vehmî düsturlardır; ademî sayılır. Onları temsil edecek, onları gösterecek, onların dizginlerini ellerinde tutacak melâike denilen ibâdullah olmazsa, o nâmuslara, o kanunlara bir vücud taayyün edemez, bir hüviyet teşahhus edemez, bir hakikat-i hariciye olamaz. Halbuki, 'Hayat, bir hakikat-i hariciyedir; vehmî bir emir, hakikat-i hariciyeyi yüklenemez.' " (1)

Demek ki kâinattaki kanunlar ve namuslar vehmi ve itibari emirlerdir, işlerdir. Bunlara müekkel olan melaikeler eğer olmazsa, bu kanunlar yanlız başlarına iş yapamaz. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın emriyle kâinatın her tarafında vazifeli olan melaikeler, maddi bir ağacın yapmış olduğu manevi ibadeti Cenab-ı Hakk'a arz ettiği gibi, kâinatta münteşir olan, yayılmış bulunan kanunları da mesela, "Çekme ve itme kanunu.", "Suyun kaldırma kuvveti." gibi kanunlarda yine vazifeli melaikler olmazsa bu işler gerçekleşmez. Bunların varlığı melaikelerin varlığıyla ancak sabit olabilmektedir.

* * *

Kainatta işleyen kanunlar ve yasalar, itibari emirlerdir, vehmi prensiplerdir. Yani, harici bir varlıkları, cismani bir vücutları yoktur. Nasıl dünyanın ortasından geçen ekvator çizgisini zihnen varsayarız, ama hariçte öyle bir çizgi ve varlık yoktur. Aynen bunun gibi, suyun kaldırma kuvveti,  yerin çekim kuvveti dediğimiz kanunlar da hariçte cismani olarak bir vücutları yoktur.

İşte, harici  bir vücut ve varlığı olan hayatı,  böyle vehmi ve varsayım olan kanunlara irca etmek, ona bina etmek mümkün değildir, demek istiyor.

Hayat gibi mükemmel bir hakikati, kainattaki vehmi ve harici vücutları olmayan kanunların bir araya gelmesi ile izah eden maddeci felsefeye bir cevaptır. Hayatı, ancak sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir Rububiyet yüklenebilir ve onun işi olabilir.

İşte bu sıfatları haiz olan Allah, bazen melekleri perde ederek varlığı idare eder. Aslında melekler de birer perdedir. Bütün icraatin yegane sahibi Allah'tır. Nasıl ki görünürde yemek yeme işini yapan biziz, ancak gerçekte ise bize yaptırılıyor, öyle de melekler iş yapar gibi görünse de ki, imtihan gereği böyle oluyor, ancak perde arkasında işi yapan Allah'tır.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat, İkinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4696 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

hakan

Bu tür işler meleklerin ibadeti mi oluyor? Yani meleklerin çeşitli Ibadetleri var, böylece müekkel melekler bu şekilde Allah'a ibadet mi ediyorlar? Birde onlara nezaret eden hangi büyük melekdir, Hz. Mikail mi?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hadekamız

Kainata baktığımızda koyulmulmuş bir çok kurallar manzumeleri görüyoruz.Yerçekimi kanunu veya ekvator üzerinde belirlenen meridyenler,paraleller gibi belirlenmiş bir çok kurallar ve kanunlar manzumeleri de var.Bu kanunlar sadece varsayılan kanunlardır.
Elle tutulup gözle görülebilen bir meridyen yoktur ortada yani.Mesela bir sayısını ele alalım.Kainatta sayılar kuralı veya bir, iki diye belirlenmiş bir kanun yok yani.
Sadece kainatta böyle bir olay veya cereyan eden hadiseler görülmüş ve bunlara sayılar kuralı veya bir,iki ,üç gibi isimler verilmiştir.Öyleyse bu kanunlar vehmi emirlerdir yani varsayılan düsturlardır.Bu yüzdendir ki aslen yok hükmündedirler ve kainatın hayattar olması için yeterli değillerdir.Kainatta geçerli olan, devam eden bazı olaylar var ve bu olayların tespiti için bu kanunlara suyun kaldırma kuvveti gibi isimler verilmiştir.Öyleyse bu kainatta geçerli olan kanunları temsil edecek,onları gösterecek melaike denilen Allah'ın kulları olmazsa o kanunlara bir vücut belirlenemez.
Dediğimiz gibi kanunlar varsayılan şeylerdir ve elle tutulup gözle görülemezve gözle görülebilen kainatın hayattar olması gibi gerçekler bu cansız ve vücutsuz kanunlara verilemez ve yapan onlardır denilemez.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (burhan)

Evet melekler, kainattaki hadiselere Allah'ın izniyle nezaret ederler. Bütün kainattaki hadiselerle vazifeli meleklerin başı ve reisi, Mikail (a.s)'dır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yarenyaman

Suyun kaldırma kuvveti" gibi kanunlar"da yine vazifeli melaikeler olmazsa, bu işler gerçekleşmez, demişsiniz. . Mesela suyun kaldırma kuvveti kuralında melekler nasıl bir vazife yapar,ki, bu işler gerçekleşir, sabit olur? Örnekle biraz daha açabilri misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Burada anlatılmak istenen husus şudur; kanunlar şuursuzdur, kendi başına hareket edemezler, onları bilinçli bir şekilde hareket ettirecek bir şuura ihtiyaç vardır. Suyun kaldırma kuvveti kendi başına nasıl hareket edeceğini bilemez. Neyi, ne kadar, nasıl kaldıracağını bilemez; kaldırma ölçüsünün ne kadar olacağını bilemez.
Bu olayı şöyle bir örnekler açıklayalım; ceza hukukunda, kimin, hangi suçtan ne kadar ceza alacağı kanunlar halinde yazılıdır. Ancak şuç işleyen olduğu zaman, kitabın kendisi buna karar veremez, kitabı kullanan şuurlu bir varlık olan hakim karar verecek ve kanunu yürülüğe koyacaktır. Kanunun varlığı, yürürlüğe girmesi için yeterli değildir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
merkezsener
Bu kanunu uygulaya melek değil ama Allah değilmi. Melek sadece nezaretini yapıyor değilmi.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Evet melekler sadece nezaret eder.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
merkezsener
ENE DE VEHMİ OLDUĞUNA GÖRE VUCUT SAHASINDA OLAN CESEDİMİZİN YAPTIĞI HİÇ BİR ŞEYİDE SAHİPLENEMEZ DİYEBİLİRMİYİZ.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Aynen ene de vehmidir sahiplenmeye hakkı yoktur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ilyas26125
Yukarıdaki paragrafta geçen "bir hüviyet teşahhus edemez" ifadesini açabilir misiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Hüviyet manevi kimlik iken teşahhus ise bu kimliğin maddi alemde temsil edilmesidir. Manevi, dağınık, geniş ve soyut olan şeylerin somut ve bilinebilir olması için isim ve temsil gerekir. Hüviyet belirsizliği teşahhus ise belirliliği ifade ediyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...