Block title
Block content

"Hayat, daima sıhhat ve âfiyette yeknesak gitse, nâkıs bir âyine olur. Belki bir cihette adem ve yokluğu ve hiçliği ihsas edip sıkıntı verir, hayatın kıymetini tenzil eder, ömrün lezzetini sıkıntıya kalb eder." Bu cümleleri devamıyla açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah, kainata  terakki ve tekemmül verdiğinden, hiçbir şey yeknesak, hareketsiz ve  sabit olarak yerinde kalmıyor. Sürekli hareket ve gelişme içinde kainatı çalkalıyor. Her şey için bir kemal noktası tayin etmiş, oraya varana dek zerreler tahrik ve sevk ediliyor.

Hareket ve kemal ise, ilkelden mükemmele doğru olduğundan, her şey ilkelden mükemmele doğru gidiyor. Mesela bir çocuk, ilk olarak ilkokulda nurlanır, sonra orta okul, lise, yüksek okul ve hakeza, mükemmele doğru ilerler. Her yerdeki nurlanma farklı olur.

Güzel bir heykel olma kabiliyetinde kaba bir taş düşünelim. Bu taş bir heykeltıraşın eline verildi ve ondan güzel bir heykel yapılması istenildi. O heykeltıraş eline çekiç ve aletlerini alarak onu evire çevire yontmaya başladı, taşa çok zahmetler ve sıkıntılar verdi. Ama neticede  mükemmel ve sanatlı güzel bir heykel ortaya çıktı. O heykelin ilk kaba hali olan taş tasaffi etti,  yani safileşip kemal buldu. İlk haline kıyasla mükemmel bir hal kazandı, kuvvet buldu ve dahi değer kazanarak terakki etti. Yani gelişip inkişaf etmiş oldu. Kaba taş bu halleri kazanırken, biraz ustanın elinde hırpalandı, sıkıntı çekti, ama güzel bir sonucu da elde etmiş oldu. Özetle kaba bir taş iken mükemmel bir sanat kıvamına geldi.

Aynen bu misaldeki gibi, insan da o kaba taş gibidir. Fıtratına yerleştirilmiş olan çok istidat ve kabiliyetlerin inkişaf edip mükemmel bir kıvama gelmesi için Allah insanı musibet, hastalık, sıkıntılar ile terbiye ve tecrübe ediyor. Hayatımıza konulmuş olan ham yetenekleri hareket ve musibetlerle  yontuyor, temizliyor ve kemale sevk ediyor. Yoksa hareket ve musibetler olmasa, yani Allah insanları tecrübe ve imtihana tabi tutmasa, hayat yeknesak, tekdüze kalıp inkişaf etmeyecekti, kaba bir taş gibi sürekli değersiz kalacaktı. Kaba taşın güzel bir heykel olmasının yolu, ustanın yontmasından geçmesi gibi, insanın da ham olan kabiliyetlerinin inkişaf edip kemal bulmasının tek yolu imtihan, musibet ve hastalık gibi zorluklardan geçmesidir.

Dünyadaki musibetler ve hastalıklar, insanı olgunlaştırıp kemale götürür. İnsandaki iyi yönlerle kötü yönleri ayrıştırıp tasaffi ettirir. İnsanın zayıf ve ham olan manevi bünyesini kuvvetli hale dönüştürür, sabır ve metaneti sayesinde manen terakki ettirir ve insan tekemmül eder.

Bu mana ve esasları anlamayan birisi, hayatının kıymet ve değerini takdir edemez. Olayları ve musibetleri, maddi huzurunu bozan bir düşman şeklinde telakki eder. Hayatın amaçsız ve tesadüfi olduğuna hükmedip, hayatın çabuk geçmesi ya da sönmesi için kendini boş, faydasız,  haram eğlencelere atar. Amacı olmayan ve azaplarla donatılmış bir hayatın çabuk bitmesini istemek, küfür ve dalaletin bir gereğidir. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...