Block title
Block content

"Hayat-ı dünyeviyenin muhafazası için, zaruret derecesinde olmak şartıyla, bazı umur-u uhreviyeye muvakkaten tercih edilmesine ruhsat-ı şer'iye var." özellikle hayat-ı içtimaiye noktasından izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ruhsat-ı şeriye: Dinin, bazı şart ve durumlarda, harama belli ölçüde müsâade etmesidir. Mesela, açlıktan ölmek üzere olan bir adamın, ölmemek için haram olan bir gıdayı alması örnek verilebilir. Domuz eti gibi. Ancak, ölmeyecek kadar yemek şartıyla yiyebilir. Doyacak kadar değildir.. 

İşte bu bir zarurettir. Fakat bu zaruret tanımı farklı şekillerde yorumlanmak suretiyle, benim durumum da bir zarurettir deyip İslam'ın emirlerini terk etmek isteyenlere, Üstad bir ölçü vermektedir. Şöyle ki; "Fakat, yalnız bir ihtiyâca binâen, helâkete sebebiyet vermeyen bir zarara göre tercih edilmez, ruhsat yoktur..."(1) Demek ölçü, "Hayatın tehlikeye girmesidir." Bunun dışındaki gerekçeler, harama girmeye bir gerekçe teşkil etmez, denmektedir.

İnsanın dünyevi hayatı, ölüm veya sakat kalma (bir uzvunu kaybetme) riski ile karşı karşıya ise, o zaman insan sırf hayatını ve uzvunu kurtarmak için, dinin farzlarını terk edebilir, İslam buna ruhsat vermiştir. Yalnız bu bir ruhsattır, aynı şahıs azimet gösterip dinin emirlerini feda etmez ise; şehit ya da gazi olur.

Ölüm ve sakat kalmanın dışında hiçbir şart ve durum, dinin farzlarını terk ettiremez. Etse büyük bir günaha girmiş olur. Yani hayati tehlikenin dışındaki bütün durumlar, lüzumsuz kapsamına girer ki; en küçük bir korku ve telaştan dolayı, insanın dinin emirlerini terk etmesi asla ve kat'a caiz olmaz.

Mesela birisi, işten atılırım korkusu ile farz olan namazı terk etse; büyük bir günaha girmiş olur. Bu korku namazın terki için yeterli ve meşru bir korku değildir. Ama aynı kişinin kafasına silah dayasalar ve namaz kılarsan seni kesinlikle öldürürüm deseler, o zaman o kişi namazı terk edebilir, buna İslam ruhsat veriyor. Bu bir uzvun kaybı için de geçerlidir. Yani namaz kılarsan dilini keserim dese; yine namazı terk etmeye ruhsat vardır. Bunun dışında hiçbir şart ve koşulda farz ibadetler terk edilemez.

İçtimai hayatın prensipleri ve gerekleri de aynı diğer şartlar gibidir. Birisinin kalkıp da; bizim muhitte herkes açık saçık dolaşıyor, ben de tesettüre girmesem olur, demesi; dalaletten başka bir şey değildir. Yani dinin zaruri emir ve yasakları, asla toplumsal baskı ve gereklere feda edilemez, edilse dalalet ve hıyanet olur.

(1) bk. Kastamonu Lahikası, (70. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

muhammedakif

Dinin bir emri tesettüre girmek. İhtiyacımız okumak. Biz okumazsak nalayık insanlar okuyup inananlara zulmedecekler. bu durumda bu ruhsatı tesettürden geçici olarak açılmak için kullanmak doğru mu?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Bu konu, indi ve şahsi kanaatlerden ziyâde, fıkıh ve İslam hukuku alanında, ehliyetli simâların ele alması gereken bir mevzûudur. O yüzden www.sorularlaislamiyet.com sitemizden aldığımız bilgileri istifâdenize sunuyoruz.
Okumak için başını açmak zaruret mi?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...