Block title
Block content

"Hayat-ı içtimaiye-i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinattaki kanun-u fıtrata muvafık hareket etmezse; hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yirmi Beşinci Söz’de yapılan Kur’an tarifinde “Kur'an şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi,..” ifadesi geçer. Buna göre şu kâinatın ifade ettiği mânâları anlayamayan insanlara, Kur’an bir yol gösterici, bir tercüman vazifesi görüyor. Yani, bir insan Kur’ana uymakla, kâinattaki fıtrat kanunlarına da en güzel şekilde uymuş oluyor.

Her iki kanunlar manzumesini de koyan Allah’tır. Toplum hayatına yön vermek isteyen insanların başarıya ulaşabilmeleri için kâinat kitabını iyi okumaları ve ondaki fıtrat kanunlarına uymaları gerekir. Bunu yapabilen insanlar, dünyada başarıya erişir ve mükâfatlarını görürler.

Fıtrat kanunu çok geniş bir sahayı kaplar. Bu kanunlar sayılamayacak kadar çoktur. Öte yandan, Üstad’ın sözünü ettiği kimseler de belli bir zümreye has değildir. Meselâ, komünizmin en büyük propaganda vasıtalarından birisi olan ‘eşitlik’, kâinattaki fıtrat kanununa zıttır. Bunun içindir ki bu felsefe tutmamış ve ancak zulümle bir süre devam edebilmiş ve sonunda yıkılmıştır.

Kâinattaki İlâhî icraatlar, ‘eşitlik’ değil, ‘adalet’ esası üzerine cereyan eder. Bunu anlamak için sadece insan simasına bakmak yeterlidir. İnsanın yüzündeki göz, kulak, burun, ağız arasında eşitlik yoktur. Ama bu taksimde adalet vardır.

Yani ağzın hakkı yemek, tatmak, konuşmak; gözün hakkı görmek; kulağınki ise işitmektir. Her hak sahibine hakkını vermek demek olan adalet, insanın yüzündeki vazife taksiminde çok açık olarak kendini gösterir. Şimdi birisi kalkıp bu fıtrat kanununa aykırı bir çığır açsa, insana zarar vermekten öte bir şey yapmaz.

Bir başka fıtrat kanunu ‘tedric’ kanunudur; yani, eşyanın birden ve âniden değil tedricen, kademeli olarak ve safhalar halinde yaratılmasıdır. Toplum hayatında bir çığır açmak isteyen kişi de bu kanuna uyacak, çekirdek hükmündeki bir kadro ile işe başlayacak ve maksadına sabırla yürüyecektir. Sonuca birden bire varma arzusu, ya insanı hayal kırıklığına uğratır veya kanun dışı anarşik metotlara sürükler.

Bir başka kanun, ‘yardımlaşma ve ihtisas’ kanunudur. Güneşin sermayesi ışık ve hararettir. Havanın, suyun, toprağın da kendilerine göre sermayeleri vardır. Bunların hiçbiri tek başına bir çiçeği dahi yapamazlar. Ama ilâhî irade, bunların yardımlaşmalarını istemiş ve her biri kendi kabiliyetini ortaya koymuş, bir araya gelerek aynı gaye etrafında toplanmışlar; her biri kendi ihtisas sahasında iş görmüş, diğerinin işine hiç mi hiç karışmamış ve böylece yeryüzü önce bitkilerle, sonra hayvanlarla ve sonunda insanlarla şenlenir olmuş.

İşte toplum hayatında bir çığır açmak isteyen kişi de her işi tek başına yapma sevdasından vazgeçecek, her konuda ihtisas sahibi insanları etrafına toplayacak ve yardımlaşmayı esas kabul etmiş bir toplukla hedefine doğru yol alacaktır.

Bir başka fıtrat kanunu ‘iktisat’tır. Bütün renkleri, sayısız şekilleri, farklı büyüklükleri görmek için bir tek göz vazifelidir. Bu, mükemmel bir iktisattır. Tatların bütün çeşitleri içinde bir tek dil kâfi gelmektedir. Her renk için ayrı bir göz, her tat için ayrı bir dil, her çeşit ses için farklı bir kulak gerekseydi insanın binlerce, on binlerce çeşit gözü, dili ve kulağı olması gerekirdi.

İşte bu fıtrat kanununa uyarak israftan sakınmak ve iktisadı esas tutmak gerekiyor. Böyle yapmayanlar toplum hayatına müspet yön veremez, faydalı bir çığır açamazlar.

Misaller çoğaltılabilir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...